Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Kıbrıslı kadınlar erkeklerini özgür bırakmalı
Cezaevi büyük dert
Kutlay Erk'in babası için AİHM&'de dava dosyalandı
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk
Yıkılan köyleri için AİHM'e gittiler
Özgür ve Miroğlu anıldı
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Güven bunalımı tam olarak giderilemedi

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Temmuz 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs'ta iki taraf arasında kapıların açılmasından bu yana beş yılı aşkın bir süre geçmesine karşın, güven bunalımının henüz giderilemediği bir gerçek!.. İki taraf arasında karşılıklı güvensizlik belki bir nebze düzeldi, ama sonuçta karşılıklı güvenin tesis edilebilmesi için uzun yıllara ihtiyaç olduğu gerçeği de ortaya çıktı.

Kapılar 23 Nisan 2003 tarihinde açılmıştı. Bunlara en son Lokmacı eklendi. Çeşitli kapılardan on binlerce Türk ve Rum geçti. Ancak buna rağmen iki taraf da birbirine güvenemiyor.

Halbuki herhangi bir uzlaşmada, güven duygusu ön planda gelir. Sizin, karşı unsura, karşı unsurun da size güvenmesi gerekir. Bu işlerin 'temel taşı' budur.

'Politis' gazetesi dünkü sayısında 'Noverna Consulting & Research' isimli şirketin 6-23 Temmuz tarihleri arasında 500 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği anketin ikinci bölümünü yayınladı. Ankette KKTC'ye geçişler ve Kıbrıslı Türklerle temaslar konusu yer alıyor. Ankete katılanların yüzde 75'i Kıbrıs sorunundan önce Kıbrıslı Türklerle temasların iyi, yüzde 22'si ise kötü olduğunu belirtiyor.

'Bugünkü geçiş koşullarıyla gelecek yıl Kuzey'e geçmeyi hedefliyor musunuz?' sorusuna yüzde 75 hayır, yüzde 25 evet; 'Kapılar açıldıktan sonra Kuzey'e geçtiniz mi?' sorusuna ise yüzde 58 evet, yüzde 42 hayır diyor.

Ankete göre Rumlar, Kuzey'e geçmeme nedenlerinin sorulması üzerine şu yanıtları verdiler:

"Yüzde 29 'kimlik göstermemek için', yüzde 17 'Kuzey'de para harcamamak için', yüzde 10 'mallarımızı aldıkları için', yüzde 8 'sahte devleti tanıma olacağı için', yüzde 7 'Türklerden hoşlanmadığı için', yüzde 7 'güvenliğinden ve ordudan endişe duyduğu için', yüzde 4 'Kıbrıslı Türklerden hoşlanmadığı için' , yüzde 4 'TC kökenli vatandaşların varlığı nedeniyle', yüzde 4 'göçmen olmadığı için' ve yüzde 3 'hain olmadığı için'."

Ankete göre, yüzde 55 "Kuzey'e geçmeyenler çıkarlarımızı daha iyi koruyor" görüşüne destek verirken, yüzde 39'u bu yaklaşıma karşı çıkıyor. "Türk ordusu ve yerleşiklerin varlığı Kuzey'e gitmemi engelleyen tek şeydir" görüşüne de yüzde 65 destek çıktı.

"Kıbrıslı Türkler, Rumlarla aynı kültürel düzeye sahiptir" görüşüne destek verenler ise yüzde 25. Yüzde 60 bu görüşe karşı çıkıyor.

Ortaya çıkan rakamlara bakarak, çeşitli değerlendirmelerde bulunabilirsiniz. Ancak en önemlisi Rumların hala daha kendilerini "Kıbrıs'ın efendisi" veya 'sahibi' gibi görme alışkanlığından kurtulamadığıdır. Bu noktada gerçeği görenlerin olmadığını iddia edemeyiz. Var olmasına var da, acaba kaçta kaçı?..

Kabul etmek gerekir ki, bizde de kapıların açılmasından bu yana Güney'e geçmeyenler var. Onların da kendilerine göre gerekçeleri vardır. Rumların olduğu gibi!..

Kapılar açılır açılmaz, onlar da Rumların yaptığı gibi Güney'e geçerek doğup büyüdükleri köylerini, yerlerini, yurtlarını görmek istemişler, ancak hayal kırıklığına uğrayarak dönmüşlerdir.

Tüm bunlar, varılabilecek bir uzlaşmada en önemli ve etken unsurlardır. İki taraf arasında yarım asra yakın bir süre temas olmamış, kaynaşma olmamış, kötü izler bırakan olayların etkisi ortadan kaldırılamamıştır. Tabii ki bu konuda eğitimin ve kilisenin rolünün büyük olduğu gözden uzak tutulamaz.

Adına ne denilirse denilsin, olası bir anlaşmanın süreklilik kazanabilmesi için esas olan karşılık güvendir. Bu, bir şirketin iki ortak tarafından yürütülmesine benzer. Eğer ortaklardan biri, devamlı surette ötekine kazık atar, işlerine karıştırmaz ve kârını da hep kendi cebine atarsa, sonuçta o ortaklıktan hayır gelmez ve yıkılmaya mahkûmdur. Nihayet böyle bir muameleye maruz kalan ortak, gazeteye ilan verir, gerekçelerini de sıralar ve ortaklıktan ayrıldığını açıklar.

Eğer böyle bir durum ortaya çıkacak olursa, Kıbrıs Türk tarafının böyle bir hakkı olacak mı veya ilelebet Rum tahakkümüne mi tabi olunacak?..

Tekrar ediyoruz, Rum tarafında yapılan anketlerden ortaya çıkan sonuçlar, sapasağlam bir anlaşmayı zaruri kılmaktadır. Eski günlerin acıları, mağduriyeti henüz tam olarak giderilmezken, sadece kâğıt üzerinde kalabilecek bir uzlaşmanın pratikte hiçbir değeri olmadığı geçmişte kanıtlanmıştı.

Sadece Kıbrıs Türk tarafının değil, aynı zamanda Rum tarafının da bunlardan ders çıkarması ve Türklere karşı üstünlük taslamaması gerektiği inancındayız.

Bir yola girilirken, güven bunalımının asgariye indirilmesi ve 'hakim olma' psikolojisinden arınmak gerek!.. Yoksa; bizzat Annan Planı'nın hazırlayıcılarından İngiliz Lord David Hannay'in de belirttiği gibi, dış dayatmalı çözümler Kıbrıs'ta pek de sağlıklı ve akılcı yöntemler değildir!..

   414 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa...
22 Kasım 2008, Cumartesi   İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'un ardından
21 Kasım 2008, Cuma   Rusya'dan sevgilerle, görüşmeler kereste!..
20 Kasım 2008, Perşembe   'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranmaktan vazgeçelim artık!
19 Kasım 2008, Çarşamba   AB garantisi, öyle mi?..
18 Kasım 2008, Salı   Cemil Çiçek'ten biraz olsun ders alır mısınız?
17 Kasım 2008, Pazartesi   Ondan bundan... Ahde vefa bu mudur?..
16 Kasım 2008, Pazar   Ada'nın gerçekleri ve Talat'ın uyarıları...
15 Kasım 2008, Cumartesi   Gaziler diyarı KKTC, yıkılmadı, ayaktadır!...
14 Kasım 2008, Cuma   'Yabancı' işçi konusu ve üretenlerin beklentileri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital