|
Üzerinden 4 yıl geçti.
Sanki çok uzun bir zaman dilimi geçmiş gibi krizler ve gerginlikler yaşadık üzerinden.
Daha dünmüş gibi sürüyor hayal kırıklıkları.
24 nisan 2004'de yapılan referandumların sadece 4. yılındayız ama yeterince yorumlanmaması, ele alınmaması, tartışılmaması enteresandır.
Yaşanmış, bitmiş ve defteri kapanmış bir tarihi olay muamelesi yapıyoruz referandumlara.
Oysa daha "defterler" yeni açılıyor.
Her tarihi olay gibi hakkındaki bazı gerçekler vuku bulduktan sonra ortaya çıkıyor.
Tarihi yorumlamak ve ders çıkarmak için üzerinden makul bir sürenin geçmesi gerekiyor.
24 Nisan referandumları için 4 yıl makul bir süre mi?
Referandumların ve dolayısı ile Annan planı sürecinin perde gerisini anlatan bir kitap yazan için elbette makul bir süredir.
Realize olmuş duygularla konunun yeniden değerlendirilmesi mümkün olabiliyor.
Ve tüm bunlardan gerekli derslerin çıkarılması daha ulaşılabilir bir nokta şimdi.
Zaten tarih de ders çıkarılacak bir deneyimler bütünü değil midir?
Öte yandan hala sonuçlanmayan bir sürecin baskısı da her geçen gün artan ritimle peşimizden geliyor.
"Bir çözüme ulaşılması" arzusu bir iradeye dönüşüyor ve geleceğimizi yeniden şekillendirme motivasyonu yaratıyor.
Şimdi, yeniden, geleceğimizi şekillendirme uğraşlarının tam göbeğindeyiz.
Liderler bir araya geldi, komiteler kuruldu ve ortaya çıkacak yeni çözüm planının provası yapılmaya başlandı.
Tam da bu noktada önem kazanıyor 24 Nisan referandumları.
Çünkü bir halkın iradesini yansıtıyor.
Üstelik tarihi boyunca ilk kez kullanılan ve bu açıdan büyük değer taşıyan iradesini.
***
Yazının başlığı, bu günlerde Türkiye'de yayınlanan kitabımın adıdır da aynı zamanda.
Pilatus'un gölgesi şubat ayında piyasaya çıkmıştı.
Bazı satış noktalarında çok az miktarda kaldı ve tükenmek üzeredir.
Kitabın Türkiye'de de yayınlanmasını arzu ediyordum.
Ayraç Yayınevi basımı ve dağıtımı kabul etti.
"Türkiye farklı bir ülkedir, yeni bir isim ve yeni bir dizaynla çıkalım Türkiyeli okuyucunun karşısına" dediler.
Adını da "Kıbrıs'ta ümit ve hüsran" koydular.
Önceleri "fazla psikolojik" gibi geldi bana bu isim.
Ama dönüp geriye baktığımda yaşadıklarımızın çoğu psikolojik vakalar değil miydi?
Dün akşam İstanbul'da KIBES'in organize ettiği tanıtım ve imza gecesinde ve 24 Nisan referandumlarının 4. yıldönümünde tüm bunları konuştuk.
Bugün Biga'dayız. Çanakkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğrenci ve öğretim görevlileri ile bunları konuşacağız.
Yarın da Çanakkale'de belediyenin organize ettiği bir etkinliğe katılacağız.
Tüm bunların detaylarını paylaşacağız sizinle.
Görüşmelerin başlamasıyla hızlanan gündemimiz yeni bir referanduma kadar böyle gidecek anlaşılan.
Ümit ve hüsran günlerini konuşarak-değerlendirerek ve "özgür ve birleşik bir ülkenin" yaratılması için yeniden kolları sıvayarak.
|