Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



KADINSIZ SİYASET... (2)

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Ekim 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 Bir ülkede kadının sosyal ve siyasal yaşamdaki konumu o ülkenin ve toplumun gelişmişlik düzeyinin de göstergesidir.

   Bizim ülkemizdeyse durum biraz daha farklı... Aslında pek de ataerkil olduğu söylenemeyen aile yapımızla, kadınların iş ve sosyal yaşamın hemen hemen her alanında aktif ve ön planlarda oluşunu göz önüne aldığımızda, neden siyasal yaşamda da aynı eşit dağılımın olmadığı üzerinde düşünmemiz gerekmiyor mu?..

   Ben alışılagelmiş söylemlerden farklı olarak bu konuda sadece parti politikalarını ve de ataerkil zihniyeti suçlamayı düşünmüyorum... Eğer hatalı bir toplumsal paradigma varsa bunun düzeltilmesi her iki tarafın da sorumluluğundadır. Çünkü Kadınların birçoğunun bu konudaki istem ve çabalarında yöntem hatası yapmakta olduklarını düşünüyorum.

   Sivil toplum örgütlerindeki başarısı, konuşma becerisi, girişkenliği,  düşünce ve çare üretmedeki yeteneğiyle dikkati çeken, kariyer sahibi,  üstelik de yazarlıkta isim yapmayı başarmış  bir bayan arkadaşım, kendini siyaset arenasına  çekmeye çalışanlara kararlılıkla direniyor... Siyaset önerilerini neden geri çevirdiğini sorduğumda aldığım yanıt şu oldu:

   "Kadının siyasete katılması aslında toplumsal bir bilinci ve kültürü gerektirir. Bir kadın anne olmak zorunda. Dünyanın en zor işi bu... Çalışmak zorunda... Ve iş yerinde tüm engellemelere karşın başarılı olmak zorunda. Mesleğinin yanı sıra  evinin düzenini, mutfağını ve çarşı işini de yapmak durumunda. Kadının bir başka önemli misyonu da kocasının arkasında dimdik durup onu toplumda başarılı göstermek ve mutlu bir yuva sahibi olduklarını kanıtlamak... Lütfen söyleyin bana, kadın bunlardan hangisini eksik bırakabilir. Ve kadın bizim koşullarımızda politika yapacak!.. Erkeklerin dünyasında, köy kahvelerinde, erkekler arasında erkekleşecek!.. Bence erkekleşmeye karşı gelen kadın politikaya asla genel anlamda katılamayacak.. Kadın yumuşaktır, şefkatlidir, sevgi doludur, duyarlı ve düşüncelidir. Ve en önemlisi koruyucudur...Bunların hangisinin politikada yeri vardır?.. Günümüz politikası 'ben, hep ben ve her şeye rağmen ben' felsefesine yaslanır. Bunlar kadın ruhuna ters düşen, kadını mutsuz eden öğelerdir..."

                                    *    *    *

   Bu ilginç kadıncıl değerlendirmeden sonra ben yorumumu yine şöyle sürdüreyim:

   Öncelikle 'Siyasette kadın temsiliyeti' ve  'kadın gözüyle siyaset' gibi ifadeler kadınlarımızın farkında olmadan kendi önlerine koydukları tuzaklardır... Binlerce yılın şartlanılmışlığı ve ezberlenmiş rollerin etkisiyle hedefi baştan küçük tutarak kendi kalelerine gol atmaktadırlar...

   Oysa söz konusu olan kadının değil bütün toplumun demokratik ölçülerde, adil temsiliyetidir...

   Bir araya toplanıp yakınarak veya kadın hareketleri oluşturarak hiçbir yere varmak mümkün değildir... Bu sadece ayrışmayı körükler. Temel sorun da budur... Şu ayrışma durumu...

   Doğu toplumlarına has "haremlik" ve  "selamlık" anlayışını önce zihinlerden sonra da pratik yaşamdan çıkarmamız gerekmektedir. Kadınla erkek iş ve aile yaşamında olduğu gibi siyaseti de birlikte omuz omuza yapamadığı takdirde ne kota koymak  ve  ne de diğer kadın hareketleri bir değişim yaratamayacak ve bu durum sorunu daha bir kemikleştirecektir. Eşitlikle ayrıcalık bir arada istenilirse o zaman kimse sizi ciddiye almaz.

                              *    *    *

   Eğer maça çıkılacaksa, aynı yolu yürümek ve aynı çamurlu sahada koşmak gerek... Sizin de üzerinize çamur atılacak, size de çelme takılacak siz de düşüp kalkmayı ve maça devam etmeyi bileceksiniz...

   Kadınlarımızın her zorluğun üstesinden gelebilecek manevi güce sahip olduğuna inanıyorum... Eğer aynadaki görüntü size istediğiniz şekilde yansımıyorsa değişiklik yapmanız gereken ayna değil, önce kendiniz olmalıdır...

   İşe mağara döneminin alışkanlık ve politikalarından vazgeçerek başlanılmalıdır... Tek sorun kadınla erkeğin birbirine bakış tarzıdır... Kişiler karşısındakini önce "insan" olarak algılamayı başardığı zaman, bütün sorun ortadan kalkacaktır...

   O zaman ortak bir dil geliştirilecek,  saygı ve sevgiye daha fazla dayalı,  daha açık bir iletişim kurulabilecektir

   Siyasette kendisine yer verilmesini beklemek ve talep etmek yerine o yeri söke söke almak için çalışan kadınlar, model oluşturarak, tüm hatalı paradigmaların üstesinden gelebileceklerdir düşüncesindeyim.

   Şunu da asla unutmamak gerekir bence: Aklın,  onurun,  yüreğin, ülke ve toplum sevgisinin dişisi ya da erkeği yoktur. Bunlar kadın ve erkek ayırımı kaldırmayan ortak sosyal değerlerdir...   

   407 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...
22 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
21 Kasım 2008, Cuma   VAHŞİ BATI'NIN GECESİ: KIZILDERİLİLER GELİYOR!..
20 Kasım 2008, Perşembe   YİNE AYLARDAN KASIM MİROĞLU...
19 Kasım 2008, Çarşamba   Ondokuzuncu delik!..
18 Kasım 2008, Salı   Alternatif enerji projesine savsaklama!...
17 Kasım 2008, Pazartesi   AYIP!.. BÖYLE ORGANİZASYON OLUR MU?..
16 Kasım 2008, Pazar   ELVEDA MUTALLO...
15 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
14 Kasım 2008, Cuma   Yağmurun altındaki o unutulmaz ve muhteşem dans...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital