|
(Irkçı hakaretleri umursamayanlar bu yazıyı okumasın, es geçsin!..)
Lokmacı barikatı açıldıktan kısa bir süre sonra, Arasta'da canlanan ticareti görmeye gittim. Beş-on dakika içinde Belediye Pazarı dahil bütün çarşıyı gezdim. Çarşıda bir canlanma vardı gerçekten.
Çok boş vaktim vardı daha..Bir de Rum tarafına Uzun Yol'a gideyim dedim.
Barikatı geçtim ve eskiden "Metaksas", şimdi ise "Elefteriya Meydanı" dedikleri yere kadar yürüdüm.
Bu meydan, eski ünlü bir Yunan başbakanı olan Metaksas'ın ismini 60 yıl kadar taşıdı. Biz eskiler burayı hep bu isimle biliriz. Daha sonra Rumlar, Metaksas'ın faşist bir kişi olduğunu öğrenmişler!.. Ve meydanın ismini değiştirip "Elefteriya" (Hürriyet) yapmışlar.
Neyse.... Kendi bilecekleri iş... Ben meydandan geriye döndüm. "Uzun Yol" (yayalaştırılmış Ledra Caddesi) kalabalık idi. Caddedekilerin çoğu da Türk...Yolun sağ kenarından Lokmacı'ya doğru yürürken yolun sol tarafında çocuklu kalabalık bir Türk ailesi sokaktaki dondurmacıdan neşe ile dondurma almaya çalışıyordu.
Bu arada karşıdan gelen iki Rum kadından biri arkadaşına Türkler'i göstererek ''İRTDASİN İ ŞİLLİ'' dedi. Aaaa!.. Bunun anlamı ''KÖPEKLER GELDİ''... Döndüm baktım 45-50 yaşlarında iyi giyinmiş iki kadın.
Biz çocuk iken Rum arkadaşlarımız bize ''KÖPEK TÜRK'' derlerdi. Bunun hep bir çocuk sövüşmesi olduğunu sanıyordum. Ama doğrusu bu ya, böyle, devlet memuru, öğretmen, avukat hatta doktor bile olabilecek aydın görünüşlü iki bayandan bunu beklemiyordum.
Şok içinde arkalarından bakarken, belki evlerinden kaçan köpeklerinin yanlarına gelmiş olabileceğini düşünerek gözlerim köpek aradı. Fakat öyle bir şey yoktu. Onlar, dondurmacıya para vermeye çalışan medeni görüşlü ve iyi giyimli güzel Türk ailesine nefretle bakarak yollarına devam ettiler.
Demek ki, Rum milleti bizi hâlâ daha köpeklerle özdeşleştiriyor. Biz de onlara en fazla ''GAVUR'' deriz ama, bunun anlamı "Müslüman olmayan , Gayrimüslim" demektir. Yani bir hakaret sayılmaz bu söylediğimiz...
Köpek de kötü bir hayvan değil ama ne de olsa ''KÖPEK TÜRK'' demenin ağır bir hakaret olduğu kesin. Bu yazıyı yazmamak için uzun süre direndim, ama yine de bir türlü hazmedemedim ve halkımız ile paylaşmaya karar verdim.
Anladığıma göre Türkler'in Orta Asya'dan gelip Anadolu'ya yerleşmeleri, daha sonra Kıbrıs'ta ENOSİS'e engel olmaları Rumlar'ın gözünde köpek olmalarına yetiyormuş.
Rumlar'a göre bin yıllık kin ve 'MEGALO İDEA'nın hedefi olan Türkler'in köpek olmaları gerekir.
Biz de yakında Rumlar ile ortaklık yapacağımıza ve beraber yaşayacağımıza göre, onların en medeni ve aydın görünüşlü insanlarının bile bize layık gördükleri sıfata alışmamız gerekmiyor mu?
Bizim bu "KÖPEKLİK"ten kurtulabilmemiz için Kıbrıs'ı Rumlar'a vermemiz yetecek mi? Yoksa, Yunanlılar'ın "BÜYÜK İDEAL"lerinin, (megalo idea) yani İzmir'in, İstanbul'un, Trabzon'un da ellerine geçmesi için daha binlerce yıl bekleyecek miyiz?
Yoksa, kısa yoldan dinimizi değiştirip, Rum olup bu "KÖPEKLİK"ten kurtulmamız mı gerekecek?
O hakareti o gün resmen yüzüme karşı duyduktan sonra, Rumların nazarında şahsen kendimi nasıl görmekte olduğumun fotoğrafı yazımın ekindedir...
AHMET SANVER
(*) Duvarların kısmen yıkılmasından ve Türklerle Rumların karşılıklı geçişlere başlamalarından sonra, adada kalıcı barış ve çözüm adına umutlu bir sayfa açılmıştır. Bu sayfayı kirletmemek ve umuda gölge düşürmemek için Türkler ellerinden gelen özeni göstermektedir. Kuzeye geçen hiçbir Rum'a kötü davranılmamış, hakaret edilmemiş, dostlukta kusur edilmemiştir... Ne yazık ki aynı şeyi karşı taraf için söyleyebilmek olanaksız. Güney Kıbrıs'ta Türklere karşı bastırılamayan bir ırkçılık, kin, nefret ve horlama var. Kişilerin ve arabaların saldırıya uğraması dahil, çeşitli örneklerine rastlanıyor bu hastalıklı davranış bozukluklarının. Saldırıya uğrayan Türkler Rum polisine şikayetçi de olmaktadır çoğu zaman... Ne var ki, Türklere karşı işlediği insanlık suçundan dolayı yargılanıp mahkum olan bir tek Rum'a bugünün ortamında bile rastlanmıyor. Bunu görebilenler varsa beri gelsin... Geçmişin kana ve nefrete bulanmış çok acı günlerini çağrıştıran ayırımcı ve ırkçı tablolardır bunlar. Tanınmış iş ve düşünce adamı Ahmet Sanver dostum da tanık olduğu bir aşağılama olayını içine sindiremedi. O kadar ki montajla bir köpek bedenine kendi başını yerleştirerek fanatik ve ırkçı kimi Rum'un Türkleri nasıl gördüğüne dair cesaretli ve ilginç bir ironi oluşturdu. Duygularını ve bu ilginç montajı kamuoyuyla paylaşmak için köşemi yeğleyen Ahmet Sanver dostuma teşekkürler... A. TOLGAY.
|