|
Yazın son haftalarına girdiğimiz bu günlerde, 6 üniversitemiz, yeni döneme yönelik hazırlıklarını tüm hızıyla devam ettirmektedir. Bu yıl ÖSYS sonuçlarıyla KKTC üniversitelerine yerleşme hakkı kazanan öğrencilerin sayısı, geçen yıla oranla %79,7 arttı. Bu tabii ki KKTC üniversitelerine kayıtların bu oranda artacağı anlamına gelmez. Bu yalnızca merkezi yerleştirme sınavı sonuçlarına göre yerleştirilen öğrenci sayısıdır. Bundan sonra yapılması gereken, yerleştirilen bu 10 bine yakın öğrencinin tümünün üniversitelerimize kaydını yapmalarını sağlamaktır. İşte bu bağlamda da üniversitelerimizin imajı belirleyici faktör olacaktır.
Doktora eğitimimi gerçekleştirmek için gittiğim İngiltere'de, öğrenci sayısının, o zamanın rakamlarıyla, nüfusun %10'unu aşan oranda olduğunu söylediğimde oradaki üniversite yetkilileri hayretler içerisinde kalmışlardı. Şimdilerde üniversitelerimizde okuyan öğrenci sayısı KKTC nüfusunun %20'sine yakındır. Bunun içindir ki, kim ne derse desin, KKTC bir üniversiteler diyarıdır. Tabii ki olaya sırf nicesel olarak bakmak yanlış olur. Hele konu eğitim olunca, nitelik daha da bir ön plana çıkmaktadır. Adamıza gelen öğrencilerin kalitesinden, verilen eğitimin kalitesine kadar nitelik çok önemlidir. Eğitimde kaliteyi yakalama yolunda alınacak çok uzun bir yolumuz vardır. Ama bunu belirtirken de üniversitelerimizin gerek Türkiye, gerekse bulunduğumuz bu coğrafyada önemli yerlerde olduğunu söylemek herhalde abartılı olmaz. Ben bugünkü yazımda kaliteden fazla, beklide kalitenin bir katalizörü, kaynağı olacak olan imaj konusuna değinmek istiyorum.
Gözlemlediğim kadarıyla yıllar itibariyle adadaki yüksek öğrenimimiz bir kişilik kazanamamıştır. İmaj aslında kişilik demektir. KKTC'de gelişen üniversite sektörü 10 sene öncesine göre bütün olumsuzluklar ve sorunlar bir tarafa, çok daha iyi seviyelere gelmiştir. Fakat bu iyileşme bölge ve özellikle Türkiye gözünde yükseltilememiştir. Bunun da temelinde imaj sorunu yatmaktadır. KKTC'deki üniversitelerin özellikle Türkiye'deki imajı hak ettiği yerde değildir. Üniversitelerin imaj değişikliğine gitmesi gerekmektedir.
Hizmetler ağırlıklı ekonomik yapısıyla KKTC'de yüksek öğrenimin yeri büyüktür. Bu alanda dünya ve bölgesel gelişimlere bakıldığında, üniversiteler sektöründe kıran kırana bir rekabet vardır. Bugün yerel gazetelerimizde bile Britanya üniversitelerinin KKTC vatandaşlarını kendilerine çekmek için verdikleri reklamlar ve düzenledikleri tanıtım faaliyetlerini devamlı görmekteyiz. Önemli hedef kitlemiz olan Türkiye'de Devlet özellikle Anadolu'nun her bölgesinde üniversite kurma veya sayısını artırmaya gitmektedir. Türkiye genelinde üniversite sayısını 200'ün üzerine çıkartılması hedeflenmiştir. Hal bu iken KKTC üniversitelerinin bu üniversitelerden farklı bir imajla piyasada olması gerekecektir. Aksi takdirde Türkiye'den öğrenciler KKTC'ye niye gelsin? KKTC üniversiteleri niye tercih edilsin?
Bunun için üniversitelerin bireysel girişimleri ötesinde bir birlik içerisinde hareket ederek gerekli tanıtım ve reklamları yapmaları gerekir. Burada önce hedef kitleyi belirleyerek ona göre imaj oluşturulması gerekir. Devlet nasıl turizm için kaynak ayırıyorsa, üniversitelerle işbirliği içerisinde yeni bir imaj değişikliğine giderek, gerekli olan tanıtıma destek vermesi gerekmektedir.
Bir öğrenci bir üniversiteyi seçerken, üniversitenin kalitesi yanında o ülkedeki üniversitenin bulunduğu bölgenin; sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel, faktörlerini de dikkate alarak seçimini yapar. İşte bunun için imaj değişikliği ve tanıtımı bir bütünlük içerisinde ülke bazlı yapılması gerekir. Ancak bu sayede üniversite kendi tanıtımını tamamlamış olabilecektir. Tabi ki bu da gerek merkezi gerekse yerel yönetimlerin belli sorumluluklar üstlenerek bunları yerine getirmesi ile başarılabilir.
Hiç kuşkusuz, üniversitelerin inandırıcı olma özelliği ancak bilinçli bir tanıtım programıyla ve verilen sözlerin gerçekleştirilmesiyle sağlanabilir. İşte bu verilen sözlerin tutulabilmesi için yüksek öğrenimde standartların oluşturulması gerekir. Bu standartlar yasallaştırılarak üniversiteler bağlayıcı kılınmalıdır. Bunun yanında üniversiteler içerisindeki fakülte ve yüksek okulların da uluslararası kabul görmüş akredite veren kurumlardan denklik ve akreditasyon alma yönünde çalışmalar yapılması gerekir. Uluslararası akreditasyonlar, öğrenci kabulünden tutun da, verilen eğitimin kalitesi, öğretim elemanlarının kendilerini geliştirme zorunlulukları ve mezun olacak olan öğrencilerin kariyer edinmelerine kadar birçok konuyu ele almaktadır. Kendi standartlarımız ötesinde uluslararası kurumlardan denklik alma direk olarak eğitimde kalitenin artmasına destek olabilecektir. Bunlar pozitif imaj yaratabilecektir.
|