|
İlginçtir, Pile'deki saldırı Rum basınında pek yer almadı.
Pek yer almadı cümlesini özellikle seçtim, çünkü politik sonuçlara yol açan böylesi bir saldırı Rum gazetelerin birinci sayfasında yer alması gerekirdi.
Rum gazete yöneticileri (editörleri) bu haberi birinci sayfaya koymaya gerek görmedi.
Ama iç sayfalarda habere yer verildi.
Bu, konuyu önemsizleştirmek için mi yapıldı?
Kıbrıs basın tarihi, gazetelerin "düşman" için bir silah olarak kullanılmasının tarihidir de aynı zamanda.
Şimdi geriye dönüp bakıldığında büyük utanç duyulacak ne kadar korkunç haberler üretildiği açıkça görülür.
İki toplumun arasını açmak, nefret ve husumet yaratmak için bir asker gibi kullanılan gazeteciler vardı ve hala vardır.
Pile'deki olayların Rum basını tarafından farklı ele alınmasının nedeni nedir?
Yakın tarihe bakıldığında Rum tarafında Kıbrıslı Türklere yapılan saldırılarla ilgili olarak benzer bir tutum sergilendiğini rahatça söyleyebiliriz.
Alithia ve zaman zaman Politis gazetelerini bundan ayrı tutarak, Rum basınının Kıbrıslı Türklere yapılan saldırıları görmezden gelme, önemsememe gibi garip tutum sergiledikleri aşikârdır.
Yanında gezdirdiği yırtıcı köpeği Trodos dağlarını ziyaret ederken rastladığı Kıbrıslı Türklerin üstüne saldırtan manyak, Alithia gazetesinin ısrarlı yayınları sonucu bulunmuştu.
Kıbrıslı Türklerin şikâyetçi olmasına rağmen Rum basını bu olayları yok saymıştı.
APOEL binası önünde bekleşen Rum faşistlerin oradan geçen Kıbrıslı Türklerin arabalarına yaptığı saldırılar da benzer bir muamele görmüştü.
İngiliz Okulu olaylarında "haç taktığı için Rum öğrenciye küfreden Türk öğrenci" masalı uydurularak, "olayları yaratan Kıbrıslı Türk öğrencilerdir" imasında bulunanlar bile çıkmıştı.
Doğrusu Pile'de önceki gün yaşanan olaydan sonra "Türkler kendi camlarını kırdılar ve kendi büstlerini kirlettiler" şeklinde bir yayın bekliyordum.
Şimdilik "sessiz" kalmayı tercih ettiler.
Fakat bu tercih yeni dönemde ciddi tehlikeleri bağrında taşımaktadır.
Şovenizme ve her türlü provokasyona karşı ciddi tepkiler ortaya konulmazsa şovenistler ve provokatörler galebe çalarlar. Yani galip gelirler.
Kıbrıs tarihi bunun örnekleriyle de doludur.
***
3 Eylül'de başlayacak görüşmeler sürecinde iki liderin bu konuya mesai ayırması kaçınılmazdır.
Çünkü kendilerini bekleyen en önemli tehlikelerden birisi de budur.
İki liderin kimliğinde çözüm umutları arttıkça o paralelde saldırıların da artması ihtimali yüksektir.
İki taraf işbirliği yaparak önce ortaya çıkacak tahribatı giderme sonra da suç örgütlerini dağıtma noktasında kararlı ve eşgüdümlü olmalıdırlar.
Kendilerinden beklenen de budur.
|