Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
BİR YASTIKTA 50 YIL
Kara Kitap
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]
Bu kez Girne zehirlendi [2]



CEVİZDEN İRİ YAĞ BEZESİ

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İlk fark ettiğimde fındık büyüklüğündeydi.

Umursamadım.

Sonra hızla büyüdü ve irice bir ceviz kadar oldu.

"Madem hızlı büyür önemli değil" şeklindeki teselliler fayda etmeyince bir doktora göstermek farz oldu.

Dr. Hüseyin Kebapçıoğlu "basit bir operasyonla alırız" dedi.

Her daim "ayaklı sağlık ansiklopedisi" muamelesi yaptığım sevgili Okan Dağlı'ya başvurdum.

Etraflıca anlattı. Anlattıklarının özeti "basit bir operasyonla almak lazım" şeklindeydi.

"Dr. Kudret de mutlaka görmeli" denildi. Çalışmalarını takdirle izlediğim Doç. Dr. Kudret Çağlar'a da "göründüm."

O da aynı cümlelerle aynı şeyleri söyleyince dördüncü doktora başvurmaya utandım ve bıçak altına yattım.

Dr. Kebapçıoğlu "tam da beklediğimiz gibi" dedi ve küçük bir şişenin içindeki ilaçlı suda yüzen yağdan ibaret bezemi elime verdi. Doğru Dr. Sonuç'un yolunu tuttum.

Dr. Sonuç Büyük "Cuma günü belli olur ama şimdiden söyleyebilirim ki sorun yok" deyip içimi rahatlattı.

Sırtımda biraz ağrı, "bıçak altına yatmanın" getirdiği halet-i ruhiyenin yarattığı havayı kullanarak yapmaya çalıştığım "şımarıklıklar" ve işe geri dönme zorunluluğu.

İnsan böylesi durumlarda  "en önemlisi sağlıktır" sözünün boş bir temenniden öteye anlamlar içerdiğini fark eder.

Ve yaşamın kutsallığını anlar.

Yaşamı sağlayan sağlıktan daha önemlisinin olmadığını bir kez daha saygıyla teslim eder.

 

 

                                         ***

 

Geçtiğimiz ay Çanakkale Üniversitesi'ndeydim.

Gözlerinde umut ama o denli de karamsar birçok öğrenciyle sohbet etme imkanım oldu.

Şüphesizdir ki gençlerin derdi "geleceğe dairdir."

Üniversite eğitiminden sonra ne olacaklarına ilişkin kafalarında dolaşan yüzlerce soruyu paylaşırlar sizinle.

Sizin hayat hikayenize bakarak kendileriyle ilgili bir sonuç çıkarmaya çalışırlar.

Bugüne kadar birçok üniversitede benzer durumlarla karşılaştım.

Fakat en kötüsü İletişim Fakültesi'nde okuyanlardır.

Mezun olmaya ramak kala bile "ben niye bu bölümü seçtim" sorusunu sorup dururlar.

Bunu anlamaya çalıştım hep.

Gazetecilikle ilgili anlatılan "kötü" hikayelerin bunda etkisi var.

Gazeteci milletinin çokça boşboğazlık içeren olumsuz konuşmaları belli ki öğrencileri kötü etkiliyor.

Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi gazetecilik öğrencilerinin "genel olarak" durumu da aynı.

Geçtiğimiz cuma çocukları gazetede konuk ettik.

Bence dünyanın en önemli mesleği olan gazeteciliğin (tüm olumsuz koşullara rağmen) ne anlama geldiğini anlatmaya çalıştık.

Bu ölümlü dünyada, tarihe tanıklık edildiğini ve geleceğe bırakılan bir iz olduğunu söylemeye çalıştık.

En etkilendiğim cümleyi Süleyman Ergüçlü söyledi:

"İster gazetecilik yapın, ister başka bir meslek seçin. Ne yaparsanız yapın ama sevdiklerinize ve mutlu olacağınız şeylere mutlaka zaman ayırın. Yaşam işten ve çalışmaktan ibaret değildir."

Bunu söyleyen yaşamının bütününü mesleğine ayırmış birisiydi.

Bu açıdan da altın değerinde bir öğüttü.

 

 

                                         ***

 

 

Yaşam geçip gidiyor.

Bir süre sonra hastalıklar yoldaşlık yapmaya başlıyor insana.

Ve bilinen son gerçekleşiyor.

Önemli olan geride kalacak hoş bir seda ve yaşanmış mutluluklar değil mi?

Bana bunları yazdıran cevizden iri bir yağ bezesi oldu.

   598 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?
10 Ekim 2008, Cuma   UBP'NİN DURUMU
09 Ekim 2008, Perşembe   HORTUMUN ACI SONU
08 Ekim 2008, Çarşamba   KRİZ FIRSAT MI?
07 Ekim 2008, Salı   ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...
30 Eylül 2008, Salı   HÜKÜMETİN YAŞADIĞI İRONİ
28 Eylül 2008, Pazar   SEVGİLİ TUNCAY...
27 Eylül 2008, Cumartesi   BAYRAM GELMİŞ NEYİME...
26 Eylül 2008, Cuma   DİDİŞMELER...
25 Eylül 2008, Perşembe   TANRININ ELİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital