Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
'Karar seçimlik'
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
Kime karşı alıyorsunuz?
30 milyon TL alacak var
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Kime karşı alıyorsunuz? [7]
30 milyon TL alacak var [2]
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana [2]
'Karar seçimlik' [3]
Rumların, oyunlarla hak araması sürece zarar verir [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [11]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [2]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [8]



DOĞUMUN HEMEN SONRASINDA ANNELER

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bugünkü konumuz doğum sonrasında annenin karşılaştığı bazı duygusal sorunlar ve davranışsal bozukluklar. Bu konuyu seçmemin nedeni, son zamanlarda sizlerden gelen bazı sorular ve bazı danışanlarımın yaşadığı zorlayıcı durumlar. Bir kadının anne olmakla birlikte yaşadıkları ve yaşayacakları onu seven ve ona değer veren herkesi konunun içine alır.

Döllenmeden itibaren kadın; anne olmaya başlar. Vücudunda oluşmaya başlayan fizyolojik değişimlerin yanında, duygusal ve sosyal değişimlerle de karşı karşıya kalır. Gebelik ve doğum sonrası, anne için gül bahçesinde yapılan bir gezinti mutluluğunda değildir. Aksine kendine özgü rahatsızlıkları ve psikolojik baskıları olan zor bir süreçtir. Doğum sonrasında ortaya çıkan duygusal ve psikolojik bozukluklar, genelde gebeliğin son dönemlerinde ipuçlarını vermeye başlar. Bunlar gebe kadının yakınları tarafından sıkı takip edilmesi gereken belirtilerdir ve gebe kadının içinde bulunduğu duygusal durumu anlamak için de gereklidir. Doğum zamanı yaklaştığı halde geçmeyen bulantı ve kusmalar, giderek daha fazla içine kapanmalar, kendini hasta gibi hissetmeler, ona haksızlık yapılmış gibi dargın durmalar; gebe kadını anlamak açısından önemli belirtilerdir.

Doğumdan hemen sonra, yarıdan fazla annede melankolik bir eğilim gözlenir. Anne, gergin ve yorgundur. Kendisine ve bebeğine kötü bir şey olacağı tedirginliği içindedir. Uykusu bozulur ve görünürde 'nedensiz' ağlama krizleri yaşayabilir. Söylediklerinizi takip etmede zorlanabilir, dikkatini bir noktaya toplamada güçlük çekebilir.

Bu durum birkaç hafta içinde düzelmesi gereken bir durumdur. Annenin yakınlarının -özellikle babanın- yaklaşımı bu sürecin çabucak atlatılmasını sağlar. Öncelikle yapılması gereken, annenin kendisini rahat ve huzurlu hissetmesini sağlamaktır. Herhangi bir sosyal görev ve zorunluluktan muaf tutmak da önemlidir. Başkalarının yaptığı 'zor' doğumları anlatıp onun artık ayağa kalkması gerektiğini hissettirmek de doğru değildir. Her kadının bebeğini dünyaya getirmeyi başarması, önemli ve şahsına özel bir zaferdir. Başkalarının zaferleri ile de aynı anda anılmamalıdır.

Doğum sonrası büyükannelere ve hâlâ, teyzelere de çok iş düşer. Bebekle beraber günlük yaşamda oluşan değişimler ve yapılacak işler artmıştır. Anne kendine gelene kadar yardımcı olmak gereklidir. Bu süreçte yapılması sakıncalı olan şey, yeni doğum yapmış kadın ve kocasının ayrılmasıdır. Loğusa kadının başka bir evde -örneğin annesinin evinde- bakılması doğru değildir. Kadın kendi evinde dinlendirilmeli ve bakılmalıdır. Aile çevresi, 'gündüz melekleri' gibi çalışmalıdır. Evi temiz tutmalı, lezzetli yemekler pişirmeli, çocuğun bakım görevlerini yerine getirmeli ve zamanı geldiğinde -ki bu en geç akşama doğrudur- kendi evlerine çekilip genç çifti baş başa bırakmalıdırlar. Genç çiftin ana-baba olmayı ve yeni doğanla yaşamayı öğrenme görevlerinin yanında; ilişkilerinin yeni boyutuna uyum sağlamaları için de birbirlerine ihtiyaçları vardır. Aile yakınları 'gündüz melekleri' görevini sırayla yaparsa daha iyi olur. Hem yakınlardan hiç biri dışlanmamış olur, hem de loğusa evi kalabalık olmamış olur.

