|
Anne, baba, eğitimci; hangisi olursak olalım, bu soruya verilecek "doğru" cevabı bulmak zordur. Bilimsel, kültürel ve inançlarımızdan gelen doğruları; hassas bir imbikten geçirmemiz gerekir çünkü. Ortaya çıkabilecek çatışmadan kaçınma amacıyla bazen telaşlı ve ezberci davranışlara başvurabiliriz. "Daha aklı kesmeden" öğrensin ve sonradan sormasın diye; çocukla beraber banyo yapmak, önünde soyunmak ya da cinselliği yasak konular içine kilitleyip rafa kaldırmak hep bu telaşın izlerini taşır. Telaşımıza korkularımız karıştıkça, daha fazla kaçmaya veya geçiştirmeye başlarız çocuğun sorularını. Bizi çok iyi tanıyan çocuğumuz durumu çok çabuk fark eder. Merak dolu dünyasına ayak uyduramadığımızı anladığı anda ise, yirmi birinci yüzyılın uyanık tilkilerine kulak kabartır. Televizyon, bilgisayar ve küçülen dünyanın bütün imkânları çocuksu bir kılığa girmeye hazırdır onu etkilemek için.
Erken ya da geç alınan bilgilerin hazmı zordur ve çocuğun dış dünya ile uyumunu olumsuz etkiler. Bundan dolayı çocuğun cinsel eğitimi, anne babanın çocuklarına yönelik görevlerinin içindedir.
Çocuklar "zor" sorular sorarlar; şaşırtıcı davranışlarda bulunurlar. Doktorculuk, evcilik gibi cinsel içerik taşıyan oyunlar da oynarlar. Tepkisel davranışımız hemen konuyu kapatmak, unutturmak ya da şok bir karşılık vererek çocuğu şaşırtmak olabilir. Çocuğa korkuyla ya da utanma, ayıplama içeren davranışlarla yaklaşmak doğru değildir. Çocuğumuz "zor" bir soru sorduğunda ya da beklenmedik bir davranışta bulunduğunda; öncelikle bu merakın ya da davranışın çocuğun dünyasındaki anlamını çözmemiz gerekir. Çocuk davranışıyla ya da sorusu ile ne demek istemiştir? Aslında neyi merak etmektedir? Eğer cevaplandırmaya hazır değilsek ya da nasıl cevap vereceğimizi bilemiyorsak konuşmayı ertelemekten çekinmeyelim. Düşünüp taşındıktan ve bilgi ayarına karar verdikten sonra ise uygun bir zamanda aktaralım. Oyalama, unutturma ya da yanlış, korkutucu bilgiler vermekten kaçınalım. Çocuğun anlayışına uygun ifade tarzını kullanmaya dikkat edelim. Kafa karıştıran ve yanlış anlaşılan sözcüklerden kaçınalım.
Çocukların sorularının ve oyunlarının kaynağında yaş dönemlerine göre dünyayı algılayışlarının izleri vardır. Örneğin okul çağı öncesinde çok meraklıdırlar. Kadın ve erkek vücudu arasındaki farklılıkları fark ederler ve nedenlerini anlamaya çalışırlar. Nasıl olup da annesinin karnına girmiştir? Biraz daha büyüdüklerinde ise bebeklerin annelerinin karnından nasıl çıktıklarını düşünmeye başlarlar. Çocuk; hangi yaşta olursa olsun; soruları olacaktır ve sağlıklı cinsel gelişimi için bunların cevaplandırılması gerekmektedir. Bu konuda çocuklarımızla kolay iletişim kurabileceğimiz dönem 9, 10 yaşları civarıdır. Çocuğun erken gelişim çağında başlayan cinsel eğitimi bu yaşlarda yerine oturur; pek çok konuyu doğru olarak kavrama olgunluğu kazanır. Ergenliğin öncesinde çocuk cinsellik konularından utandığı bir döneme girer. İçine kapanabilir ve sanki böyle bir konu yokmuş gibi davranabilir. Ergenlik döneminde ise, çocuğa cinsel eğitimi verme şansımız oldukça azalır. Merak ettiği konularda arkadaşlarına güvenmeyi öncelikle tercih eder. Gençlerimizin yanlış ya da eksik bilgilerle hareket etmeleri bireysel ve toplumsal trajedilere yol açabilir.
Cinsel eğitim; cinsel kimlik gelişiminin çok önemli bir adımıdır. Cinsiyeti ne olursa olsun her yaştaki çocuk; cinsel kimlik kazanımını başarı ile tamamlamış anne ve baba örneğine ihtiyaç duyar. Ana babanın çocuğu ile kuracağı olumlu, dürüst, açık ve anlaşılır iletişimin çocuğun cinsel kimlik kazanımına katkısı inkâr edilemez.
|