|
Son günlerde ülkemizde saldırganlık girişimlerinin oldukça arttığı görülüyor. Evlerin içinden sokaklara taşan bir denetim yoksunluğu yaşanıyor. Trafikte, alışverişte, plajda, lokantada herkesin "kafasının tası" çok çabuk atmaya başladı. İş o derece ileri gitti ki; hastayı acile yetiştirmeye çalışan sağlık görevlisi dövülüyor; trafik kazalarını azaltmada en önemli görevi üstlenen polisimiz saldırıya maruz kalarak, ağır yaralanıyor.
Öfke; sevinç, haz, korku gibi doğal ve sağlıklı bir duygudur. Diğer bütün duygu durumları gibi dışa vurulması da gerekir. Öfkenin insanı egemenliği altına alan, kontrolsüz bir güç haline gelmesini sağlayan şey; öğrenme ile edinilen yanlışlıklardır. İnsanlar öfkelendiklerinde, bunu baskı altına alabilirler. İfade edebilirler ya da sakinleşmek için çeşitli davranışlar yapabilirler. Baskı altına almak her zaman işe yaramaz. Süreklilik kazandığında, psikosomatik hastalıklara (mide, bağırsak sorunları, alerjiler, yüksek tansiyon gibi) ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir. Dışa vurum, yanlış yönlendirildiğinde yıkıcı olur ve artık doğal değildir. Bu noktada öfkenin yeni bir adı vardır: Saldırganlık.
Saldırganlık, engellerle karşılaştığını düşünen bireyin; kendisine ya da çevresine zarar vermek amacıyla, yaptığı davranışlardır. Saldırgan kişiler, sorunlarını bu yolla çözmeyi öğrenmiş kişilerdirler. Öfkenin yanlış ifadesi olan bu durumun çözümü ancak, öfke yönetimini öğrenmekle mümkün olur.
"Öfke Yönetimi" denilen kişisel eğitim, yaşamın erken dönemlerinde çocuklara verilmelidir. Bunun için de anne babaların öfkelerini doğru bir biçimde yönlendirmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Kızmak, bağırmak, kırmak, vurmak gibi eylemler; öfke sonucunda gösterilen öğrenilmiş ve tercih edilmiş davranışlardır. Yetişkinlerin yapması gereken, öfkenin ifadesinde yeni ve doğru tercihler edinmektir.
Kişinin kendini tanıması, öfkesini doğru yönlendirmesinde önemli ilk adımdır. Çok çabuk "parlayan", "gözü dönen" birisi misiniz? Kontrol elinizden gittiğinde ya da kontrolünüzü kaybedeceğinizi düşündüğünüzde neler hissediyorsunuz? Hemen harekete geçme arzusu mu? Rahatsızlık mı? Yoksa size haksızlık mı yapılıyor? Cevaplarınız olumlu ise, öfke kontrolünü acilen öğrenmeniz gerekiyor.
İkinci adım, öfkenizi kızgınlıkla dışa vurduğunuzda rahatlamayacağınızı, aksine bunun bir alışkanlık haline geleceğini kabul etmektir. Bu alışkanlık yıkıcı, zarar verici bir alışkanlıktır. Bunun yerine, öfkenizi tetikleyen faktörleri öğrenin ve onlar hakkında düşünün.
Küçük nedenlerle bile çabuk parlayan birisi iseniz; zihinsel ve bedensel gevşeme tekniklerini öğrenin.
Bedensel ve zihinsel gevşeme yolları sürekli olmadığı gibi; ciddi engellerle karşılaştığınızda işe yaramayabilir. Düşünme ve davranma tarzınızı değiştirin. Hatta konuşma dilinizi de gözden geçirin. Olayları büyütmeyen, hoşgörüyü ilke edinen bir bakış açısı geliştirmeye çalışın. Gerilim içeren sözcükleri unutun. Kendinizi tehdit altında hissettiğiniz bütün engellerinizi gözden geçirin. Bunu yaparken; sizin mutluluğunuzla ilgili kişi ve durumları da düşünün. Dünyanızdaki güzellikler büyürken; engellerinizin ne kadar küçük ve etkisiz olduklarını göreceksiniz.
Yaşadığınız yerdeki güzellikleri keşfe çıkın. Yeni insanlarla tanışın. Yakınlarınızla gülümsemeleri ve hüzünleri paylaşın. Arada bir tek başınıza kalın. Kendinizi, duygu ve düşüncelerinizde oluşan değişiklikleri gözden geçirin.
İlişkilerin her zaman birden fazla yüzü vardır. Karşınızdaki kişinin durumdan ya da olaydan ne algıladığını tahmin etmeye çalışın. Sizin algıladığınızdan çok farklı olduğunu göreceksiniz. Bu tespit, öfke duygunuzu anlayışlı bir hoş görüye veya baş edilmesi çok daha kolay olan bir başka duygu duruma dönüştürmede size yardımcı olacaktır.
Olanları abartmak ya da dramatize etmek; öfkenin şiddetini artırır. Hafife almak, hatta hafif mizahi yaklaşmak ise, olabilecek yıkımı engeller. Bunun yanında size saygı duyulmasını ve güvenilmesini sağlar.
Öfkenizi patlatmanız için uyarıldığınızı, üstünüze gelindiğini düşünüyorsanız hemen ortamı terk ediniz.
Sizi sinirlendirdiğini düşündüğünüz kişilerle, hassas olduğunuz konularda tartışmaya girmeyiniz.
Her şeyden önce, kendinize ve bütün dünyalılara gülümseyiniz. Dünya yüzünde siz bir tanesiniz. Eşsiz ve benzersizsiniz. Kendinize iyi bakınız.
|