Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
" Sivas 93" sahnelendi
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Play-offlarda haftanın programı
Maçlar farklı geçiyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Evlilikte ilk yıllar

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Araştırmalara göre, erkek ve kadınların bir ilişkiden bekledikleri aynıdır. Her iki cins de, sevgi ve tatmin edici bir cinsel ilişki istiyor. Her iki cins de, karşısındakinden yakınlık, samimiyet ve ilişkiyi denetleme gücü istiyor. Erkekler daha kolay âşık olurken, kadınlar aşktan ve bitmiş bir evlilikten daha kolay çıkıyorlar.

   Çevrenin beklentileri, toplumun belirlediği evlilik yaşının gelmesi, aşk, cinsel çekim ve daha nice etken evlilik adımını atmamızı kolaylaştırır. Ömür boyu sürmesi umuduyla atılan bir adım olsa da, boşanma olaylarında hızlı bir artış olduğu tartışılmazdır. İstatistiklere göre, en yoğun boşanmalar evliliğin ilk beş yılında gerçekleşmektedir.

   Kadın ve erkek arasındaki ilişkinin evlilik kararıyla birlikte değişime uğraması kaçınılmazdır. Toplum olarak, evlilik konusuna masalsı ve romantik yaklaşımlar yaparız. Evlenince her şeyin daha iyi olacağına inanırız. Evliliğin, sevgili olmayı başarmış karı kocalar yaratacağını, aşk meyvelerimiz olan çocuklarımızın resimdeki yerlerini alacağını düşleriz. Düşlerin güzelliği, evlilikle beraber oluşan değişimi engellemez.

   Ailenin kadını ve erkeği olarak, genç evlilerin ilk yılları oldukça yıpratıcıdır. Duygusal ve cinsel başarısızlık olasılığının yanı sıra, evli bir çift olarak yeni toplumsal rollere uygun davranma, ailelerin ve arkadaşların beklentilerini cevaplama uğraşı, evlilikle ilgili düşsel beklentilerin üzerine gölge düşürür. Düşsel beklentilerini sorgulamak ve gerçekçi dönüşümler yapmak yerine; karşılıklı yetersizlik, beceriksizlik, güvensizlik şüphelerinin tuzağına kapılırlar. Hele bir de evlenme nedenleri arasında, ana baba baskısından kurtulmak, daha rahat bir yaşam sürmek, zamansız bir gebelik gibi nedenler de varsa, ilk yıllar bir kâbusa dönüşebilir. Ne yazık ki günümüzde kâbusların önemli bir miktarı evliliğin boşanma ile sonuçlanmasına neden oluyor. Oysaki bu yıllar zor yıllardır ama çözümsüz yıllar değildir. Boşanma ya da bir çocuk yaparak evliliği kurtarmaya çalışmak, sorunu çözecek doğru yaklaşımlar değildir.

   Yeni evliler, önce karı koca olmayı öğreneceklerdir. Oldukça güç bir uğraştır bu; çünkü bekârlık alışkanlıklarının önemli bir bölümünü geride bırakmayı ve yeni rollere uyumu gerektirir. Ana babalarına olan bağların bir kısmından özellikle ekonomik bağdan kopmak; genç çift için önemli bir ilk adımdır. Ekonomik sorumluluklarını yerine getirmeyi öğrenmek, başka birçok olumlu adımın da habercisi olur. Kendi yağları ile kendi ciğerlerini kavururken ortak kararlar almayı ve uygulamayı da öğrenirler. Bu kararların bazıları yanlış ya da eksik ya da gerçekdışı olabilir; ama evlilikte hak ve sorumluluklar dengesini kurmayı başarmalarını sağlar. Bunun yanında, karı ve kocanın her ikisini de mutlu edecek ortak yaşam noktalarını keşfetmeleri için, ailelerinin etkisinden uzaklaşmayı başarmaları gerekir. Farklı kişilik özelliklerinin, farklı beklentilerinin ve geçmişten getirdikleri farklı doğruların ortaya çıkaracağı farklı çatışma durumlarından zaferle çıkmaları ve kendi evliliklerinin doğrularını elde etmeleri için, bağımsızlığa ihtiyaçları vardır. Ailelerin etkisi, çoğunlukla çocuklarının evliliklerini korumaya ve kolaylaştırmaya yönelik iyi niyetli girişimlerden oluşur; ancak bu iyi niyetin içine ister istemez kendi evliliklerinin çatışmaları ve çözümleri de girer. Unutulmamalıdır ki; genç çiftin ana babası da, kendi evliliklerinin orta yaş dönemecine gelmiş ve evden ayrılan çocuklarının geride bıraktığı boşluğu doldurma telaşına düşmüşlerdir.

   Sonuçta, evlilik çatısı iki kişiyle kurulur. Bu iki kişinin çift olmayı başarmalarıyla da dayanıklılık kazanır. İlk yılların sorunlarını çözmeyi başarmış bir evliliğin, ömür boyu sürme olasılığı oldukça yüksektir. Karı koca dışında, evliliğin içinde olması beklenen sadece çocuklardır. Evde yaşayan akrabalar dâhil; yakın çevre evliliğin dışında kalmayı başarmalıdır.

 

Elimden gelen bu ben iki kişiyim

Çoğalmak neyse ne azalmak zor

Birisi seni her an bırakıp gittiğim

Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor

Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim

Gözlerine kirli bir bulut getirdim

Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor    Atilla İLHAN

   1216 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital