|
Kalabalık aile grubuyla Karadeniz'e gitmeye hazırlanıyorduk.
Biletler ve kalacak yerler ayarlanmış, bağlantılar kurulmuştu.
Dana önce Karadeniz'e giden aile bireyleri vardı ve "tam sana göre, mükemmel bir tatil yapacaksın" garantisi veriyorlardı.
Olmadı.
Gazete ve televizyondaki gelişmeler nedeniyle iptal etmek durumunda kaldık.
Evde dillendirilmeyen ama yüz ifadelerinden anlaşılan isyanı bastırmak için enteresan bir yöntemi devreye soktum.
Cumartesi öğleden sonra çıkıyoruz ve ilk gençlik yıllarımızda yaptığımız gibi plansız bir şekilde dolaşmaya başlıyoruz.
Her yeri görüyoruz, beğendiğimiz yerde de konaklıyoruz.
Tatil anlayışı "sakin ve huzur dolu bir ortamda kendini dinleyecek günler geçirmek" olan bendeniz için biraz zor oldu bu hızlı tempoya geçmek ama doğrusu kısa sürede adapte oldum.
Meğer on yılı aşkındır görmediğim yerler varmış.
Ve özlemişim ülkemin her karış toprağını.
Dün Mağusa'dan başladık, Karpaz'ın en uç noktasına kadar gittik.
Hani iki küçük ada ve ötesi deniz.
Mağusa sahilleri tıklım tıklım insan doluydu.
Karpaz sahilleri de öyle.
Binlerce insan Akdeniz'in kollarına koşmuştu. Gürültücü serçeler gibi inanılmaz bir şamata ve mutluluk.
Biz de kendimizi Altın Sahil'in yüksek dalgalarına bıraktık.
Sonra Blue Sea otelde keyifli bir akşam geçirdik.
Bir masada Rumlar, diğer masada Avrupalılar.
Memleket mutluluk içinde bir hafta sonu geçiriyordu gibi geldi bize.
Bu tespite itiraz edenler bile öylesi bir mutlu hafta sonu geçirmişlerdir eminim.
***
Rusya ile Gürcistan Osetya için savaşa tutuştular.
Kan oluk gibi akıyor. Siviller ölüyor her savaşta olduğu gibi.
Her savaşta olduğu gibi onulmaz yaralar açılacak.
Ve Kıbrıs'ta olduğu gibi yıllarca sürecek düşmanlık ve husumet.
Savaş insanlığa yakışmayan bir kötülüktür fakat insandır savaşan ve kan döken.
Osetya'da kan dökülürken Çin'de insanlığın tanık olduğu en görkemli olimpiyat açılışı yapıldı.
4 milyar insan izledi ve herkes hemfikir kaldı: Rüya gibiydi.
Zaten olimpiyatın sloganı da öyleydi:
Tek dünya tek rüya.
Şair ne güzel de söylemiş: Dünyanın bir yarısı kızıl çağla bir yarısı kan-irin...
Dünyada da öyle ülkemizde de.
Aslolan mutluluğu yakalamakta galiba.
Gerisi süreli ömürde çile doldurmaktır.
Kıbrıs Türkü yeterince çile çekti.
Artık yetmedi mi?
|