Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
'Karar seçimlik'
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
Kime karşı alıyorsunuz?
30 milyon TL alacak var
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kime karşı alıyorsunuz? [7]
30 milyon TL alacak var [2]
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana [2]
'Karar seçimlik' [3]
Rumların, oyunlarla hak araması sürece zarar verir [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [11]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [2]
İngiltere donuyor [2]



Çişini tutamayanlar: Bir politik edebiyat projesi

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Büyük İngiliz yazar George Orwell, sekiz yaşındayken yatılı okulda başına gelenleri anlatıyor bir denemesinde. Orwell, "St. Cyprian's" adlı bir okulda, ailesinden uzakta, yabancı bir ortamda yaşamaya başlamış küçük bir oğlan çocuğu... Geceleri sürekli altını ıslatmaya başlamış.

Dört yaşından beri yapmadığı bu "tuhaf şey", dört yıl sonra bir lanet gibi bu küçük çocuğun üzerine çökmüş, ve sabahın erken saatlerinde teftiş edilen yatağının üst üste birkaç kez ıslak bulunmasıyla, Orwell "tuhaf bir suçlu" oluvermiş. Sonunda, okul müdürünün odasında sopa yemek zorunda kalan Orwell'in yıllar sonra bu anıdan çıkarsadıklarına bakın:

"Altımı ıslatmamın (a) kötü ve (b) kontrolüm dışında olduğunu biliyordum. İkinci gerçeğin tamamen farkındaydım, birinci gerçeği ise hiç sorgulamadım. Demek ki, günah işlediğimin farkında olmadan, günah işlemek istemeden, ve günah işlememe engel olamadan, günah işlemiş olmam mümkündü. Günah illaki benim yaptığım bir şey olmak zorunda değildi: başıma gelen bir şey de olabilirdi. ... Her halükarda çocukluğumun en büyük ve en kalıcı derslerinden biri şu oldu: "iyi" olmamın mümkün olmadığı bir dünyada yaşadığımı farkettim. ... Hayat düşündüğümden daha korkunç, ben ise düşündüğümden daha kötü biriydim."

Bilinçli bir şekilde suç işlemeden (bilerek, isteyerek altını ıslatmıyordu küçük Orwell), yediği dayağı hakettiğini düşünüp kendi rızasıyla suçlu olduğunu kabullenebilen çocuklar, birçok yerde eğitimin donuk ambalajlı ürünleri oldular, olmaktalar ve olacaklar. "İnsani değerler" ve "insan hakları" gibi moda terimler ışığında, şiddetin kaçınılmazlığını kavrayıp temellendirmek zordur. O yüzden kendi kendinize sorun: hangimizin çocukluk anılarında tokat, sopa ve belki de fazlası yok ki?

İlkokulda arkadaşlarımla topluca yaramazlık etmemiz sonucu sopa yerken, öğretmenimin çalışkan bir öğrenci ve sınıf başkanı (sınıf kaptanı mıydı yoksa?) olduğum için bana kıyak geçtiğini, sert vurur gibi yapıp aslında sopayla hafifçe dokunduğunu, böylece diğer arkadaşlarım gibi kıçımın tutuşmadığını hatırlıyorum.

Bu bana her zaman çalışkan ve mutlaka bir topluluğun başkanı veya bir geminin kaptanı olmam gerektiğini öğretmedi tabii ki. Ama aile büyüklerine, toplumsal otoritelere asgari saygıyı göstermenin belli suçlar karşısında "hafifletici sebep" olarak kullanılabileceğini öğrendim. Saygıda çok kusur etme, böylece daha rahat bildiğini okur, daha kolay hınzırlık edersin. Kapiş?

Fakat aynı zamanda yine küçükken bir inşaat alanında arkadaşımla oyun oynadığım için öküz bir mal sahibinden tokat yediğimi de hatırlıyorum mesela. Yaşıma başıma bakmayıp bana sille indiren o hayvanı sokakta görüp tanısam, "mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi" diyerek olgunlaşmış beş kardeşimle kendisine musibetliğini iade ederdim herhalde. Ama sokakta görsem tanımam, tanımaya da çalışmam. Şiddete maruz kalıp kindar olamamak, kindar olamayıp "adil şiddete" inanmak da var.

Diyeceğim, dün altını ıslatanlar, bugün üste çıkarlar. İnsan hayatında bu o kadar "doğal" bir kural ki bunu yazı konusu yapmak bile abes aslında. Ama bu bilgi sayesinde, niye sıkça ülkemin siyasi gündeminden uzak kalmak istediğimi ve bunu memnuniyetle başardığımı anlayabiliyorum. Vaktiyle altını ıslatmış birileri, seçim zaferleri, daha fazla para veya daha fazla gönül kazanarak üste çıkmak istiyorlar. Yadırgamıyorum, ve pek kaale alamıyorum.

Çünkü ben de bir zamanlar (hatırlamasam da) mutlaka altımı ıslattığımın bilincine varıyor, bu "şapşal çocukluk" zemininde her birimizin gevşek bir mesaneden ibaret tuhaf bir ortak yönü olduğuna kanaat getiriyor, ve hayatım, ülkem ve dünya ile ilgili acınacak bir "iyimserliğe" kapılmayı reddediyorum.

Tıpkı gündemi meşgul eden siyasetçiler gibi, kişisel seçimlerimin bana maddi bir gönül ferahlığı hediye edebileceğine ihtimal vermesem, yazar olabilir miydim? Artık çişimi değil, dilimi tutamadığım takdirde kâh aba altından kâh ortalık yerde sopa yemek söz konusu.

Orwell, "altını ıslatanı sopayla dövme" gibi barbar bir yöntemin tuhaf bir şekilde, bedeli ağır olsa da, işe yaradığını ve o işkenceden sonra altını ıslatmadığını söylüyor. Eh, çocukluktan kurtulabilmek için eğitmenliğe meraklı otoritelerin gözünde "Orwellist zorunlu günahkârlık" rolü için gönüllü olacağız demek. Fakat, toplumsal bir perspektiften soracak olursak, yeterince sopa yedik mi? Hadi itiraf edin, bize hep kıyak geçtiler, değil mi?

Belki de Orwell'in en önemli temsilcisi olduğu "politik edebiyatın" görevi, çocuğa çişini tutmayı öğretir gibi, okura, entelektüel tokatlar atarcasına, hayatın acımasızlığı karşısında rasyonel bir "kötü çocuk" olmayı öğretmektir. Bu yüzden belki de, en önemli Türk romanı olduğu söylenen Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar"ı gibi, Kıbrıslı Türk küçük burjuva dünyasını anlatan bir romana, yani "Çişini Tutamayanlar"a ihtiyaç vardır. Orwell'in sade ve dürüst anlatımını örnek alarak, toplumsal çocukluğumuzu hikaye edip geride bırakabilmek adına...

   1512 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Ocak 2009, Cumartesi   Raif Denktaş’ın anısına bir sav: Kuzey Kıbrıs’ın ‘militarist kapitalizm’ ilkesi
27 Aralık 2008, Cumartesi   Evrensel aklın habercisi: Muntazar El Zeydi potinlerini niçin savurdu?
23 Aralık 2008, Salı   Alexandros Grigoropoulos’un yokluğunun dünyaya armağanı: Anarşi
13 Aralık 2008, Cumartesi   Kara kedinin lütfu: Lanetlilerin politik birlikteliği için çağrı
06 Aralık 2008, Cumartesi   60. yılında Evrensel İnsan Hakları: Niçin? Hangi insan için?
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital