Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Carlin vs. Ölüm

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Haziran 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Amerikalı sert komedyen George Carlin geçtiğimiz pazar günü öldü. 71 yaşındaydı. Şayet "sert komedi" diye bir tür varsa, Carlin'in bu türün gelmiş geçmiş en büyük "soytarı krallarından" olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. O seyircisini "Hoşgeldiniz... Beni siz yarattınız" gibi boş laflarla değil, "Fuck you" ile selamlıyordu. Gerekçesi, "kendinizi evinizde hissedin diye".

George Carlin hem baş ağrıtan "sözde karmaşık" politik meselelere, hem de "en olağan" saydığımız gündelik davranışlarımıza dair yaptığı her espride yüzümüze sürekli "sertçe" bir şeyler vuruyordu. Bu şeylerden belki de en temel olanı, insan denen varlığın saçmasapanlığıydı. İnsanı ciddiye almaması, onun dehasını körüklüyordu adeta.

Komik ve politik bir figürdü, ve bu iki sıfatın ne birinden ne de diğerinden ödün veriyordu. Hem komik hem politik olunabilirdi; dahası, en etkili politik mesajın komik olunarak verilebileceğini kavramıştı, öğretmişti. Bir lisan ustasıydı; kelimelerin sakladığı çarpıcı "nüansları" açığa çıkarıyordu.

Ancak onun engin dağarcığında "baş düşmanı" olarak gördüğü, her türlü nüansından nefret ettiği bir kelime de vardı: Tabu... Carlin'i dinlediğinizde onun "ayrım yapmaksızın her çeşit tabuyu yıkmak" için doğduğunu hissetmemeniz mümkün değildi. Çok iyi bir yazardı; kendi deyimiyle, "yazdıklarını sahnede sergileyen bir yazar".

Söylentiye göre, Carlin'in favori komedyenlerinden Lenny Bruce'un "müstehcenlik" suçuyla tutuklandığı sırada Carlin sorgulanan seyirciler arasındaydı ve kimliğini görmek isteyen polise "Devletin verdiği kimliğe inanmıyorum" deyip, Bruce'la birlikte tutuklanmıştı. Daha sonra da meşhur "Televizyonda Hiçbir Zaman Söyleyemeyeceğiniz Yedi Kelime" şovundan ötürü 1972 yılında "müstehcenlik" suçuyla tutuklanmıştı.

"Herkes siyasetçilerden şikayet ediyor; siyasetçiler gökten zembille iniyormuş gibi. Belki de sadece siyasetçiler boktan değil. Onları kim seçiyor? Halk. Belki de halk boktan. Evet evet, halk boktan. Peki ben napıyorum? Seçim günü evden dışarıya tek bir adım bile atmıyorum. Neden? Şikayet etme hakkımı kullanmak için oy kullanmıyorum. Oy kullanırsan ve bir çuval inciri berbat edecek olan adamları seçersen, nasıl şikayet edebilirsin ki?"

George Carlin'in bunun gibi komik ve ilginç fikirlerini Türkçe olarak düz yazıya döktüğünüzde sahnede gürleyen, heyecanla beynini konuşturan adamın etkisi ve karizması görünmez kılınıyor elbette. Yine de Carlin'in mizahını kendince paylaşan, bu şakacı adamdan biraz nemalanan insan, daha "rahat" bir yaşam biçimini özleyip örnek alırken buluyor kendini.

Amerika Birleşik Devletleri için, "Bu ülke bitmiştir," diyor Carlin ve ABD'nin temel bir çifte standart üzerine kurulduğunu söylüyor: "Bu ülke özgür olmak isteyen köle sahipleri tarafından kuruldu!" (Bunu söyledikten sonra yüzünde yarattığı alaycı şaşkınlık ifadesini görmelisiniz). 11 Eylül saldırılarının bir Amerikan komplosu olup olmadığının hükümet tarafından yeniden "araştırılması" konusundaki fikri de gayet net ve tereddütsüz: "Bu ülkenin sahipleri kendi kendilerini araştırmazlar." Ve daha fazlası:

"Siyasetçileri unutun! Siyasetçiler size seçme özgürlüğünüz olduğu hayalini yaşatır. Seçme özgürlüğünüz yok. Sahipleriniz var. Size sahipler. Bu ülkenin gerçek sahipleri en önemli arazilere, en önemli şirketlere sahipler. Uzun zaman önce Senato'yu, Kongre'yi, devlet dairelerini satın aldılar. Yargıçlar arka ceplerinde. Ve duyduğunuz her türlü haberi ve bilgiyi kontrol eden büyük medyaya sahipler. Size sahipler. Bu büyük bir kulüp ve siz üye değilsiniz. Bu ülkenin sahipleri gerçeği biliyorlar: 'Amerikan Rüyası,' diyorlar. Doğru; çünkü bu rüyaya inanmanız için, uyutulmuş olmanız lazım."

Politik Carlin'e değindik hep. Daha gündelik ve belki de daha tuhaf olanına değinelim: "Yüzmek! Yüzmek bir spor değildir. Yüzmek, boğulmamaya çalışmanın bir yoludur. Yelkencilik! Yelkencilik bir spor değildir. Yelkencilik bir yere ulaşmanın yoludur. Otobüs sürmek bir spor değil. Niye yelkencilik bir spor olsun ki?!"

"Hiç buzdolabını açıp boş bir tabak buldunuz mu? Buzdolabındaki bir şey, bir şey mi yedi yoksa?! (Ve Carlin panik içerisinde çığlık atar...) Belki de o tavuk aslında ölü değil. Belki de parkalı, eldivenli bir fare ışığın sönmesini bekliyor."

Carlin çevrecileri de çok "seviyor": "Gezegeni kurtarmaktan bahseden insanlar var. Gezegeni kurtarmak mı?! Bundan daha kibirli bir tutum olamaz herhalde. Gezegen milyarlarca yıldır burada, ve biz zavallı insanlar onu yere attığımız plastik poşetlerle tehdit edebileceğimizi düşünüyoruz. Gezegen tehdit altında falan değil, biz tehdit altındayız. Bir başka başarısız mutasyon olarak son bulacağız. Dünya gezegeni bizim plastiğe karşı edindiğimiz önyargıya sahip değildir ki. Büyük ihtimalle Dünya plastiği kendi çocuklarından biri olarak görüyordur. Belki de sırf plastik edinmek için bizim türümüzün gelişmesine izin vermiştir. Belki de asırlardır sorduğumuz o büyük felsefi sorunun, 'Niçin buradayız?' sorusunun yanıtı da budur: Plastik için, gerizekalılar!"

Carlin başarılı bir mutanttı. Kendisinin ve insanlığın yokoluşuyla dalga geçti ve ölümün ona karşı açtığı "müstehcenlik" davasından beraat etti. Saçmasapan varlığımızı anlatarak, gezegeni değil, alık türümüzü tehdit etti, ve çekti gitti. Bu trajikomik tehdit karşısında gülebilirsek ne mutlu bize...

   646 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'den Mamas'a
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam
21 Haziran 2008, Cumartesi   Auctoritas, non veritas...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital