|
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın (GKK) 32'nci, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) 50'nci ve Kıbrıs'ın Türkler tarafından fethinin 437'nci yıldönümü dün çeşitli etkinliklerle kutlandı.
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın akabinde yer alan bu kutlamalar ayrı bir anlam ifade ediyor. TMT, Kıbrıs'ta sorunu başlatan değil, fakat başlatana karşı bir direniş örgütüydü. Adı üstünde, mukavemet teşkilatıydı. Sorunu başlatan ise Rum yeraltı tedhiş örgütü EOKA idi ve hedefi de adayı Yunanistan'a ilhak etmekti. 'Megali İdea' (Büyük ideal) dedikleri ENOSİS uğruna bu adada nice kanlar döküldü, nice ocaklar söndü.
TMT, dünya üzerinde en başarılı örgütlerden biri olarak biliniyor. Bir takım hatalara rağmen genelde hiç umulmadık çapta direniş sergilerken, EOKA'nın saldırılarına göğüs gerdi, gerektiğinde misillemede bulundu ve Kıbrıs Türk halkının bu adada tutunması, barınması, insan gibi yaşaması yönünde sonuç alıcı aşamaları başarı ile tamamlamış oldu.
Özellikle 20 Temmuz 1974 sonrası nice ülkelerin istihbarat servisleri, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) üzerine araştırma ve inceleme yapma ihtiyacı duydu. Şu küçücük adada, karşısındaki unsurun sayıca ve silahça üstünlüğüne rağmen, TMT'nin geri adım atmaması ve EOKA'ye 'dur şunda' demesinde sır neydi ve gücünü nereden alıyordu?.. Nasıl ve ne şekilde örgütlenmişti?.. Bu ve benzeri sorulara yanıt bulabilmek için İsrailli yetkililer detaylı bir araştırma yapmışlardı. Çünkü EOKA zaman zaman fire verirken, TMT'de böyle bir durum söz konusu değildi. Hatta EOKA'ya açıkça meydan okuyor ve "eğer saldırılarınız devam edecekse, misliyle cevap verilecektir" şeklinde de mesajlar iletiyordu.
Yani bir yerde Rum örgütünün saldırılarını frenliyor ve masum insanlara karşı uygulanan zalimce planları altüst ediyordu.
Evet; TMT hiç mi hata yapmadı?.. Hani derler ya, 'hatasız kul olmaz' diye, TMT de bazı hatalar yapmış olabilir. Ancak genele bakıldığında, bunlar elde edilen başarının yanında devede kulak kalır.
Böyle bir günde bu saflarda şehit düşenleri bir kez daya saygıyla anar, hayatta olanlara da sağlık ve mutluluklar dileriz.
Gün nedeniyle yayınlanan bildirilerde özellikle DP'nin bildirisi enteresandı. Bildiride, Kıbrıs'tan Türk askerinin çekilmesi halinde, Kıbrıslı Türklere verildi diye gösterilen hakların, kısa sürede AB normları kullanılarak geri alınacağı uyarısında bulunuldu, bu nedenle tüm toplumsal kesimlerin iç siyasi çekişmelerden uzak, mevcut süreci adil ve kalıcı çözüme ulaştırmak için elbirliğiyle hareket etmesi gerektiği vurgulandı.
Bu arada Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın kuruluş yıldönümünün Ankara'daki kutlama töreninde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın konuşması da çok önemli bir mesaj niteliği taşımaktadır. Büyükanıt, Türkiye'nin, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm istediğini, Kıbrıs Türkünün de bu noktaya dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Büyükanıt, "bence işin anahtarı nasıl olur da bir barış adil olur, kalıcı olur? Bunu bir ortaya koymamız lazım. Bu henüz ortaya konulmuş değil" dedi.
Büyükanıt Paşa yerden göğe haklıdır. Evet, 'adil ve kalıcı bir çözüm', ama nasıl?.. Bunun için nasıl doldurulacak? 1960'ta imzalanan anlaşmalar gibi, kısa bir süre sonra kağıt üzerinde kalmaya mahkum mu olacak?.. Federasyonun içi ne şekilde doldurulacak, haklar garanti altına alınabilecek mi?.. Yoksa basma kalıp ifadelerle geçiştirilecek mi?..
Rumların ileride olası bir anlaşmayı, adayı 'Kıbrıs Elen Cumhuriyeti'ne dönüştürme sevdası sonucu tanımamazlık etmesi ve Makarios'un yaptığı gibi Türklere verilen hakları bir süre sonra törpülemeye kalkışması karşısında kim, ne diyebilecektir?..
Büyükanıt'ın da işaret ettiği gibi, Kıbrıs Türk halkı zor bir karar aşamasındadır ve adil ve kalıcı bir çözüm yönünde uğraş verilirken, her şeyin ortaya konulması gerekmektedir. Her şeyin şeffaflık ilkeleri çerçevesinde halkın bilgisine sunulması ve tuzaklar dikkate alınarak, adımların çok dikkatli atılması lazım.
Nihayet adada bir çözümün geçici değil, fakat kalıcı olması tüm ilgili tarafların ve bölgenin de menfaatinedir. Ancak burada önemli olan birinin, öteki üzerinde hakimiyet kurma, egemen olma sevdasından vazgeçmesidir. Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların rahat ve huzur içinde, güvencede yaşayabilmesi herkesin dileğidir. Ancak bu da, geçmişteki trajediler dikkate alınarak, yeni trajedilere fırsat vermeyecek sağlam anlaşmalarla mümkündür!..
NOT: Birkaç gün yurt dışında bulunacağımdan yazılarıma bir süre ara vereceğim, okurlarımdan özür dilerim.
|