Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Haftalık yıldız falınız
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
TRİO
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



NİKO SAVA'YA NE YAPMŞIZ Kİ KUZEYE GEÇMİYOR...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sayın Ahmet Tolgay,

Dört ayı aşkın süredir size mektup yazmıyorum. Biraz tembellik ama daha çok da son zamanlarda yeşeren Kıbrıs sorunundaki çözüm umutları ile ilgili yorum yapıp moral bozmamak için yazmadım.

Hristofyas'ın da maskelerinin bir bir düştüğü bugünlerde, artık yazmaya başlayabilirim diye düşündüm.

İlginç bulacağınızı sandığım bir yazımı aşağıda size sunuyorum.

Saygılarımla,

AHMET SANVER

* * * * * *

Zayıf, uzun boylu, saygı duyulacak ölçüde centilmen bir adamdı Niko Sava... Onu 1966 yılında tanımıştım. Sanayi dikiş makineleri satan ünlü bir firmanın pazarlama ve servis sorumlusu idi. Evi de, şimdi Türk bölgesi olan, Lefkoşa'nın Yenişehir bölgesinde idi.

1966 yılında bir overlok makine almayı düşündüğümüzde ona telefon ettim ama yanıtı olumsuzdu. Niko bana overlok dikiş makinesi satamayacağını söyledi. Rum Yönetimi o günlerde sanayi makineleri yanında; pil, akü, kereste, çimento, çivi, akaryakıt gibi, kendilerince stratejik olan daha birçok malın Lefkoşa'nın Türk bölgesine satılmasını yasaklamıştı. Niko haklı idi. Türklere sanayi dikiş makinesi satacak kadar hain ve kaçakçı olamazdı!

1968'de Makarios yasakları ve barikatları kaldırdıktan sonra, birkaç yıl içinde biz Niko Sava'dan 20 tane sanayi dikiş makinesi aldık ve iç çamaşırı üretimine başladık. Niko çok zeki ve mesleğinin duayeni idi. Onun bilgilerinden çok yararlandık. Biz de ona iyi bir müşteri olmuştuk. Zaman zaman beraber oturur, kahve içer, konuşurduk. Onunla çok iyi arkadaş olmuştuk. Bana solcu, AKEL'ci ve insancıl biri olduğunu söyler, bu özelliklerinden dolayı gurur duyardı.

Niko, 1974'de göçmen oldu. Bir ay kadar sonra bize telefon etti. Kardeşim Önder ile konuştu. Yenişehir'deki evine gitmemizi ve ona bazı giysiler göndermemizi istedi. O günlerde Yenişehir 'yasak bölge' idi ve oraya girmek çok zordu. Buna rağmen Niko'nun evine gittik, evde bulduğumuz iki valizi tıka basa giysiler ve başka özel eşyalarla doldurduk. Bu iki valiz birkaç gün sonra bir Fransız diplomatın yardımı ile Niko'nun güneydeki ofisine ulaştı. O, bir zamanlar bizim için riske girmemişti ama biz ona bu insanlığı yapmamız gerekiyordu ve yaptık da...

Nisan 2003'de kapılar açılıp geçişler başlayınca Niko'nun gelip bizi ziyaret etmesini bekledik ama o hiç gelmedi.

Geçen yıl ben ve kardeşim Önder güneye geçtik ve onu aradık. Niko eski yerinde yoktu. Yeni işyeri daha büyük ve daha güzeldi. Biz onu gördüğümüze çok sevinmiştik ama o bize karşı soğuktu.

Ayrılırken ona götürdüğüm ekmek kadayıfını verdim ve ''yerimizi biliyorsun, sen de bize gel'' dedim. Niko ince kaşlarını yukarıya kaldırarak, "ben gelmem" dedi. Ona nedenini sorduğumda bana, "kendi ülkemde kimlik göstererek seyahat etmek istemiyorum... Geçen yıl eşim Kuzey'e geçti, eski evimize gitti, ama evimizde oturan Türk aile onu iyi karşılamadı" dedi.

