Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Küfür etti diye öldürüyordu
Mahkemelerden rekor cezalar
Tutu, nabız tuttu
Lefke'de yapılan yurt binası mühürlendi
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı
Dünya nefesini tutmuş bekliyor
Tarihle randevunuz var
Elektrik Kurumu vurgunu davasında karar aşamasına gelindi
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak
Mükemmel bir görüşme oldu, cesaretlendirildik

YORUMLANANLAR
Büyük sınav [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [1]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [1]
Bu kez Girne zehirlendi [2]
13. maaş ve emeklilik ikramiyesinin budanacağı iddiaları cinayettir [1]
Defne öykü yazma yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi [1]
YDÜ Tıp Fakültesi törenle eğitime başladı [4]
Bankalarımız güçlü [1]
Bu sefer ölümlü isyan çıkacak [1]
Girne'de yine fuhuş, yine Afrikalı [5]
Annesini dövdü, tutuklandı [4]
Mecbure Esen kurtarılamadı [4]
Talat değişmezse çözüm bulamayacağız [1]
KKTC'de "ozon"lu tedavi başlıyor [2]



TÜRKİYE'NİN NİYETLERİ ÜZERİNE...

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

2004 yılının 24 nisanında yapılan referandumlardan sonra Rum tarafının yüksek bir oranla Annan planına hayır demesi ve "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" kurulmaması kuşkusuzdur ki Kıbrıs sorununun içinde olan veya Kıbrıs sorunuyla ilgilenen tarafları yeni bir tavır almaya sevketti.

Hedeflenen çözümdü ama çözüme ulaşılamamıştı. Çözüme ulaşılması için tavır ortaya koyanlar bu tavırlarını pozisyonlarını güçlendirmede veya yeni pozisyonlar elde etmede kullanacaklardı.

Herkes bunu yaptı.

Türkiye de.

2004 yılında Türkiye için kritik tarih aralık ayındaki Avrupa Birliği zirvesiydi. Türkiye bu zirveye büyük bir önemle hazırlanıyordu çünkü Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tam üyelik müzakerelerinin başlayıp başlamayacağı bu zirvede belirlenecekti.

Sonuç malumdur.

Bir dizi kriz ve gerginlikten sonra Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam üyelik görüşmelerine başlaması kararlaştırılır.

Türkiye kendisi için tarihi öneme haiz bu dönemeci geçerken Kıbrıs sorunuyla ilgili de kamuoyuna deklere edilmeyen kararlar alır.

Özellikle Türkiye Dışişleri Bakanlığı üst düzey bürokratlarının şekillendirdiği bu yeni kararlar şu eksene oturtulmaktaydı: Rum tarafı Kıbrıs sorununun çözümüne hazır değil. Avrupa Birliği hem Türkiye'yi üye yapmak istiyor hem de Türkiye'nin Kıbrıs sorununu çözmesini talep ediyor. Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye'nin üyelik tarihine endekslensin, Türkiye'nin tam üye olacağı günlerde Kıbrıs sorunu çözülsün. ( O zaman Türkiye'nin üyeliği için 15 yıldan bahsediliyordu.)

Türkiye yetkilileri bu planlarını yaptıkları diplomatik temaslarda dile getirmeye çalıştılar.

2006 yılına kadar Avrupalıları "ikna" etmeye uğraştılar.

Kuşkusuz ki başarılı olamadılar.

Çünkü "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" ve Yunanistan'ın kararlı veto tutumlarının yanı sıra Avrupa Birliği yetkilileri kendileri için bir utanca dönüşen Kıbrıs sorununu daha 15 yıl kucaklarında taşımak istemiyorlardı.

Üstelik Türkiye'nin sadece Kıbrıs sorunu yoktu. Başka sorunlarda da Avrupa Birliği ile gerginlikler yaşayacaktı.

Ve Kıbrıslı Türkler "üyelik tarihinin rehinesi" olmak istemiyorlardı.

Türkiye bu politikasını 2006 yılında değiştirdi. İzolasyonların kaldırılması aracılığı ile Papadopulos'u zor durumda bırakma politikası tek hedef olarak belirlendi ve bunun üzerinde yoğunlaşıldı. Bu politikaya Amerika, Almanya ve İngiltere'nin açık Avrupa Birliği Komisyonu'nun da gizli desteği vardı.

Papadopulos'un değişmesi halinde Kıbrıs sorununu çözmek için yeni bir fırsat ortaya çıkabilirdi.

Nitekim öyle oldu. Papadopulos kaybetti. Yerine gelen Hristofiyas iyi bir başlangıç yaptı ve Lokmacı'nın açılmasıyla birlikte teknik komitelerin süratle kurulmasını sağladı. Şimdi teknik komiteler çalışmaya başlayacak. Ardından da liderler nihai pazarlığa girişecekler.

Tüm bunları niye yazdım?

Tüm bunları yazmamın nedeni Türkiye ile ilgili yapılan değerlendirme ve analizlerdeki sığlıktır.

Özellikle Rum tarafının yeni Başkanı Hristofiyas'ın analizleri derin bir sığlık içermektedir.

Hristofiyas "çözümün ipi Türkiye'nin elindedir" diyerek aslında inisiyatifi kendi eliyle Türkiye'ye veriyor.

Türkiye'nin atacağı adımları peşinen kabullenmiş oluyor.

Annan planı sürecinde yaşananlar veya perde gerisinde meydana gelenler bize çok iyi göstermiştir ki Türkiye, garantiler ve güvenlik ile deregasyonlar dışında her konuyu pazarlık masasına yatırabilir.

Pilatus'un gölgesinde isimli kitabımda kişileri ve olaylarıyla birlikte Bürgenstock'ta yaşananlardan anlatıldığı üzere Türkiye yüzde 20 toprağı da teklif edebilir Karpaz'da bir Rum kantonu oluşturulmasını da.

Hristofiyas garantiler, güvenlik, çözümden sonra bir miktar (650) Türk askerinin kalması ve "yerleşiklerden" 40 bininin yeni kurulacak devletin vatandaşı olacaklarını çok iyi biliyor.

Annan planı kuşkusuz ortadan kalkmıştır ama bu parametreler nerdeyse tarafların uzlaşma noktasına dönüşmüştür.

Bunları bilen Hristofiyas şimdi niye Türkiye'nin niyetleriyle ilgili hemen hergün kuşku belirtme taktiği izlemektedir?

"Türkiye'yi iyi analiz edemeyenler halkımızı mahvedecekler."

Bu tespit, Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides'e aittir ve Papadopulos için söylenmiştir.

Umarım Hristofiyas için de söylemez...

   649 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
10 Ekim 2008, Cuma   UBP'NİN DURUMU
09 Ekim 2008, Perşembe   HORTUMUN ACI SONU
08 Ekim 2008, Çarşamba   KRİZ FIRSAT MI?
07 Ekim 2008, Salı   ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...
30 Eylül 2008, Salı   HÜKÜMETİN YAŞADIĞI İRONİ
28 Eylül 2008, Pazar   SEVGİLİ TUNCAY...
27 Eylül 2008, Cumartesi   BAYRAM GELMİŞ NEYİME...
26 Eylül 2008, Cuma   DİDİŞMELER...
25 Eylül 2008, Perşembe   TANRININ ELİ
23 Eylül 2008, Salı   UBP'NİN TEMEL SORUNU



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,3763 1,3860
1 STERLİN 2,3826 2,4004
1 EURO 1,8890 1,9022



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

UBP'NİN DURUMU

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

Barışın elçileriyle yürümek...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Bunlar yalan mı?. Yalandır diyenler beri g...

Ahmet Tolgay

Yine ava ve avcılığa dair...

Bilbay Eminoğlu

Yatıp kalkıp dua edin bu halka...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Anketler ve UBP

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital