|
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu dün bir basın toplantısı düzenledi ve hem iç sorunlarla hem de Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşlerini açıkladı.
Beyarmudu, Akdoğan, Alsancak Beldiye başkanları, Eski Maliye Bakanı Mehmet Bayram, Güzelyurt milletvekili Türkay Tokel, Girne milletvekili Ünal Üstel ve Genel Sekreter Yardımcısı Ersin Tatar'ın da katıldığı basın toplantısı belli ki bu açıdan başkanlık yarışıyla ilgili mesajlar taşıyor.
Zaten Mehmet Bayram, Ertuğruloğlu'ndan yana tavır koyduğunu basın toplantısında ilan ederek orada bulunuş amaçlarını da özetledi.
Tahsin Ertuğruloğlu'nun Kıbrıs sorunuyla ilgili ortaya koyduğu görüşler geçmişin marjinal izlerini taşıması açısından yeni unsurlar içermiyor.
Kıbrıs sorununun çözümüne olan inançsızlıkla, güne ilişkin açılımlar ortaya koyma zorunluluğunun yarattığı paradoksal baskı Ertuğruloğlu'nun hem "çözüm KKTC'dir" söyleminde bulunmasına hem de "toprak tavizi verilebilir ama bu sadece sınır düzeltmesi şeklinde olabilir" demesine yol açıyor.
Elbette ikisi arasında dağlar kadar fark vardır.
Kestirme hükümler Ertuğruloğlu'nu siyaset sahnesinin önemli bir aktörü olmaktan çıkarırken, siyaset sahnesinde kalma amacıyla günlük gelişmeleri yorumlamaya çalışması da kendi görüşleri açısından çelişki oluşturuyor.
***
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu'nun iç politikaya ilişkin ortaya koyduğu görüşlerde de aynı çelişkili noktalar var.
Örneğin asgari ücretle ilgili "işçiler için az, işverenler için çok" söylemi aslında bir politikacının ağzından duyulmaması gereken söylemdir.
Ülkedeki on binlerce yabancı işçinin asgari ücretin üzerinde yarattığı yüksek maliyet tutarı göz önüne alındığında sadece büyük işadamlarının değil küçük ölçekli şirketlerde birkaç yabancı işçiyle iş döndürmeye çalışan işletmelerin yaşadığı sıkıntılar ortadayken Ulusal Birlik Partisi Başkanlığı'na ve oradan da başbakanlığa talip olan birisinin daha ayrıntılı ekonomik görüşler ortaya koyması gerekirdi.
Aynı şekilde ekonomik örgütlerin başlattığı sivil itaatsizlik eylemiyle ilgili "desteklemiyoruz ama yapmaları normaldir" tavrı da benzer çelişkiler taşımaktadır.
***
Ulusal Birlik Partisi'nde kasım ayı sonunda yapılacak kurultay için erken başlayan başkanlık yarışı parti içi demokrasinin çalıştırılması açısından bugün itibarıyla takdir edilecek bir siyasi olgunlukta geçmektedir.
Başkan adayları Tahsin Ertuğruloğlu ve Derviş Eroğlu zaman zaman öfkeli açıklamalar yapıp tansiyonu yükseltseler de örnek bir kampanya yürütmektedirler.
Umarız kurultay gününe kadar da böyle devam eder.
Fakat her iki adayın da ortak sorunu şudur:
Seçilmeleri halinde UBP'nin vizyonunun ne olacağına ilişkin bilimsel görüşler ortaya koyamamaktadırlar.
Bu da henüz kadrolarının olmadığını göstermektedir.
Başkanlık yarışını kişisel polemiklerin ötesine taşımak istiyorlarsa hükümete gelmeleri halinde uygulayacakları politikaları ve bu politikaları yürürlüğe koyacak kadrolarını açıklamaları gerekir.
Aksi herhangi bir kulübün başkanlık yarışından öteye geçmeyecektir.
Kulüp seçimlerinde de herkes takımı şampiyon yapma sözü verir ama hangi kadro ve hangi parayla yapacağını asla açıklamaz.
|