Çoğu kadında doğum sonrası yaşanması beklenen bu duygu durum değişimleri, çeşitli nedenlerle bazen 'Doğum Sonrası Depresyonu' dediğimiz zor bir sürece girebilir. Doğum sonrası depresyonu yaşayan kadın; süreklilik kazanmış belli duyguların etkisi altındadır. Mutsuzdur. Yüzünde gülümsemeyi unutmuş bir ifade vardır. Dalgın, unutkan ve hep yorgundur. Yemek yememe, perişan bir görünüm, cinsel isteksizlik, dünyevi olaylardan kopukluk önemli belirtileridir. Doğum sonrası depresyonu yaşayan kadın; geçmişi ve geleceği arasında sıkışmış gibidir ve sürekli sorgulamalar yapar. Ne yazı ki bu iç hesaplaşmalar onu borçlu, suçlu çıkaran hesaplardır. Bu noktada hayatına son verme düşüncesi geliştirebilir veya hayatına son verebilir. Doğum sonrası depresyon bir yıl veya daha uzun süre devam edebilir. Tedavisi için psikoterapi gerekir. Psikoterapi yanında, ilaçla tedavi de gerekebilir.

Doğum sonrası depresyonu, yeni doğum yapmış olan kadına destekleyici davranılmadığında ve iyi bakılmadığında ortaya çıkabileceği gibi, nedeni başka faktörler de olabilir. Karı koca arasındaki uyumsuzluk ve iletişim sorunları doğum sonrası depresyonu için önemli bir tetikleyici durumdur. Doğum sonrasında bir kadının yanında en çok istediği ve ihtiyaç duyduğu kişi, çocuğunun babasıdır. Karı kocanın birbirlerinin aileleri ile olan ilişkisi de önemlidir. Çiftin aileleri ile uyumlu bir birliktelikleri yoksa kadına yardım edecek yakın akrabalar fayda yerine zarar getirebileceklerdir ya da yardım etmeye yeltenmeyeceklerdir bile. Kadının geçmişte yaşadığı bir sarsıntı da doğum sonrası depresyonunu tetikleyebilir. Erken yaşta ana ya da baba kaybı, bölünmüş ailede büyüme durumu, ölümlü trafik kazalarında bulunmuş olma, ağır geçirilmiş bir ergenlik dönemi gibi farklı travmalar genç anneyi etkileyebilir.

Doğum sonrası görülme olasılığı daha düşük olan bir dramatik hastalık, 'Doğum sonrası Psikozu' denilen bozukluktur. Doğumdan hemen sonraki haftalarda ortaya çıkabilen bu hastalığın tedavisinin hiç gecikmeden, hemen başlatılması gerekir. İlaçla ve çeşitli psikiyatrik müdahalelerle iyileştirilmeye çalışılan hasta, gerek görüldüğü takdirde hastaneye yatırılabilir. Doğumu takip eden haftalarda ortaya çıkabilen bu hastalığın başlangıç belirtileri, bazen doğum sonrası depresyonla karıştırılabilir. Hasta, huzursuz, mutsuz, uykusuz ve gergindir. Bunların dışında ölçüsü her geçen gün artan şiddette duygusal tepkiler verir. Süresi ve şiddeti giderek artan ağlama, gülme, öfke krizleri yaşar. Duygusal durumunda sıklıkla değişiklik olur. Bir an gözyaşlarına boğulurken, hemen sonra kahkahalarla gülebilir ya da saldırganlaşabilir. Akılcı ve gerçekçi olmayan düşünceler geliştirip, onları sorgusuz kabul edebilir. Bu düşünceler, "duyduğu" sesler ve "gördüğü" görüntüler tarafından desteklenir. Sanrı (halüsinasyon) dediğimiz bu durum, hastalığın tehlikeli bir boyuta ulaştığının habercisidir. Önemli bir güçten haber aldığını, bebeğini ya da kendisini kurban etmesinin emredildiğini düşünebilir ya da bu düşüncelerden yola çıkarak eyleme geçebilir.

Yaşama en değerli armağanı sunan annenin yaşayabileceği olumsuzlukları engelleyebilecek ilk adımlar; onun yanında olmak, onu önemsemek ve dinlemek, ortamını sağlıklı ve huzurlu tutmaktır. Öncelikle yaşamı paylaştığı eşi, kadının kendini iyi hissetmesini sağlayacak güçteki kişidir. Yeni başlayan yaşamların en eski umutlarımızı gerçekleştirmesi dileği ile esen kalın.

   1609 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Ocak 2009, Cuma   Bir şans daha
27 Aralık 2008, Cumartesi   BEKLENTİLERİMİZ VE "ONLAR"
12 Aralık 2008, Cuma   "Çift" olmayı başarmak
07 Aralık 2008, Pazar   GÖRÜNÜR OLALIM
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital