Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

ACI GERÇEK!..

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Mayıs 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Toplumsal palavraların en şatafatlılarından biri... Hani şu "Ne yapıyorsak çocuklarımız için yapıyoruz, her özveri çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakmak adına" palavrası...

Çocuklarımızın geleceğini kurtarmak, onların tabağından atıştırmakla olmuyor... İşin doğrusu, kendi boğazımızdan kestiğimizi onların tabağına aktarmakla olabilir o iş ancak...

Özelden çıkıp evrensele baktığımızda daha net ve daha görkemli görünür aslında bu palavranın arkasındaki acı gerçekler...

Gezegenimizdeki ekolojik dengeleri altüst edip geleceği kabusa dönüştürebilmesi için insanlığa sadece yüz yılcık yetti!...

Milyonlarca yıllık bir geçmişi olan beşeri tarihin içinde nedir ki bu yüz yılcık?!...

Gelgelelim şu son yüzyıl milyonlarca yıllık beşeri tarihin altını üstüne getiren felaket tetikleyicilerinin uğursuz zamanı oldu...

* * *

Yeni keşifler ve endüstrileşme adına girişilen doyumsuz serüvenler, gezegenimizin asude ve romantik dönemlerini çok gerilere itip, toptan mahvolma sürecinin kapılarını açtı...

Cehennemin kapılarının açılmasıyla eş anlamlı bir durum bu...

Atmosferde, karada ve denizlerde oluşturulan tahribat ve kirlilik ekolojik dengelerin berhava olmasına yol açtı...

Ozon tabakası kalbura çevrildi...

Küresel ısınma afetinin kaçınılmaz ahkamları olağan olaylar arasına girdi...

Geride bıraktığımız yüzyılın başlarında insanlık bütün bu felaketlerin yabancısıydı... Şimdi ise tanığı ve yaşayıcısı...

Ama şimdikiler daha nedir ki?.. Felaketleri esas yaşama talihsizliği asıl bizden sonra gelecek nesillere düşecek...

Olağanüstü doğa olayları, kuraklıklar, kıtlıklar, hastalıklar, salgınlar...

Son yüzyıl boyunca ne yapılmışsa hep çocuklar adına yapıldı ama, gelin görün ki yapılanlar hiç de o çocukların hayrına olmadı...

Geleceğe içinde yaşanılması çok zor bir dünya bırakılmaktadır...

* * *

Şimdi dilerseniz evrensellikten tekrar kendi özelimize dönelim...

Çok değil; 45-50 yıl önceki temiz, asude ve dürüst yaşamın yerinde yeller esmekte şimdi... Bu minicik ülkede toprakları, havası, suyu ve insan ilişkileri alabildiğine kirletilen bir ortamda "Ne yapıyorsak çocuklarımız için yapıyoruz" palavralarının ortasında, kapkara bir komediyi yaşamaktayız...

Çocuklarımıza miras bırakacaklarımız nelerdir?.

Yeşili ve verimi yok edilerek betonlaştırılan topraklar mı?..

Denetimsiz tarım ilaçlarıyla zehirlenip yıllar ve yıllar boyu sağlıklı ürün verme özelliğinden yoksun bırakılan ve daraltılan tarım alanları mı?...

Yakılıp kül edilen ormanlar mı?

Bir yandan kirletilen, diğer yandan da yoksullaştırılan su kaynakları mı?...

Beton setler yüzünden insanların denizle yüzleşmesinin gittikçe zorlaştığı sahiller mi?..

Nesli tüketilen canlılar ve bitkiler mi?...

Anarşiye dönüştürülen ve her gün kanla baş baş yıkanan trafik mi?...

Kanserin ve diğer fiziki ve psikolojik hastalıkların envai mi?..

Plansız - programsız ekonomilerin girdabında körüklenen sosyal bunalımlar mı?..

İşsizliğe, karamsarlığa ve ülkeden kaçış psikozuna çanak tutan kemikleşmiş popülizm mi?..

Çarpık çurpuk kentleşmeler mi?..

Çocuklarımız için oluşturduğumuzu öne sürdüğümüz kentsel yeşil alanları elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum ederek yaratmaya başladığımız kentsel çöller mi?...

* * *

Palavra sıkmayı bir yana bırakalım ve dürüstçe gerçek yüzümüzü görelim...

Çocuklarımız adına yaptığımızı öne sürdüğümüz her yatırımda inanılmaz bencilliklerimiz, falsolarımız, ihanetlerimiz ve ikiyüzlülüklerimiz var...

Egoizm ve basiretsizlikler belki bu acı gerçeği görebilmemizi şimdi engellemektedir...

Ama gelecekte yüz yüze bırakıldıkları sorunların, yoklukların ve bunalımların biteviye şaklayan kırbaçları altında çocuklarımız bizim görmek istemediğimiz gerçekleri çok iyi görecekler... Ve hakkımızda ne iyi şeyler söyleyebilecekler, ne de düşünebilecekler...

Çocuklarımıza karşı gerçekçi, akıllı ve vizyonlu bir sevgi içinde değiliz maalesef...

* * *

ÇEVRE SKANDALI : Bugün Lefkoşa parklarının elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum edilişinin 111'inci günü... Başkent parkları bir daha yeşillenmemecine çölleşiyor... Çölleşen bu çevre çocuklarımızın emanetidir... Emanete hıyanet edenleri ve buna kayıtsız duran herkesi buradan protesto ederim... (A. TOLGAY)

   373 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Temmuz 2008, Çarşamba   HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU AÇIYOR...
08 Temmuz 2008, Salı   "KÖPEKLER GELDİ!.." (*)
07 Temmuz 2008, Pazartesi   AYRILAN YOLLAR... GEREKÇELER... MEDENİ CESARET...
06 Temmuz 2008, Pazar   Laforizmalar
05 Temmuz 2008, Cumartesi   HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...
04 Temmuz 2008, Cuma   44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..
03 Temmuz 2008, Perşembe   Doğa yağmacılığının yeni hedefi : İpsaro!..
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'ta bir rüyayı yaşamak... (*)
01 Temmuz 2008, Salı   İngiltere tarihinden trajik bir sayfa...
30 Haziran 2008, Pazartesi   EKONOMİNİN DENGE UNSURU: EŞEL MOBİL...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital