|
Ben unutmadım... Siz unuttunuz mu? (1)
Bugün okuyacağınız satırların büyük bölümünü 10 Nisan 2007 günü yazdım, sizler de 11 Nisan 2007 günü bu köşede okudunuz. GSM'de lisans devri konusunda neredeyse tek başıma yazdım, konuştum o zaman... Kamu oyu duydu ve bir kenara not etti. Ama Salih Usar büyük bir kararlılıkla imzayı attı. İmzanın atılmasının üzerinden bir yılı aşkın zaman geçti. Geride kalan yılın, önceki yılla mukayeseli muhasebesi toplumla paylaşılmadı... Şimdi gündemde gene Salih Usar'ın tartışmalı bir imzası var...
CTP yıllarca saydamlık, açıklık ve hesap verebilirliğin savunuculuğunu yaptı... "Ben yaparım olur"un savunuculuğunu yapmadı...
Benden söylemesi...
"GSM operatörlerinin devletle gelir ortaklığını sağlayan yap-işlet-devret modelindeki sözleşmenin süresi Mayıs 2009'da dolar.
Yani önümüzde iki yıl daha var.
* * *
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar'ın yürüttüğü temaslar sonrası gelir ortaklığına dayalı sistem yerine lisanların devri gündeme geldi.
Geçtiğimiz Perşembe, Cuma ve Cumartesi konuyu bu köşede gündeme getirdim.
Kamu oyundan çok büyük yankı buldu yazdıklarımız.
Pazarlık değil görüşmelerin bitme aşamasına geldiği Kuzey Kıbrıs Turkcell'le 18 yıl süreyle lisans devri için 30 milyon dolar'da anlaşıldı.
5 Nisan Perşembe günkü yazımda içinde bulunulan durumu şöyle özetlemiştim:
"Cep telefonu işi ya da teknik adıyla GSM operatörlüğü para makinesine sahip olmakla eştir.
Böyle olduğu içindir ki dünyanın her yerinde en önemli reklam kampanyaları GSM operatörleri tarafından yapılır.
Bizdeki GSM operatörlerinin mevcut izinleri yap-işlet-devret modelidir.
Mayıs 2009'da yap-işlet-devret süreci DEVRET noktasına varacak.
Yani iki sene sonra hem Turkcell hem de Telsim, tüm alt yapısı ve aboneleriyle beraber KKTC'nin malı olacak.
Peki iki sene sonrasına ulaşana dek devletin gelir durumu nedir?
Sıkı durun 2006'nın 11 ayının, yani Kasım 2006'ya kadar devletin payı olarak elde edilen geliri yazıyorum: 44 milyon 4 yüz bin Amerikan doları.
2006 yılının ay be ay geliri milyon dolar olarak şöyle: Ocak 4.2, Şubat 4.1, Mart 3.8, Nisan 3.9, Mayıs 3.7, Haziran 3.6, Temmuz 3.9, Ağustos-Eylül birlikte ödendi 7.9, Ekim 4.7, Kasım 4.6.
Aralık ayının da yaklaşık 4.6 koysak bir yıllık gelir 50 milyon dolar civarında.
Yani hiç bir değişiklik olmadan bu gelir düzeyi devam ederse iki yıl sonra iki GSM operatörü tüm varlıklarıyla devletin olurken, geçen süre içinde de devletin kasasına en az 100 milyon dolar girecek.
Bu arada ayrıntı gibi görünen bir bilgiyi daha sizlerle paylaşayım.
Yine Kasım 2006 verilerine göre Kuzey Kıbrıs Turkcell'in 197 bin 400, Telsim'in ise 102 bin 596 abonesi ya da müşterisi var. Toplam 299 bin 596 aboneden bir kısmı aktif olmayabilir. Ama bu arada yeni abonelerle toplam sayı yine 300 bin dolayındadır.
Elde ettiğim ve kesin olmayan bir bilgiye göre ise Kuzey Kıbrıs Turkcell'den elde edilen aylık gelir 4 milyon dolar civarına ulaştı.
Bunun anlamı salt Turkcell'den iki yılda elde edilecek gelir toplamı 96 milyon dolar."
* * *
Perşembe gününden beri konuyla ilgili yoğun temaslarım oluyor.
Başbakan Soyer'le telefonda, Maliye Bakanı Ahmet Uzun'la da makamında görüştüm. Ama görüşmeleri, - pazarlık sözcüğünü bilerek kullanmıyorum- sürdüren Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'ndan tıs çıkmadı.
