Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Kıbrıslı kadınlar erkeklerini özgür bırakmalı
Cezaevi büyük dert
Kutlay Erk'in babası için AİHM&'de dava dosyalandı
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk
Genç uyuşturucu zanlıları 4 gün daha tutuklu
Yıkılan köyleri için AİHM'e gittiler
Özgür ve Miroğlu anıldı

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



BURJUVA AİLEDE ENSEST...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Eşcinsel bir ilişkinin trajik sonuçlarını izlemiştik ÖLÜMCÜL OYUN'da... Michael Cain ile Jude Law, oyunculuk dersi veren müthiş performanslarıyla filme damgalarını vuran aktörlerdi. Başka oyuncusu da yoktu zaten ünlü bir tiyatro oyunundan uyarlanan o filmin.

   ÖLÜMCÜL OYUN'la ilgili yazımda, sinemanın görsel gücüyle  tabuları yıkan ve en uç noktalardaki öyküleri anlatıp analiz edebilen bir sanat kolu olma sürecini hızlandırdığını belirtmiştim... Bu savımı dayandırdığım yeni örnek de, hiç kuşkusuz işte o iki erkek arasındaki cinsel yakınlaşmaya  cesaretle odaklanan ÖLÜMCÜL OYUN filmiydi...

   Şimdi yine beyaz perdede ahlaksal tabuların nasıl yıkılabildiğine ve yasak ilişkilerin çırılçıplak nasıl sunulabildiğine dair yeni bir örnekle karşı karşıyayız... Dahası, bu kez çıta alabildiğine yükseltilerek ailede ensest olayına damardan girildi... Anne ile oğul arasındaki aşırı duygusal yaklaşımın öyküsü... Ve bu öykünün giderek büyük bir trajediye dönüşmesi... Psikologların "Elektra Kompleksi" olarak tanımladığı ve antik Yunan'dan beri var olan  ruhsal bozukluğun yepyeni ve modern bir versiyonu...

   Adı "Vahşi Zarafet" olarak Türkçeleştirilen SAVAGE GRACE, çok tutulan bir romandan uyarlandı. Çeşitli ödüller alan roman, Natalie Robins ve Steven M. Aronson adlı iki Amerikalı  yazarın ortak ürünü... Hemen belirtmeliyim ki, kimi eleştirmen romanın filminden daha çarpıcı olduğunun altını çizmiştir... Bu modern Elektra öyküsünün yönetmeni Tom Kalin... Başrol oyuncuları ise başta Oscarlı usta kadın sanatçı Julianne Moore, Stephan Dillane, Eddie Redmayne ve Elena Anaya...

   Öykü, Amerikan aristokrasisindeki bir ahlaksal çöküntüyü anlatmakta... Öykünün kahramanları, plastik sanayiinde köşe olmuş çok zengin bir aile... Büyükbaba, bakalitin mucidi olarak sunuluyor... Orta sınıftan gelen Barbara Daly, bu plastik imparatorluğunun varisi olan Brooks Baekland'ın güzel eşidir. Barbara ile Brooks önceleri sınıfsal farklılıklarını aşklarının taze ateşiyle giderirler...

   Görünüşte çok mutludurlar. Ayaklarının altına serilen büyük servetin sunduğu sınırsız olanaklarla çeşitli ülkelerin lüks ortamlarında günlerini gün ederler... Ama bir oğulları olduktan sonra karı-koca ilişkilerinde zayıflama başlar. Kocasının gösterişli ve asil yaşamına zaten hiçbir zaman uyum sağlayamayan Barbara, yüksek sosyetenin sahte ikonlarından biri olmaktan başka bir özelliği kalmadığını  görür... Kocası onu her fırsatta aldatmaktadır.

   Bu arada oğul Anthony büyüdükçe birtakım ruhsal bozuklukların girdabında olduğunun sinyallerini vermeye başlar.

   Romanda, çocuğun şizofren olduğu açıkça vurgulanmaktadır. Ama filmde odaklanılan nokta,, Anthony'nin eşcinselliğidir... Bu sapkınlığından dolayı babasının gözüne girmeyi hiçbir zaman başaramayan Anthony, annesine daha yakındır. Baba Brooks, Anthony'nin İspanyol kız arkadaşıyla birlikte kaçıp ailesini terk edince, trajedi yeni boyutlara girer.

   Anne ile oğul arasındaki ilişki, alışık olunmayan uçlara taşınır. Ne toplum, ne de aile deşifre olan bu çarpık ilişkiyi kaldırabilecek durumdadır... Filmin başından itibaren plastik imparatorluğunun temellerini güçlendirerek yükselişine tanık olduğumuz şatafatlı Baekland Ailesi, zirvelerden yuvarlanarak tam anlamıyla dibe vurur...

Bu trajik düşüşte,  her şeye sahip olanın, kaybedecek çok şeyi olduğu vurgulanıyor!..

   Özellikle anne Barbara karakterinde harika bir oyunculuk sergiliyor Julianne Moore. Oscarlı aktris pırıltılar saçan yorumuyla, filmin büyük kozlarından biri.

   VAHŞİ ZARAFET, avare zenginler dünyasındaki bir ailenin  kibrinin, çarpıklıklarının  ve mutsuzluğunun  gencecik ve masum bir oğulu ne denli acımasızca harcadığının acıtan mesajı...

                             *    *   *

   BAŞKENT LEFKOŞA  PARKLARININ  ELEKTRİKSİZLİĞE  MAHKUM EDİLİŞİNİN 124'NCÜ  GÜNÜ... YEŞİLİNİ  YİTİRMEKTE  OLAN  PARKLAR  SUSUZ  VE IŞIKSIZ... ÇOCUKLARIMIZIN  EMANETİ   OLAN  PARKLAR,  GÖZ  GÖRE GÖRE   ÖLDÜRÜLÜYOR... SORUMLULARI  VE  BUNA  KAYITSIZLIK  GÖSTEREN HERKESİ  PROTESTO  EDERİM...

   764 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...
22 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
21 Kasım 2008, Cuma   VAHŞİ BATI'NIN GECESİ: KIZILDERİLİLER GELİYOR!..
20 Kasım 2008, Perşembe   YİNE AYLARDAN KASIM MİROĞLU...
19 Kasım 2008, Çarşamba   Ondokuzuncu delik!..
18 Kasım 2008, Salı   Alternatif enerji projesine savsaklama!...
17 Kasım 2008, Pazartesi   AYIP!.. BÖYLE ORGANİZASYON OLUR MU?..
16 Kasım 2008, Pazar   ELVEDA MUTALLO...
15 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
14 Kasım 2008, Cuma   Yağmurun altındaki o unutulmaz ve muhteşem dans...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital