|
Galiba da bugün Sn. Ata Atun'la aynı konuyu irdeliyoruz. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşmenin hemen akabinde ve 3 Eylül'de başlayacak olan yeni sürecin arifesinde Güney Kıbrıs'ta baklayı ağızlardan çıkaran çıkarana...
Zamanın 'Cumhurbaşkanı' Başpiskopos Makarios'a karşı Yunan Cuntası ile Rum Milli Muhafız Ordusu ve EOKA B'nin gerçekleştirdiği darbe ve Türk Barış Harekatı'nın 34'ncü yıldönümü nedeniyle Baf'ta bir tören düzenlendi.
Rum Lideri Hristofyas, burada yaptığı konuşmada, oluşturulması düşünülen 'Birleşik Kıbrıs Federal Cumhuriyeti'nin, bugünkü 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, federasyona dönüşümü olacağını, Anadolu'nun uzantısı veya yeni bir Helen devleti olmayacağını söyledi.
Aynı gün Rum Meclisi Başkanı ve Hristofyas'ı seçimlerde destekleyen DİKO Lideri Marios Karoyan da "Bizim taraf, onurlu ve adil bir uzlaşıya hazırdır. Ancak partenojenezden kaynaklanacak veya Türkiye'ye garantörlük ve müdahale hakkı tanıyacak bir çözümü kabul etmeyiz" dedi. Karoyan devamla, "Kıbrıs Türk tarafı, iki devlet çözümü talep etmeyi sürdürürse, durum çıkmaza sürüklenecek ve sorumluluk da Kıbrıs Türk tarafına ait olacak" şeklinde görüş beyan etti.
'Partenojenez' devlet ne demek?.. Yeni doğmuş ve geçmişi olmayan bir devlet!.. Hani 'bakir bir doğum' derler ya...
Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına... Dimitris Hristofyas, bu bugünlerde oldukça dikkatlidir ve ağzından laf kaçırmamaya çalışmaktadır. Diyor ki, 'Birleşik Kıbrıs Federal Cumhuriyeti', bu günkü 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin federasyona dönüşümü olacak, Anadolu'nun uzantısı veya yeni bir Helen devleti olmayacak. Yani 'Kıbrıs Cumhuriyeti' federasyona dönüşecek ve bu iş de olup bitecek midir?.. Bunca yıllık gasp ne olacaktır?.. Değiştirilen Anayasa ne olacaktır?..
Bunlar, 'sil baştan' mı yapılacaktır, yoksa 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin önüne 'Birleşik Kıbrıs' kelimeleri de eklenerek, ufak tefek makyajlarla yama politikası mı uygulanacaktır, Kıbrıs Türk halkının, kırk yıldır Rumlar tarafından gasp edilen ve adına 'Kıbrıs Cumhuriyeti' denilen yönetime iltihakı, katılımı mı istenecektir?..
Yoksa; iki ayrı devletin katılımı ile mi gerçekleştirilecektir yeni devlet?..
Karoyan, bakir bir doğum olmayacağını ve Türkiye'ye garantörlük ve müdahale hakkı tanıyacak bir anlaşmayı da kabul etmeyeceklerini söylüyor açıkça. Türk tarafı, iki devlet ilkesinden yola çıkacak olursa, durum çıkmaza sürüklenecekmiş ve bunun sorumlusu da Türk tarafı olacakmış!..
Hani Garanti ve İttifak Anlaşmaları, Türk ve Rumlar arasında değil, fakat uluslararası bir anlaşmaydı?.. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bunu geçen gün böyle izah etmemiş miydi?..
Karşımızdakilerin niyeti belli. Hem bakir bir doğum olmasını istemiyorlar, hem de Garanti ve İttifak Anlaşmalarını da askıya almayı arzu ediyorlar.
Bunlar, Mehmet Ali Talat'ın önüne konulacak ön şartlar ise bunu da bilmekte yarar vardır. Garantörlük ve müdahale hakkını içeren bir uzlaşmanın kabul edilmeyeceğini söyleyen Karoyan, abur cubur biri değildir ve nihayet Kıbrıs Rum Yönetiminin Hristofyas'tan sonra gelen ikinci adamıdır, Rum Meclisi'nin başkanıdır.
Yoksa; kendilerine bu fikirleri veren acaba İngiltere midir?.. Malum Kıbrıs'ta yeni bir sürecin başladığı günlerde hiç gereği yokken İngiliz Hükümetinin, Hristofyas ile Memorandum imzalaması, aklın alacağı bir iş değildi. Daha müzakereler başlamadan, masada Hristofyas'ın elini güçlendiren, Talat'ın elini ise zayıflatan İngiltere'nin oynadığı oyunun, garantör bir ülkeye yakışmadığını vurgulamıştık.
Bir bakıyoruz, İngiltere, yangından mal kaçırırcasına oldu bittiler yaratarak, Kıbrıs adasında kendi lehine daha da uygun bir ortamın oluşması girişimlerini sürdürüyor. Şimdi de Kuzey'deki beş köye Maronitlerin dönüşü ile ilgili girişimlerde bulunuyormuş...
Anlayacağınız, Türkiye'nin kendi iç dertlerine daldığı bu aşamada herkes KKTC'nin ensesinde boza pişirmeye kalkışıyor. Bu da Kıbrıs'ın kuzeyinde ayrı bir Türk devleti varlığı ve nihayet aynı şekilde Türkiye'nin buradaki varlığının hazımsızlığı değil de nedir?..
Agrotur ve Dikelya'da kendi egemen üslerini sağlama alan İngiltere'nin, yeni müzakere sürecinde Rum tarafı ile Memorandum imzalaması dahi Kıbrıs Türk halkına en büyük saygısızlıktır ve Kıbrıslı Türklerin nereye sürüklenmek istendiğine işarettir.
Oynanmakta olan oyunlar son derece tehlikelidir ve bizleri bir yerlere götürmeyi amaçlamaktadır. Dikkatli ve uyanık olmak zorundayız!..
|