Niko'nun bu nedenlerine şaşırmıştım, biraz da sinirlenmiştim. Ona, "ben güneye geçmek için kimliğimi gösterdim, kaydımı yaptırdım. Siz sahte devlet deseniz bile, Kuzey bizim devletimiz, sen de en azından bu arkadaşının hatırı için bir kimlik göster ve gel. Böyle yapmakla bizi tanımış olmazsın ki!.. Ev konusunda haklısın ama senin evinde oturan kadının kocasını Rumlar öldürdü, senin eşine soğuk davranması da doğal değil mi?" dedim. (Bugün onun evinde bir şehidimizin ailesi oturmaktadır.)

Niko Sava bu söylediklerimden hiç etkilenmedi. Bana "biz evimizi kaybettik ama o kadın da kocasını kaybetti, demek ki o nedenle eşime soğuk davrandı" demesini bekliyordum ama o benim yüzüme "ne olmuş bir Türk ölmüş ise" gibisinden bir bakış attı ve hiçbir şey söylemeden yüzünü yana çevirdi.

O gün, Niko'nun tavrı beni şaşırtmıştı ama daha sonra birçok Rum'un bu görüşte olduğunu öğrendim. Onlar yalnız 1974 yılında kendilerine yapılanları biliyorlar. Kıbrıs meselesi de 1974'de başlamıştır. Niko Sava gibi yaşlı ve akıllı Rumlar bile Kıbrıs'ta Türk halkına 1956'da, 1958'de, 1963'de, 1968'de yapılanları bilmiyorlar. Bilenler de bilmek istemiyor ve bilmeyenlere de anlatmıyorlar. Yıllarca, propaganda teşkilatları o kadar sistemli çalıştılar ki, her yaştan Rum; İnönü, Ayvasıl, Baf, Arpalık, Geçitkale, Muratağa, Sandallar, Aleminyo, Taşkent'de ve daha birçok yerde yaptıkları katliamları bilmiyor. On binlerce Türk'ün defalarca göçmen olduğunu gizliyorlar ve bunda da başarılı oldular.

Resmi ve özel televizyonlar Türklere yapılanlardan hiç bahsetmez. 'Rumlar can Türkler patlıcan' misali, her gece bizden çektiklerini ve bizim yüzümüzden ENOSİS'e ulaşamadıklarını anlatırlar... Türklerden ticari reklâm almayı vatan hainliği sayan ılımlı gazetelerinin bile politikaları aynıdır. Onlara göre Türklerin ölmeleri, göçmen olmaları doğaldır ve Türkler Rumların Kuzey'deki mallarının üzerine oturmuştur, güney'de hiç Türk malı yoktur.

Oysa bilmiyorlar ki; ENOSİS, AKRİTAS PLANI ve YUNAN DARBESİ olmasa idi "Kıbrıs meselesi" diye bir şey de olmaz, ada da kana bulanmazdı. Niko Sava da, kendi ülkesi sandığı KKTC'de kimlik göstermek gereği duymazdı. KIBRIS'TA RUMLARIN NEDEN OLDUĞU SAVAŞLAR YÜZÜNDEN RUMLAR KADAR TÜRKLER'DE ÖLDÜLER, GÖÇMEN OLDULAR VE GÜNEY'DE MALLAR BIRAKTILAR.

Sonuçta Niko Sava'dan takdir beklerken tekdir aldık, onu ziyarete gittiğimize de pişman olduk.

   495 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Ekim 2008, Pazar   KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI NE OLMALI?..
11 Ekim 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
10 Ekim 2008, Cuma   Yine ava ve avcılığa dair...
09 Ekim 2008, Perşembe   ŞİMDİ SİNEMA MEVSİMİ...
08 Ekim 2008, Çarşamba   GÜNCEL NOTLAR...
07 Ekim 2008, Salı   Ülkemizdeki yabancıların sorunları...
06 Ekim 2008, Pazartesi   DEVEKUŞU KÜLTÜRÜ...
05 Ekim 2008, Pazar   Güncel bir sohbet...
04 Ekim 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
03 Ekim 2008, Cuma   SİLGİSİZ RESSAMLAR... (*)



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital