Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



PSİKOLOJİK BİR YAZI

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Ağustos 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir günlüğe sıkıştırılan İstanbul seyahatimin büyük bölümünü kapalı odalarda toplantı halinde geçirdim.

Gece saat 22.00 sıralarında otele dönüş yolunda taksi ile Beşiktaş iskelesi önünden geçerken, sokak çalgıcılarından yükselen ritimler ve kaldırıma kurulan el işleri tezgâhları cezp etti beni.

Taksiden inip bir süre yürüme ve boğazın iyot yüklü kokusunu teneffüs etme isteği depreşti içimde.

Öyle de yaptım.

Ağır çalışma koşulları ve stres yüklendiğim günlerden sonra ilaç gibi geleceğini düşünmüştüm, İstanbul boğazına paralel yürüyüp, kalabalıkların içine karışıp, sokak çalgıcılarını dinleyip, tezgahlarda satılan göz nuru el işlerine bakmanın.

Yanılmışım.

Daha ikinci adımda gördüğüm eli silahlı polis özel birlikleriyle irkildim.

İrkilmem, daha 3 saat önce televizyonda dinlediğimiz ve yorumunu yaptığımız haberdendi.

Patlayıcı yüklü 3 araç İstanbul'a gönderilmişti ve kalabalık mekânlarda havaya uçurulacaktı.

Böyle diyordu televizyon haberleri.

Daha 2 hafta önce Güngören'deki patlamalar düştü aklıma ve içgüdüsel olarak kalabalıktan hızla uzaklaşma isteği ağır bastı.

Hızlı adımlarla uzaklaştım da.

Denize karşı sıralanan boş banklardan birine oturdum.

Bir süre boğazı seyrettim.

Sonra içime garip bir sıkıntı çöktü.

Teslim olmuştum galiba.

Yaşamdan elimi ayağımı çekmeyi ve gidip bir otel odasına kapanmayı tercih etmiştim.

Kişisel güvenliğim için "onların" istediği gibi davranmıştım.

İşi bittiğinde evine kapanan, kapısını penceresini örtüp korku içinde yaşayan ve yaratmaya çalıştıkları "korkunun krallığı" düzeninin uysal birer vatandaşı olan o model gibi olmuştum.

***

Zaman zaman kendime itiraf etiğimde mahcubiyet duygusu yaşıyorum fakat benzer davranışları aslında İstanbul gibi teröre açık hedef olan bir yerde değil buralarda da yaşıyorum.

Özellikle de Güney'e ailecek yapılan seyahatlerde.

Örneğin APOEL kulübünün oradaki trafik ışıklarını kullanmamayı tercih ediyorum.

Makarios Caddesi'ne paralel caddeye gitmiyorum.

Hilton otel önündeki caddeyi değil ara sokakları kullanıyorum.

Trodos'un Goççina'ya bakan dağ köylerinden geçerken dikkatli oluyorum.

Sadece Yunan bayrakları asılı kahvelere ve restoranlara oturmuyorum.

Ülkenin Kuzey'i değil Güney'i de bizimdir ve her koşulda ziyaret etmek gerekir şeklinde düşünmeme rağmen, gergin günlerde kendimi kısıtlıyorum.

Ve maalesef kendi ülkemde de "onların" istediği gibi davranıyorum.

Eğer bir barış olacaksa ki iki liderin samimi bir şekilde çalışacaklarına inanıyorum, eğer bir barış olacaksa önce kafamızdaki korkulardan arınmamız gerekecek herhalde.

Sonra psikolojik duvarları yıkmalıyız.

Bunun için de liderlere büyük görevler düşüyor.

Çünkü liderlerdir halkın öncüleri.

Korkunun krallığını yaratmaya çalışanların panzehiri.

   481 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   YURT SEVGİSİ
22 Kasım 2008, Cumartesi   2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR
20 Kasım 2008, Perşembe   LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...
19 Kasım 2008, Çarşamba   ŞİMDİKİ GENÇLER HARİKA (Bir yenik düşme hikayesi)
18 Kasım 2008, Salı   HALK İRADESİ KRİZİ ÇÖZER
16 Kasım 2008, Pazar   AVCILAR VE TAŞ OCAKLARI...
15 Kasım 2008, Cumartesi   25. YIL VE BİR ANIMSATMA
14 Kasım 2008, Cuma   HÜKÜMET FENA YANACAK
13 Kasım 2008, Perşembe   MADALYONUN İKİ YÜZÜ
12 Kasım 2008, Çarşamba   İŞİN SIRRI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital