Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bombaların gölgesinde

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Haziran 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ajans haberlerinden okumuş, televizyon haberlerinde şöyle bir göz ucuyla bakmıştık.

Aşağıdaki maili alıncaya kadar, "gazeteye bile haber olması zor olan" bir konuydu bizim için.

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Ergüçlü uluslararası bir toplantıda Irak'lı bir gazeteciye söylemiş, sonra da pişman olmuştu.

Irak'ta yüzlerce kişinin ölümüne neden olan patlamalar ancak bizim gazetenin ön sayfasında yer bulabilirdi.

Daha aşağısı pek dikkatimizi çekmezdi.

Halbuki oralarda her gün bombalar patlıyor ve insanlar ölüyor.

Pakistan'da, Afganistan'da ve dünyanın başka yerlerinde her gün onlarca kişinin öldüğü açık bir savaş yürütülüyor.

Kabuğumuzun içine kapanmış bizler ise yüzlercesinin ölmesini bekliyoruz haber yapmak için.

Dün sabah günlük gazeteleri okuduktan sonra maillerime göz attım.

Aşağıdaki mail çok etkiledi beni.

Eğitimdeki sorunlarla ilgili yazmayı planladığım yazımı iptal ettim.

Sizi bombaların gölgesinde, ölüm korkusu yaşayan birisinin duygularıyla baş başa bırakıyorum.

Pakistan'daki temsilciliğimizde başarıyla görev yapan Hasibe Şahoğlu başından geçenleri anlatıyor.

Bize, kan ve ölümle yoğrulan bir dünyanın olduğunu yeniden hatırlatarak.

Yazı aynen şöyledir:

***

Korkunun ecele faydası yok derler, ama bunu korkana anlatmak pek kolay olmaz herhalde. Çünkü hiç kimse biraz sonra korkacağını kolay kolay kestiremez. Her şey bir anda olup biter ve kalbimize söz geçiremeyiz, küt küt çarpıntıya başlar. Eller, ayaklar kesilir, ağız kurur, bir dakika sonra bayılacakmış gibi bir his gelir ardından... Titreyen gövdemize hakim olamayız, o kendi istediği yönde hareket eder. Kimi zaman kaçış emri verir beynimiz, kimi zaman olduğumuz yere sinmemizi öğütler. Çığlık rahatlama amacı veya yardım çağırma aracı olur dudaklarımızda. Saatlerce, tehlike geçse bile bizi esir alır korku, aşılması güç bir travmaya sürükler...

Yardımcı memurumla o tatile giderken şakalaşmıştık. Geçen yıl beni yalnız bıraktığı zaman bu gurbet ellerde, çok kötü olaylar olmuş, günlerce endişeli saatler geçirmeme sebep olan olaylar olmuştu. Yardımcımın evinin olduğu sokağın hemen yanında bomba patlamış, ardından sekiz gün şehrin göbeğinde savaş yapılan Lal Mescid olayı ortaya çıkmıştı. Bu nedenle bu kez ayrılırken ona "Yine bir şeyler olmaz inşallah" demiştim ve gülüşmüştük. Bu bir önsezi miydi bilemem ama söylediğim söz doğru çıktı.

Birkaç ay önce İkametgaha çok yakın ve sürekli gittiğimiz bir restoranda bomba patlamış, orda bulunan bir Türk hanım ölmüş ve bizim morallerimiz sıfır olmuştu. Bombayı atanlar yakalanmamış, nedeni konusunda birçok dedikodu yapılmıştı. Kimine göre bomba o anda orda yemek yiyen Amerikalılar için, kimine göre de restoran içki servisi yaptığı için atılmıştı. Bombanın gürültüsü bana ulaştığı zaman çok yakınımda sanmış ve müthiş bir korku yaşamıştım. Yan tarafımda British Council, karşımdaki evin bir yanında da Norveç Büyükelçiliği bulunuyor. Bombanın bunlardan birisinde patladığını sanmıştım. Sonra arka bahçemden alevleri gördüm, ve televizyondan izleyince bir saat önce karşısındaki eczanede olduğum restoranda patladığını öğrenmiştim. Korkmuştum, çok korkmuştum... Tehlikenin nerden geleceğini bilemiyoruz. Ben iki savaş yaşadım Kıbrıs'ta, ancak böyle korkmamıştım çünkü tehlikenin gelebileceği yeri ve yönü biliyorduk. Neyden korunacağımızı kestirebiliyor, tedbir alıyorduk. Burada bu ülkede tehlikenin aşırı dincilerden mi yoksa siyasi teröristlerden mi geleceğini tahmin edemiyorsun. Restoranların mı, çarşıların mı, ofislerin mi yoksa evlerin mi daha tehlikeli olduğunu bilemiyorsun.

