|
Türkiye, geçen yıldan beri sürekli çalkantı içinde... Batı'da bir takım mihrakların işine geldiği şekilde karmaşa ortamının yaratılması ve bundan çıkar sağlanması düşünceleri elbette göz ardı edilemez.
Son olarak İstanbul Güngören'de birbiri ardına meydana gelen iki patlama sonucu 5'i çocuk 17 kişinin ölümüne neden olan haince saldırı, Türkiye'de olduğu gibi burada da nefretle kınanmaktadır.
Kıvançta ve tasada her zaman kader birliği içinde olan Türk milleti ve Kıbrıs Türk halkının üzüntüsü büyüktür. Özellikle de masum ve savunmasız sivillere yönelik bu tür saldırılar, daha bir nefret toplamaktadır. Çünkü insanlık açısından hiçbir kabul edilir yanı yoktur. Masum insanların yaşamlarına kastedenlerin ne denli gözü dönmüş kişiler olduğu ortadadır.
Amaç, Türkiye'yi yaralamak, zayıf düşürmek, güveni sarsmak ve bundan yararlanarak, davalarını ileri götürmektir. Şehir eşkıyalarının dağlarda tutunacak dalı kalmadığından, terör faaliyetlerini artık kentlere taşımaları dikkat çekicidir. Bu tür girişimlerde bulunurlarken, yatırımcıların ürkmesini, dış ülkelerden Türkiye'nin turistik bölgelerinde tatillerini geçirmek isteyenlerin kafasını karıştırmayı ümit etmektedirler.
Yani hem insanca zayiat, hem de ekonomik yıkım öngörüsüyle böylesi alçakça saldırılarda bulunmaktadırlar.
Onların gözünde suçlu, suçsuz, küçük, büyük, yaşlı, genç, sivil, asker diye bir ayırım söz konusu değildir. Gözlerini kin ve nefret, kan bürüyenlerin bunları düşünmesi beklenemez!..
Türk milletinin kan ağladığı, yüreklerin parçalandığı bu olaylar karşısında ellerini ovuşturarak, sevinç ve mutluluk duyanlar olabilir. Bu gibiler, insanlık duygularından yoksundurlar. Ancak bir yere kadar başarılı olabilirler, daha ileri gidemezler.
Türk milleti bombalı saldırılarda yaşamlarını yitirenleri toprağa verirken, dişlerini sıkmış, göğsüne taş basmıştır. Ancak birlik ve beraberliğin, dayanışmanın örneğini oluşturmuş, teröre lanet yağdırmıştır.
Beri yanda Mehmetçiğin, gerek Güneydoğu, gerekse sınır ötesi başarılı operasyonları sonucu teröristlerin beli kırılmış, dağılma noktasına gelmişlerdir. Bu nedenle doğruyu görerek, fırsat bulup da kaçanların sayısı her geçen gün daha da artmaktadır.
Dedik ya, çıkar çatışmaları her yerde, her ülkede vardır. Bir takım amaçlar uğruna illa ki birileri karıştırmakta ve yaratmak istedikleri ortamdan çıkar elde etmeyi ummaktadırlar. 'Kurt dumanlı havayı sever' misali, her türlü girişimleri, planları ve saldırıları alçakçadır, kalleşçedir.
Türkiye'nin özellikle son bir yıldan bu yana geçirmekte olduğu evrelerde dış odakların payının ne denli olduğu bilinmemekle birlikte, konumu gereği Türkiye'nin tam olarak rahata erişmesi kolay değildir. Çünkü stratejik konumu eskisinden de daha önem arzetmektedir. Bu durumun rakip merkezlerce hoş karşılandığı söylenemez. Onlar, ellerinden geleni arkalarına koymayacak ve bildikleri yolda yürümeye devam edeceklerdir.
Ak Parti davası ve 'Ergenekon' iddiaları pek tabii ki, bu çevrelere cesaret vermektedir. Türk milleti, ilgili makamlar bunlarla uğraşırken, gelişme ve kalkınma yönünde adımlar arzu edildiği şekilde atılamamaktadır. Söz konusu çevrelerin de arzu ettiği ortam zaten budur.
Gönül arzu eder ki, Türkiye yöneticileri bu tehlikeyi görerek, kişileri birbirine düşüren, kardeşi kardeşe vurduran, karşılıklı suçlamalara neden olan huzur ve güven ortamını bir an önce sağlasın. Türkiye, yöneticileri ile, iktidarıyla, muhalefetiyle, askeriyle, siviliyle bunu yapabilecek güç ve kudrettedir. Yeter ki, bazı olaylar sürgit etmesin, tartışma ortamı yaratarak kardeş kavgasına dönüştürülmesin.
Son olayların ardından Türk milletinin gösterdiği sabır ve metanet, her türlü tehlikenin üstesinden gelebilecek güç ve kudrete sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş bulunmaktadır. Türk milleti tek bir yumruk halinde teröre lanet okumuş, birlik ve beraberliğin önemini bir kez daha kavramıştır.
Yansımalarına gelince; Kıbrıs sorunu burada kritik bir aşamadan geçerken, Türkiye'yi zayıf düşürmek ve kendi iç sorunlarından kafasını kaldıramayacak durumlar yaratmak, kuşkusuz Kıbrıs Türklerinin lehine değildir. Tarih boyunca Osmanlı, ne kaybetmişse, hep kendi iç karışıklık ve zayıflığından kaybetmiştir. Onun için toparlanmak gerekir ve toparlanma zamanıdır. Çünkü Türkiye'de hiç de arzu edilmeyen tablolar, Kıbrıs Türklerinin hayrına değildir ve olamaz!..
Bu gibi tablolar yaratmak isteyenlerin, isteklerini kursaklarında bırakacak politikalara şiddetle ihtiyaç vardır!..
|