|
Sevgili Ata Atun geçenlerde bir yazısında sözünü etmişti...
Hani son derece elit, eğitim seviyeleri normalin çok üstünde ve düzeyli olarak tartışan o gruptan... Ve düzenledikleri yemeğe davetli olarak katılmasından...
İşte o grubun Prof. Dr. Ata Atun'dan sonraki davetlisi ben oldum. Ve Ata Atun'un yazdıklarını tıpatıp doğrulayan bir toplulukla karşılaştım...
Tıpkı Ata Atun Hoca gibi ben de etkilendim ve umutlandım o aydın yurtsever topluluğundan...
Bir düşünce kulübü gibi etkinlik göstermeye başlayan topluluğun, yakında toplumda ses getirici beyin fırtınalarında ve etkinliklerinde tetikleyici rol oynayacağına ve hatta bazı kronikleşen toplumsal sorunlarımızın aşılabilmesinde ciddi baskı unsuru olabileceğine inanmam ve güvenmem için o gece yeterince gözlem edindim...
Bende oluşan bu gözlemin yakında toplumumuza da yayılacağına kuşku duymuyorum...
* * *
O geceki yemekli toplantının tek gündemi çevre sorunlarımızdı.
Ülkemizi bir organik tarım adası haline getirerek uluslararası alanda bu özelliğiyle markalaştırma ve tek kalkınma rüyamız eko turizmi patlatma tasarıları seslendirildi yoğunlukla...
Orada bulunanların büyük bölümü çevreye duyarlılıklarıyla tanınmış aydınlarımızdı... İlk anda dikkatimi çeken, Dr. Suphi Hüdaoğlu, Dr. Orhan Aydeniz, Ali Göksu ve Hasan Sarpten gibi isimler...
Onların yanı sıra organik tarımı ülkemizde kurumsallaştırıp yaygınlaştırmaya çalışan yüksek eğitimli birkaç tarımcı, orman mühendisi ve hatta çevre bilimcinin halk kesimlerinde tutunabilmesine Tanrı vergisi yetenekleriyle çaba harcayan sanatçı dostlar...
Şimdilik her ayın ilk perşembe gecesi sohbetli ve tartışmalı yemek düzenleme kararlılığında olan bu düşünce kulübünün gündemini tabii ki sadece çevre konuları oluşturmayacak... Toplumda konuşulan her konuyu ve sorunu masaya yatırarak, bunlara yapıcı eleştiriler ve tartışmalarla çözüm ve vizyon üretme kararlılığını gördüm bu grupta...
Bundan böyle toplantılarında sürekli beni de görmek istemelerinden derecesiz memnun kaldım... Tam istediğim gibi bir ortam!..
Toplum olarak kavga, dedikodu, tavla, pokerize kulüplerine değil... Düşünce, vizyon ve eylem kulüplerine gereksinimimiz var...
Gazeteci-yazarlar olarak bizim de o tür kulüplerde üretilecek düşünce ve vizyonlardan beslenme gereksinimiz tartışma kaldırmaz...
Gelişerek büyüyeceğine inandığım bu aydınlık grubun toplantılarını ve etkinliklerini asla kaçırmama gibi bir karara vardım o gece kendimce...
Bu yemekli toplantı, geçen pazartesi günü Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Salonu'nda yapılan çevre panelini izlemekteydi...
O nedenle panelin konuk katılımcılarından Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Başkanı Prof. Dr. Neşet Kılınçer ile Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim grevlilerinden Prof. R. Çağatay Güler de yemek masasındaydı...
Deneyimli ve birikimli hocalar, birer çevre filozofu idiler... Kılınçer'in çevrenin halk sağlığıyla yakın ilişkilerine dair açıklamaları ve Güler'in fıkralar ve esprilerle donatarak doğa ve insan uyumunun evrensel ve yaşamsal önemi üzerine yaptığı sunumlar büyük ilgiyle karşılandı...
* * *
Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten, yemekli toplantının o geceki yöneticisiydi... İlk sözü bana verme nezaketini gösterdi...
Beni "Çevre konularında ses ve sonuç getiren kararlı bir çevre yazarı" olarak sunmasını buruk bir tebessümle karşılamaktan başka seçeneğim yoktu... Özellikle şunlara vurgu yaptım konuşmamda:
"Yazıyoruz, kararlılık gösteriyoruz da ne oluyor?.. Gerçek çevreciler bu ülkenin hem en mutsuz ve hem de en yalnız insanlarıdır... Karşımızda o kadar maganda ve magandalıklar var ki, bunlarla başa çıkabilmek ve yok edilmekte olan çevremizle doğamızı savunabilmek gittikçe zorlaşıyor. Çevre katliamlarına karşı yaptırımcı olmayan, vurdumduymaz bir düzenimiz var. Oysa çevre katliamları özellikle bu küresel ısınma döneminde denetim altına alınamazsa, yeşili ve doğa dengelerini tümden yok edeceğiz... Adamızı kısa sürede çölleştireceğiz... Ve gelecek nesiller tarafından lanetle anılacağız."
Çevre katliamlarına ve vurdumduymazlıklarına karşı yüreğimde doğan umutsuzluğun şimdi inançlı yurtseverler tarafından oluşturulmaya çalışılan bu düşünce ve vizyon platformuyla aşılabileceğine dair samimi inancımı da belirttim konuşmamda...
Bu inancımın düş kırıklığına dönüşmemesine dua ediyorum...
Dua etmekle kalmıyorum... Bu platformun içinde her türlü özverili çalışmaya hazır olduğumun da burada güvencesini veriyorum...
|