|
Çocuklar ne zamandan itibaren yalan söylemeye başlarlar?
Ya da çocukların anlattıkları "gerçek" olmayan "şeyler" ne zamandan itibaren "yalan" niteliği kazanır?
Çocuklar, hayal güçlerinin izin verdiği ölçüde kendi dünyalarını renklendirecek öyküler anlatırlar. Bu öykülerde, gerçek yaşamlarından ayrıntıların yanında, düşsel imgeler de yer alır: "Arkadaşı o kadar güçlüdür ki; onu okuldaki çocuklarının yaramazlıklarından korur. Evde onunla oynar. Gece ona masal anlatır. Çok güçlü olduğundan, arkadaşı çok çabuk acıkır ve bazen annesinin misafir için yaptığı kurabiyeleri yemek zorunda kalır. Babasının yeni aldığı oyuncağın içini merak eden arkadaşı, oyuncağı istemeden kırar." Anne babayı ürküten bu durum, okul öncesi çağda, çocuktan beklenen doğal bir durumdur. Bunun yanında aynı dönemde çocuğun bilinçli olarak ortadaki gerçeği "inkâr" etmesi ve herkesin bildiğinin aksi bir "doğru" üstünde ısrar etmesi de doğal karşılanmalıdır. Dünyayı keşfederken, ortaya çıkan ihtiyaçlarını gidermek, yaptıkları için azarlanmamak ve sorumluluğu paylaşmak amacıyla oluşturduğu bu düşsel sığınak onun yaşamdan aldığı farklı izleri anlatan pek çok gelişim bilgileriyle doludur. Aynı çocuk, beklenmedik bir zamanda,"masalını" sizin dünyanıza uygun doğrulara dönüştürebilir: "Aslında, o oyuncağı ben kırdım. Arkadaşım da artık yok."
Yaşamlarının ilk 6-7 yılında, çocukların düşsel öykülerini ve gündelik yaşamla ilgili farklı çözümlerini "yalan" olarak yorumlamak doğru değildir.
Gerçeğin olduğu gibi aktarılmasının önemini ve bedelini çocuğunuz zamanla öğrenecektir. Bu öğrenme işlemindeki en önemli pay ise önce ailenindir. Ailenin olan bitene getirdiği mazeretler, çocuğun bilgi dağarcığına hızla aktarılır. Ailenin "yalan", "pembe yalan", "kötü, ayıp yalan" gibi gerçeğin aktarılmasına farklı yaklaşımları varsa, çocuk bundan etkilenir. Bazen korktuğu, bazen de kendini farklı göstermek için gerçekleri değiştirme, saklama yoluna gidebilir. Ona kızılacağı ya da ceza verileceği korkusu, gerçeği saptırmasına veya saklamasına neden olabilir.
Çocuğun, 7 yaşından itibaren sosyal çevreye uyum süreci hız kazanır. Bazı çocuklar, başkalarıyla kurulan ilişkilerde uyum ve dengeyi sağlayacak sosyal davranış eğitiminden yoksun bırakılırlar. Bunun sonucunda başkalarına yönelik ilişkilerinde bencil ve çıkarcı görünebilirler. Ortaya çıkan sorunlarda ise, büyüklerin dünyasında geçerli olan "doğru" cevapları vermeyi çok çabuk öğrenirler. Kabul görmek ya da cezadan kurtulmak gibi gündelik rahatlık sağlayan bu yalanlar süreklilik kazandığında, çocuğun toplumsal ve ahlaki gelişimine ket vurabilir.
Orta çocukluk çağında, sosyal hayatın yaptırımlarına bir karşı uyum amacıyla kullanılan yalan; ergenlik döneminde bireyin sosyal ilişkilerini kolaylaştıran, düzenleyici bir rol taşır. Zor durumda kalmamak ve sorun yaşamamak için bilerek gerçekler değiştirilir. Arkadaşları ile gitmek istediği bir parti olduğunda; arkadaşında kalması gerektiğini çünkü ders çalışmak zorunda olduklarını söyleyebilir. Aile içinde yaşanan yoksulluk, geçimsizlik, şiddet gibi özel fakat bilinmesini istemediği gerçekleri değiştirebilir. Ergen, sosyal ilişkileri ile aile değerleri arasında sıkışıp kaldığında çatışma yaratmadan, sorunu çözme yolu olarak ve isteyerek yalanı kullanabilir.
Aile içinde çocuğun, kendini koruma amacıyla yalan söylemeye alışması ciddi bir sorundur. Aşırı baskıcı ve çocuğun isteklerine duyarsız ailelerde buna rastlamak mümkündür. Çocuk kendini sürekli bir sınavda hissederse ve zayıflıklarının yüzüne vurulacağını düşünürse, yalan bir savunma aracı haline gelebilir. Büyüklerin, yalanı yaşamı kolaylaştıran bir sorun çözme aracı olarak görmeleri de, çocukları etkiler. Onlar da, yapmak istemedikleri görevlerine akılcı bahaneler bulurlar: " Elektrikler kesildiğinden ödevini yapmadı. Anneannesini ziyaret etmeyi çok istiyor ama dersler yüzünden gidemiyor."
Çocukta belirgin olarak gözlenen bir yalancılık durumu varsa, öncelikle bu durumu yaratan faktörleri belirlemek gerekir. Hangi şartlarda çocuğun bu davranışa yöneldiği anlaşıldığında ise aile ile okul işbirliği başlamalıdır. Okul, ahlaki ve toplumsal gelişmenin gerçekleşmesini sağlayan olanakları sunan önemli bir kurumdur. Bunun yanında aile, kendini de sorgulamaktan kaçınmamalıdır. Çocuğun bu davranışta bulunmasının bazı nedenleri mutlaka evin içindedir. Bunlarla yüzleşmek ve ailedeki gerekli değişiklikleri oluşturmak için hazır olunmalıdır. Ana baba, çocuklarında görmek istemedikleri bir davranışı yapmaktan şiddetle kaçınmalıdır.
|