|
Anayasa Mahkemesi'nde dava açarak, kapatma davasında değnekçiliğe soyunarak, rejim bunalımı varmış gibi ortalığı birbirine katarak ve askerin laiklikle ilgili duyarlılığını sürekli kaşıyıp "laiklik elden gidiyor feryatlarıyla" ortalığı birbirine katan Cumhuriyet Halk Partisi düşebileceği en kötü duruma düştü ve Genel Kurmay Başkanlığı ile kavgaya tutuştu. Kavga da ne kavga. Emekliye çıkacak genel kurmay başkanına verilecek zırhlı koruma aracını gündem yaparak ve "arabayı kaptı, AK Parti'ye göz yumdu" imalarında bulunarak ve o ölçüde komikleşerek.
Kapatma davasını atlatan AK Parti siyaseten toparlanma sürecine girdi ve kırıp-döktüğü ilişkileri yeniden tesis etmeye başladı.
Bugünkü süreçte anketlerden yansıyan oy oranının yüzde 48'lerde seyrettiğidir. İlk kez Yüksek Askeri Şura'da görüş birliği sağlanmış ve ordudan atılmalar yaşanmamıştır.
Dolayısı ile merkezine AK Parti'nin oturtulduğu 1 ay önceki gerginlik yerini uyum ve uzlaşma içinde çalışan devlet kurumları görüntüsüne bırakmıştır.
CHP ise her şey ve herkesle kavga eden parti pozisyonundadır.
***
CHP'nin bu pozisyonu önümüzdeki dönemde Kıbrıs sorunu nedeniyle yeniden karşımıza çıkacaktır.
Zaten bugüne kadarki politikaları çözüm karşıtı olduğu ortadayken, bu kez görüşmeler başlar başlamaz, "Kıbrıs elden gidiyor" korosunun baş solisti CHP olacaktır.
Çünkü Kıbrıs Türkiye iç siyasetinde iyi bir rant kapısıdır ve hamaset maalesef kitleleri etkilemektedir.
CHP Kıbrıs hamasetini yükselterek iç politikada kaybettiği zemini geri almaya çalışacaktır.
Peki bu ne gibi bir sonuca yol açacaktır?
***
2004 sürecinde dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile kavga etme pahasına Birleşmiş Milletler ile uyum içinde çalışan ve süreci referanduma götürmede kararlı davranan AK Parti, şüphesidir ki dönemin Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök'ten destek alıyordu.
Ergenekon olayında ortaya çıkan ve eski Cumhurbaşkanı Denktaş'ın da birkaç kez açıkladığı üzere ordu içindeki "Kıbrıs şahinlerini" engelleyen, süreci berhava etmelerini önleyen Hilmi Özkök'ten başkası değildi.
Genel Kurmay'ın yeni şekillenen komuta kademesi 3 Eylül'de başlayacak kapsamlı görüşmelerle ilgili tavrı bilinmemektedir.
Bu normal de sayılabilir.
Çünkü henüz görevi devralmadılar.
Ama dikkat edilmesi gereken nokta CHP'nin başlatacağı hamaset dalgasıyla ortaya çıkacak milliyetçi havanın askerleri nasıl etkileyeceğidir.
Bir de AK Parti'nin bu durum karşısında ne yapacağı.
Türkiye gibi dengelerin hızla değiştiği bir ülkede sağlıklı öngörülerde bulunmak her zaman mümkün olmayabilir.
Fakat Türkiye Kıbrıs'ta çözüme karar vermişse bunu da sağlayabilir.
CHP'ye ve tüm çözüm karşıtlarına rağmen...
|