Kaderci olup çıkıyorsun sonunda...

Akşam saatler bir saat ileri alınmış, Türkiye ve Kıbrıs ile farkımız tekrardan üç saate çıkmıştı. Sabah bu yüzden saate adapte olmam ve uyanmam biraz zor olmuş, Temsilciliğe her günden daha geç varmıştım. Pakistan'da beni bezdiren bir olay daha yaşıyoruz. Elektrik kesintileri ayyuka çıktı artık. Günün yarısı elektriksiz geçiyor. Hem ikametgahta hem de Temsilcilikte bir jeneratör var. İkisi de bu yoğunluğa dayanamayarak bozuldu. Tamir edebilecek insan bulmak ve aldatılmadan yaptırmayı becermek de büyük maharet istiyor. Bu günlerde bunlarla uğraşıyorum, sabah da parça bakmak için bir yere gidip Temsilciliğe geri döndüm. Yerime ancak oturmuştum ki müthiş bir patlamayla oda sarsıldı, camlar zangırdadı. İlk anda beynime "deprem oluyor" diye bir düşünce saplandı. Yerimden fırladım, titremeye başladım. O anda gözüm aşağıda sabit duran ve bir yerlere bakan insanlara ilişince deprem olmadığını idrak ettim.

Yakın bir yerde bomba patlamış olmalıydı. Nedir, nerdedir dememe kalmadan telefon çaldı. İkametgahtan arıyorlardı. Evdeki camların hemen hemen hepsi kırılmış, tuzla buz olmuş diye haber verdiler.

Bomba çok yakınımızdaki Danimarka Büyükelçiliğinde patlamış. Halbuki karikatür olayından beri olağanüstü şekilde korunuyordu bu bina. Buna rağmen intihar bombacısı araba ile Büyükelçiliğin girişine dalmış ve bombayı patlatmış.

Evin halini gördüğüm zaman büyük bir şok yaşadım. Bomba sanki de bizde patlamıştı. Camlar her tarafa saçılmış, sinek telleri parçalanmış, hatta perdelerde bile yırtıklar oluşmuştu. Nasıl bir korkuya kapıldığımı tahmin edemezsiniz. Hele üst kata yatak odama çıkıp yatağımın üzerini cam parçaları ile kaplı görünce kendimi ölüme çok yakın hissettim. Kendi ölümüme ağlar gibi ağladım. İki buçuk saat önce o yataktan çıkmıştım... Çıkmasam tüm bedenim yırtıklarla kaplanacaktı kuşkusuz... Ucuz kurtulma buna deniyor herhalde...

Şimdi ya, ya, ya diyerek bir sürü korkular yaşıyorum. Ay sonu sekiz ve bir yaşındaki torunlarım dedeleri ile birlikte yanıma geleceklerdi. Bu olayı yaşasalar herhalde ömür boyu etkisinden kurtulamazlardı. Hemen gelişlerini iptal ettirdim. Ben de bu yılın acısını çıkarmak için uzun bir tatil yapmaya karar verdim...

Sizlerle paylaşmak istedim...

Hasibe Şahoğlu

2 Haziran 2008

İslamabad

   598 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
21 Ağustos 2008, Perşembe   KAPIDAKİ TEHLİKE
20 Ağustos 2008, Çarşamba   BECERİKSİZLİĞİN CEREMESİ
17 Ağustos 2008, Pazar   TEK RAKİBİ BALIKLAR
16 Ağustos 2008, Cumartesi   SİESTA VAKTİ
15 Ağustos 2008, Cuma   CHP'NİN POZİSYONU VE TSK'NIN TAVRI
14 Ağustos 2008, Perşembe   AH VE VAHLA GEÇEN ÖMÜR
13 Ağustos 2008, Çarşamba   KIBRIS TÜRKÜ ÇÖZÜM İSTEMİYOR MU?
12 Ağustos 2008, Salı   ANKET KAOSU VE UBP'NİN DURUMU
10 Ağustos 2008, Pazar   TEK DÜNYA TEK RÜYA...
09 Ağustos 2008, Cumartesi   ÇETİNKAYA'NIN RET ETTİĞİNİ NİYE KABUL EDECEKLER?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital