|
Ülkelerin ekonomi yönetiminde etkin ve yerinde politikalar üretmek için belli istatistiki verilere ihtiyaç vardır. Ekonominin değişik sektörlerindeki üretiminden tutunda istihdamdaki gelişmelere, dış ticaret ve daha birçok veri ekonominin doğru yönetilmesi için gerekli girdilerdir. Bunların devamlı güncellenmesi ve kamuoyuyla paylaşılması, özellikle piyasadaki aktörlere, politika üreticilerine aktarılması şarttır.
Son günlerde yaşanan küresel finansal krizle birlikte ekonomimizin olumsuz etkileneceği ihtimalleri artarken, durum tespit yapmak ve gerekli politikalar üretmek gerekmektedir. Bunun için de veriye, makro-ekonomik göstergelere ihtiyaç vardır. Fakat ne yazıktır ki bunlar elimizde yoktur. Bugünlerde çoğumuz elimizde yeterli veri olmadan, kendi tahmin ve tespitlerimizle havadan yorumlarla durumu geçiştiriyoruz. Bu da bana göre büyük bir yanlıştır. Ekonomideki gidişatı iyi ölçmeden geliştirilecek politikalarda hata yapma ihtimali yüksek olur.
Bugün günlerden 7 Kasım 2008 ve hala daha 2007 milli gelir kesin rakamları açıklanmış değildir. Bırakın 2008 yılının son aylarındaki gelişmeleri, elimizde 2007 kesin rakamları bile yok! 260 bin nüfuslu, 100 bin civarında çalışanı olan bu mikro ekonominin hala daha 2007'de ne kadar ürettiği belli değil. Sektörlerin 2006'ya göre nasıl geliştiğini kesin olarak bilemiyoruz. Bazı yorumculara göre açıklanan %2,5'lik reel küçülme doğru değilmiş!... 2007'de de büyümüşüz... Ve gidiyor. İnanılır gibi değil...
Diğer taraftan bakıyorsunuz, Türkiye, AB, ABD 2007 ile ilgili verilerini çoktan yayınlamış. Hatta 2008'in ikinci çeyreği ile ilgili genel verileri ve Ağustos ayının da sanayi üretimi, istihdam-işsizlik gibi önemli verilerini de kamuoyuyla paylaşmışlar. Bunun yanında yaygın bir anket kullanımıyla piyasadaki gelişmeleri yakından takip ediyorlar. Politika üreticileri de bunlara dayalı kararlar alarak ekonomiyi yönetmeye çalışıyorlar. Bu kadar büyük ekonomilerde bunlar yapılabiliyorsa, bizim bu mikro, küçücük ekonomimizde neden bu başarılamıyor?
Üniversitede verdiğim ders ve ilgilendiğim bir konu olması nedeniyle ödemeler dengesini çok kullanıyorum. Ülkelerin dış dünya ile olan ekonomik ilişkileri; ticari (ithalat - ihracat) ve sermaye hareketleri gibi önemli ekonomik göstergelerin anlatıldığı bu gösterge ekonomi yönetimi için önemli bir kaynaktır. KKTC ödemeler dengesini diğer ekonomilerle karşılaştırmaya çalıştığımda istatistikî yapı ve standart olarak ne kadar zayıf olduğumuzu görüyorum. Milli geliri 2-3 bin dolar alan Asya ve Afrika öğrencilerimin kendi ülkeleriyle ilgili sundukları ödemeler dengesi bile bizim 10 bin doları aşkın kişi başı gelirli ülkemizin istatistiklerinden çok daha gelişmiş durumdadır.
Bizim ödemeler dengesini anlamak mümkün değil. İçinde neydi belirsiz kalemler var. Örneğin "görünmeyen işlemler" başlığı altında, "diğer görünmeyenler". Yani turizm hizmetleri dışında sağlanan diğer hizmet gelirleri var. Ve bu kalem tutarı bizim turizm gelirlerimizin neredeyse 3 katı kadardır. Nedir bu kalemler ki turizm gibi önemli bir sektörden daha fazla gelir sağlıyor? Aklıma ilk gelen yüksek öğrenim gibi ekonomik aktivitelerdir. Bu görünmeyen hizmetleri bu mikro ekonomide tespit etmek ve kayıt altına almak bu kadar zor mudur?
Her ülkenin ödemeler dengesinde olan "hata ve noksan" kalemi bizde de var. Yalnız bizdeki hata ve noksan
kalemi çok yüksek. Bakın, 2006 yılı rakamlarına göre hata ve noksan miktarı 246 milyon dolar. İhracatın tam 4 katı. Ayni yılda Türkiye Cumhuriyetinden aldığımız yardım ve kredilerden de çok. Aynı rakam koca Türkiye'de, ihracatın yalnızca %4'ü, Güney Kıbrıs' ta ise ihracatın %3'ü kadardır. Bizde bu verilerde neden bu kadar hata ve noksanlık var?
Yukarıda verdiğim örnekleri çoğaltabilirim. Ama burada var olan sorunlara takılı kalmamak gerekir. Gerçekten sorunumuz ve hatalarımız olduğunu kabullenerek bunları çözmek için ne yapmalıyız, nasıl bunları aşabiliriz, buna bakmalıyız.
Aslında bu sorunların nasıl aşılacağı, nelerin yapılması gerektiğini İstatistik ve Araştırma Dairesi Başkanı Güner Mükkellef çok iyi biliyor. Kendisiyle yaptığım görüşmede nelerin yapılması gerektiğini raporlarıyla detaylı bir şekilde anlattı. Daire Başkanı Mükellef, İstatistik ve Araştırma Dairesinin DPÖ bünyesinde olmasının belli sorunlar yarattığı ve istatistik alanında gerekli vizyonun gelişmesine mevcut yapının engel olduğunu gerekçeleri ile anlattı. Bu dairenin DPÖ'den ayrılarak bağımsız bir yapıya kavuşturulmasının şart olduğunu çalışmalarıyla anlatan Mükellef aslında bunun AB uyum çalışmaları çerçevesinde de yapılması gerektiğinin altını da çizdi. Hazırladıkları raporlarda eksikleri ve hataları olduğunu da kabul ederek bunların gerek personel gerekse teknik kapasitenin güçlendirilmesiyle aşılabileceğini ortaya koydu.
Bu çerçevede istatistik biriminin ayrı, bağımsız ve AB'ye uyumlu olabilmesi için AB teknik heyeti ile çalışılarak daire tarafından hazırlanan yasa tasarısının biran önce yasallaşması gerekmektedir. Bu sorunlarımızı örtbas ederek veya erteleyerek bir yere varamayız. Ekonomi yönetimi için güçlü istatistikî altyapıya ihtiyaç vardır. Problemlerin tespiti ve gelişmeleri ölçebilmek için kapsamlı ve devamlı güncellenen veriler gereklidir. Ancak güçlü istatistikî altyapı ile doğru politikalar üretilebilir ve reformlara rehberlik edilebilir.
Kısacası bu eksikliğin giderilmesi için siyasi iradeye ihtiyaç vardır. Bu bağlamda hükümetin bu önemli meseleyi fazla geçiktirmeden meclis gündemine getirerek yasallaştırması gerekmektedir. Böylece istatistik biriminin önü açılacak ve kendi özerk yapısı ve güçlendirilmiş kapasitesi içerisinde günün ihtiyaçlarını karşılayacak istatistik hizmetleri üretebilecektir.
|