Kamuoyunun merak ettiği sorular çok basitti aslında.
1- Gelir ortaklığına dayalı mevcut sistemin iki yılı daha varken ne oldu da alel acele lisans devri gündeme geldi?
2- Ayda ortalama 4.4 milyon dolar gelir elde edilen Kuzey Kıbrıs Turkcell'e lisans devri için benimsenen 30 milyon dolar hangi kritere göre belirlendi?
3- Üç yıl önce teklif edilen 15 yıl için 25 milyon dolar, abone sayısı ve gelir yaklaşık üç kat artmasına (abone sayısı 65 binden 197 bine, devletin gelir payı iki milyon dolar civarından 4.4 milyon dolara) rağmen nasıl oldu da aynı kaldı?
4- İki yılda en az 96 milyon dolar gelir elde edilecek bir yapıyı 30 milyon dolara devretmenin mantığı nedir?
5- Uluslararası tanınmış, konunun uzmanı bir kuruluşa değer belirlenmesi için bir çalışma yaptırıldı mı?
6- Bu konuda izlenen süreç ŞEFFAFLIK, AÇIKLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK ilkelerine uygun mudur?
7- Lisans devriyle gündeme getirilmeye hazırlanılan ÖZEL İLETİŞİM VERGİSİ vatandaşa külfet getirmeyecek mi?
* * *
Bugün Bakanlar Kurulu toplantısı var.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Usar, Bakanlar Kurulu gündemine taşıdığı bir öneriyle Kuzey Kıbrıs Turkcell'e, 30 milyon dolara 18 yıllığına lisans devri için sözleşmeye imza atmak için yetki istiyor.
Kamu oyunun hiç aydınlatılmadığı ve çok ciddi iddiaların gölgesinden kurtulamamış bir konuda Başbakan Soyer ve Başbakan Yardımcısı Avcı başta olmak üzere bakanların Usar'a imza yetkisi verip vermeyeceklerini merak ediyorum.
Dün akşam bazı bakanlarla konuşup, bu konuda neler bildiklerini sorguladım. Konu başlığından öte ayrıntı bilmediklerini gözledim.
Şunu çok açık yazayım. GSM operatörlerine lisans devri konusunda kamu oyu aydınlatılıp, şaibe iddiaları tümüyle ortadan kalkmadan Bakanlar Kurulu imza yetkisi verse de Salih Usar bu imzayı atamayacak. Atar ve uygulamada GSM operatörü daha çok kazanırken devletin gelirinin azaldığı gözler önüne serildiği gün imzayı atan da, imza atılsın diye onay verenler de o koltuklarda asla oturamayacak." (11 Nisan 2007 KIBRIS)
* * *
Yukarıdaki satırları 10 Nisan 2007 günü yazdım, sizler de 11 Nisan 2007 günü bu köşede okudunuz. GSM'de lisans devri konusunda neredeyse tek başıma yazdım, konuştum o zaman... Kamu oyu duydu ve bir kenara not etti. Ama Salih Usar büyük bir kararlılıkla imzayı attı. İmzanın atılmasının üzerinden bir yılı aşkın zaman geçti. Geride kalan yılın, önceki yılla mukayeseli muhasebesi toplumla paylaşılmadı... Şimdi gündemde gene Salih Usar'ın tartışmalı bir imzası var... CTP yıllarca saydamlık, açıklık ve hesap verebilirliğin savunuculuğunu yaptı... "Ben yaparım olur"un savunuculuğunu yapmadı...
Benden söylemesi...
* * *
Yazıma noktayı koymadan bir hatırlatma yapayım... Geçitkale Hava Alanı ihalesi konusunda kimse laf kıvırması yapmasın. Herkes eteğindeki taşı döksün... KIBRIS gazetesinin sahibi Asil Nadir, gelişmelerin içindedir. Asil Nadir ismi geçtiği zaman kimse topu taca atarak soru işareti yaratmasın... Asil Bey'le ilgili mimiklerle konuşma yerine doğrudan konuşulsun, bilinmeyen varsa herkesle birlikte biz da bilelim.
Gördüğümüz kadarıyla Asil Nadir, kamu oyu önünde konuşmayı kabul etti. Toplumun bilgilenmesi için bu tercih çok önemli.
Günün sözü:
Açık konuşulan yerde gizli saklı kalmaz...
|