|
Bir yanda Ergenekon davası diğer yanda AK Parti'yi kapatma davası.
Limitleri zorlayan ve tehlike sınırında dolaşan ekonomiyle ilgili verilerin yarattığı baskı.
İç savaş görüntüsü veren Güneydoğu'daki çatışmalar.
İşsiz, fakir ve umutsuz milyonlarca insan.
Türkiye'nin ne olacağına ilişkin yanıtlanamayan sorular sanırım en tehlikelisi.
Koskoca bir ülke birkaç ay sonrasına ilişkin önünü göremiyor.
Kimse 6 ay sonrasına ilişkin plan yapamıyor.
Avrupa Parlamentosundan bir Rum milletvekili, bir toplantı vesilesiyle karşılaştığı Türkiye'nin eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'a "Türkiye Kıbrıs sorunuyla ilgili ne yapacak" sorusu yöneltmiş.
Yaşar Yakış'ın verdiği yanıt durumu özetleyecek türden:
- Bizim ev alev alev yanıyor, kim bakar şimdi Kıbrıs'a..."
Başkent Ankara'nın görüntüsü öyle.
Yangın yerinden farksız bir görüntüde, Türkiye çıkış yolu bulmaya çalışıyor.
İyimserler de karamsarlar da pek fazla ümitli konuşamıyorlar.
Durum böyle olunca mesele tam da Yaşar Yakış'ın dediğine geliyor:
"Kim bakar şimdi Kıbrıs'a..."
***
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 20 Temmuz etkinlikleri çerçevesinde Kıbrıs'a gelmeye hazırlanıyor.
Erdoğan 20 Temmuz kutlamaları için daha önce de gelmişti.
Ama bu gelişler günübirlik ziyaretler çerçevesinde kalmıştı.
Bu kez, Ankara'nın yangın yerine döndüğü bir ortamda Erdoğan tam 3 gününü Kıbrıs'ta geçirecek.
Ziyaretin 3 gün gibi uzun bir süre olmasının anlamı nedir?
Elbette Erdoğan'ın görevinin başında olduğu ve deniz aşırı konularla da yakından ilgilendiği imajı vermek istediği kesin.
Partisi kapatılacak bir başbakan gibi davranmadığını göstermek istiyor.
Bu Türkiye ile ilgili kısım.
Peki Kıbrıs sorunuyla ilgili kısmı ne olacak?
Görüşmelerin başlama arifesinde 3 günlük ziyaretten önemli kararlar çıkacak mı yoksa Yaşar Yakış'ın dediği üzere bugünlerde Kıbrıs'ı takan yok mu?
***
Şu sıralar herkes "Kıbrıslıların bulacağı bir çözümün erdemlerinden" bahsediyor ama Türkiye'nin Kıbrıs sorunundaki etkisini kimse gözardı edemiyor.
Türkiye Kıbrıs sorununda taraf olmaktan öte bir pozisyondadır.
Uluslararası hukuka göre Kıbrıs'ın Kuzey'i Türkiye'nin sorumluluğundadır.
Eğer bir çözüme ulaşılacaksa Türkiye'nin atması gereken birçok adım vardır.
Çözümsüzlük halinde sorumluluk Türkiye'ye ait olabilir.
Bu nedenle Ankara'daki durum ne isterse olsun, Türkiye'nin Kıbrıs sorunuyla yakından ilgilenme yükümlülüğü vardır.
Umarız Sayın Erdoğan'ın 3 gün gibi uzun ziyareti bu açıdan değerlendirilir ve çözüme ulaşılacak yolda önemli kararların üretildiği bir vesileye dönüştürülür.
Aksi, can yakıcı bir sürecin başlangıcı olabilir...
|