|
Mezar taşlarına yaslanmış ağlayan, dualar eden ana babalar, kardeşler, akraba ve dostların yüz ifadelerini KKTC'nin herhangi bir şehitliği veya mezarlığında değil, bir de Erenköy'de görmelisiniz. Arada ne kadar da fark var!..
İnsanoğlu, şehit evladının yattığı mezarı senenin 365 günü ziyaret etme olanağını bulabilirken, aynı şey Erenköy için geçerli değildir. KKTC'ye ait toprak parçası olmasına rağmen, Erenköy'ün KKTC ile sadece denizden bağlantılı olması, ziyaret olayını senede 1 güne indirgemektedir.
Şanlı Erenköy Direnişi'nin yıldönümü olan bu gün, yine o Dillirga tepelerinde feryatlar işitilecek, dualar okunacak, dünün Mücahit Teşkilatı, bu günün Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın nelere kadir olduğu anlatılacak.
Erenköy Direnişi, Kıbrıs Türkü'nün var oluş mücadelesinin temel taşlarından biridir. Azim, inanç ve kararlılığın simgesi, Türkiye'nin duyarlılığının göstergesidir.
Üniversite tahsillerini yarıda keserek, çok kısa bir eğitimden sonra vatan savunması için deniz yoluyla Erenköy'e çıkan, dahası İngiltere'den gönüllü olarak gelen ve köy halkı ile, üniversitelilerle tek yumruk olan gençliğin yarattığı destandan alınması gereken nice dersler vardır.
Makarios, Grivas ve Yorgacis üçlüsü, Dillirga'yı Türklerden temizlemek ve Erenköy'deki Türk direniş cephesini çökertmekte kararlıydı. Erenköy'ü savunan 500 kadar üniversiteli genç ve köylülerle, onlara yardıma gelen gönüllülere karşı eğitimli Yunan subaylarının komutasında 2 bin kişilik bir ordu denizden ve karadan Erenköy'ü kuşatırken, zamanın Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, yeni bir saldırı başlatmayacaklarına dair zamanın BM Barış Gücü Komutanı General Thimayya'ya söz vermişti.
Nitekim o günlerde Rum Milli Muhafız Ordusu'nun Komutanı olan Yunanlı General Karayannis, onayı alınmadığı için istifasını sunmuş, böylelikle Grivas da adadaki tüm Rum ve Yunan kuvvetlerinin sorumluluğunu üstlenmişti. 6 Ağustos'ta hücumbotlarla denizden ve tanklarla karadan şiddetini artıran saldırıların hedefi, Türkleri denize dökmekti.
Sayı ve silah bakımından kat kat üstün Rum ve Yunan kuvvetine karşılık Mücahitlerin durumu hiç de iç açıcı değildi. Nitekim, daha sonraları olayı anlatan Rum gazetelerine göre, Grivas, bölgedeki Rum halkını otobüslerle Erenköy yakınına davet ederek, Türkleri nasıl denize dökeceklerini görmelerini istemiş, Rum halkı da otobüslere dolarak bölgeye akın etmişti. Çok vahşi bir saldırıydı ve gerçekten Türklerin denize dökülmesine ramak kalmıştı. Türkiye'den ise ses seda yoktu. Mücahitler artık son mermiyi kendilerine saklamışlardı. Daha fazla dayanabilecek derman kalmamıştı.
Umutlar tükenmek üzere iken, Türk jetleri görünmesin mi?.. Erenköy Mücahidinin o anki düşüncelerini, ağlamaklı sevinç göz yaşlarını varın, siz tahmin edin!.. Birbirlerine sarılıp kucaklaşmalar ve ötesi...
Rumlar için mi?.. O an 'sıçan deliği bin altın!' Makarios-Grivas-Yorgacis üçlüsünün umduğu dağlara kar yağarken, bölgeye davet edilen halktan bir kısmı da bundan nasibini almıştı.
Eğer bugün Erenköy semalarında dalgalanan bayrak varsa, orada şehit düşenlerin kanları, cesurca direniş gösteren halkın, üniversitelilerin ve gönüllü gençlerin eseridir. Nihayet Türkiye'nin gücünün sonucudur.
O nedenle Erenköy, Kıbrıs Türkünün var oluş mücadelesinde apayrı bir yere sahiptir.
Bu gerçekler, bu günün gençliği ve çocukları tarafından acaba ne denli bilinmektedir?.. Tarih kitaplarında kapladığı yer ne kadardır?.. Erenköy'de Rum liderliğinin plan ve isteği doğrultusunda Türkler denize dökülmüş olsaydı, acaba Rumlar bu gün ne diyecek, tarih kitaplarında nasıl yansıtacaklardı?..
21 Aralık 1963'ten 20 Temmuz 1974'e kadar başta Makarios olmak üzere; gelmiş geçmiş Rum liderlerinin verdikleri o kadar çok sözler vardır ki, bunların hiç biri de yerine getirilmiş değildir. Yine aynı dönemde BM Barış Gücü'nün huzurunda verilen ateş-kes sözlerinin hiç biri tutulmamıştır.
Kıbrıs'ta şu veya bu şekilde dengeler bozulmaya görsün, öylesine bir faciayı düşünmek dahi istemiyoruz. Verilen sözlerin -yazılı dahi olsa- hiçbir değeri olmadığını dikkate alarak, müzakere sürecinde tongaya basmamak gerek!.. Hristofyas da Makarios'un izinde olduğuna göre, Talat'ın çok dikkatli davranması kaçınılmazdır.
Çağımızda halkların sindirilmesinin metotları da değişmiştir. İlla ki silahla olacak diye bir kural da mevcut değildir. Ekonomik yöntemlerle Kıbrıs Türk halkını çökertmek isteyenlere karşı en ufak bir olanağın tanınması, öyle yaralar açar ki, bunu tedavi edebilmek zor, hatta imkansız hale gelir. Makarios, aynı yöntemi o günlerin koşullarında bir süre uygulamış ve kısmen de başarılı olmuştu.
Şanlı Erenköy Direnişi'nin yıldönümünde nereden başlayıp, nerelere geldik. Sözlerinde durmayanların kimler olduğunu ortaya koyduk. O bakımdan başlıkta da vurguladığımız gibi, Erenköy savaşlarından alınacak çok önemli dersler vardır. Hele "ellerinden gelse teneffüs ettiğimiz havayı bile kesecekler" diyebilen Sn. Talat'ın, durumu değerlendirmekte tereddüt etmeyeceğine inanıyoruz.
|