|
Dr. Filiz Besim'in zengin içerikli ilk kitabına ulaşabildiniz mi?.. 10 günden bu yana dağıtımına başlanan kitabın adı "Kendi El Yazımla-Dilden Dile Kıbrıs." Akıcı ve etkileyici bir dilin ürünü...Hem nostaljinin ve hem de yaşadığımız güncel gerçeklerin içinde duygusal bir yolculuk...Her Kıbrıslının okuması gereken satırlar... Neden mi?.. Tüm dokunuşların, Kıbrıslı duygulara ve beklentilere tercüman olan özelliğinden dolayı... Kıbrıs'a ve Kıbrıslılara ilgi duyanların da okuması gerekir bu kitabı... Bunun da nedeni var... Biz Kıbrıslıların duygu dünyasına ve yitirilme tehlikesi taşıyan bir kültüre dönüşen nostaljimize girebilmeleri için...
Üç bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde, Baf'ın bir dağ köyünde (Ayyani) dünyaya gelen yazarın 9 yaşına dek oralarda yaşadıklarının romansıyla, 1974 savaşından sonra Kuzey'e döşenen çetin ve ölümcül göç yoluyla ve Güney'den gelenlerin yeni yerleşim alanlarına tutunabilme devinimleriyle yüzleştiriliyoruz... Yazarın o dönemde yaşadıklarını çocuksu bakış açısından ödün vermeden kendine özgü bir ironiyle anlatması ilginç... İkinci bölüm, Kıbrıs Türk toplumunun yakın tarihine damgasını vurmuş kişilerle ilgili titiz bir araştırmayı içeriyor... Bu iz bırakan portreler arasında ünlü politikacılar, eğitimciler, sanatçılar sıradan ama renkli Kıbrıslı insanlarımız var... Üçüncü bölümde ise bir tutkuya dönüşen Kıbrıs sevdasının çeşitli yansımalarını olgunluk döneminin duyguları ve gözlemleriyle sunuyor Dr. Filiz Besim...
Birkaç yıl önce, hırslı bir yazar adayının hümanist düşünmeye, araştırmaya ve yazmaya olan tutkulu eğilimini ilk keşfedenlerden biri olmanın kıvancı içindeyim şimdi. Ürünlerinin ve birikimlerinin er geç kitaba dönüşeceğini onu ilk tanıdığım anda saptamıştım. Sistemli araştırması, yazması ve okuyucuyla mutlaka buluşması için onu adeta zorladım... O nedenle, ilk kitabının önsözünü yazmayı da vazgeçilmez bir görev olarak gördüm. Kitabın ilk sayfalarında yer alan "Bir filizin sarmaşığa dönüşmesinin tanığıyım" başlıklı yazım, yazın dünyamızdaki Dr. Filiz Besim olayıyla yüzleşmemin ve onun bu dünyadaki birkaç yıllık serüvenini yakından izlememin sunumudur. Bugün burada o sunumumum bir bölümünü sevgili gazete okurlarıyla da paylaşmak istiyorum:
"2006'nın ilkbaharıydı... Dişçi koltuğundan kalktığımda, doktorum yüzünde ikilemini yansıtan tebessümüyle mavi şık bir dosya uzattı bana. 'Ben de yazıyorum. Bilmem bakmak ister misiniz' dedi.
Doğrusu yazma işinin kıdemlisi olarak sıkça karşılaştığım bir durumdu bu. 'Yine genç bir kalem heveslisinin kendini bir deneyimlinin karşısında sınama girişimi' diye düşündüğümü anımsıyorum.
Bu düşüncemden dolayı utanmam yakındı oysa...
O gece fırsat bulup dosyayı açtığımda 'amatör üretimi' olarak nitelendiremeyeceğim enfes bir yazı demetiyle karşılaştım.
Okudukça şaşırdım, büyülendim, hayran kaldım...
1974 olaylarının ateş çemberinden geçmiş bir çocukluğun sarsıcı gözlemleri, yakın tarihimizle ilgili araştırıcı metinler, günümüzün yaşam tarzlarına ve insan ilişkilerine dair derinlikli analizler, toplumsal özel durumlarımızı evrenselliğin boyutlarında irdeleyen denemeler, anekdotlar ve sizi bilmediğiniz diyarların gizeminde dolaştıran içerikli ve şiirsel gezi notları... Konularına damardan giren henüz keşfedilmemiş bir yetenekle yüzleştim...
Bana o dosyayı veren doktorum, adıyla müsemma, yazın bahçemizin taptaze filizi gibi göründü gözüme o yazıları yutarcasına okudukça...
Sabırsızlıkla beklediğim yeniden karşılaşmamızda, ürettiklerini dosyalar içinde saklamakla, yeni şeyler okumanın susuzluğundaki okurlara karşı bencillik ve haksızlık yaptığını açıkça söyledim. İyi ki söylemişim!..
Kendisinden ondan sonra her zaman sıkça duyacağım ve aşinası olacağım sözleri o gün ilk kez duydum doktorum Filiz Besim'den: 'İltifatınıza ve motivasyonunuza teşekkürler'
İltifatsa, bu iltifatı yerinde yaptığımın, motivasyonsa bu motivasyonu hak edene verdiğimin anlaşılacağı günler de yakındı...
Bazı yazılarını KIBRIS gazetesindeki köşemde okurlarımla buluşturma isteğimi zor kabul ettirebildim doktoruma. Hala koruduğu bir özelliği var sevgili Filiz Besim'in. Yazdıklarının çoğunu 'kendine özel' gibi görmekte ve bunları başkalarıyla paylaşmaya yanaşmamaktadır. Yayımlanmamış özel yazıları, yayımlananlardan çok fazladır. Kendine dönük böylesi bir üretim tarzı olan yazarı okur kitleleriyle buluşturabilmek kolay değildi hiç kuşkusuz... Ben kolay olmayanı başardım ısrarımla...
Köşemde yayımlanan ilk yazıları, okuyucunun büyük ilgisi ve beğenisiyle karşılandı. Bu yazılardan biri acılar ülkesi Bosna Hersek'e yapılan bir geziye, öteki de 1974 ortamının yalımları içinde, çocukken ailesiyle dağları aşarak Güney'den Kuzey'e kaçışına dairdi...
Daha sonra, 2006'nın Temmuz'undan itibaren, YENİ DÜZEN gazetesinde çok okunan köşesinin tam sayfaya dönüştüğünü ve okur kitleleriyle oldukça yaygın bir iletişimi internet ortamında da gerçekleştirdiğini gözlemledik hep birlikte...
Bir filizin sarmaşığa dönüşerek okur kitlelerini sarmalına aldığının tanıklığını yakından yaptım aylar boyu..."
|