Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Gönyeli Oşan'a DAÜ şoku 71-60

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Sürekli öncü ve ilerici olmak...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Haziran 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Adamlar öteki markaları karalayarak değil, kendi ürünlerinin kalitesiyle piyasada yerlerini koruyorlar...

Öteki markalar sadece mukayese için orada vardı. Bir kelimeyle bile öteki markalara söz söylenmedi. Sonuçta ürünlerine güveniyorlar...

Konuşmaları dinlerken aklıma bizim partiler geldi. Bizimkiler söz haklarının yüzde doksanını ötekileri karalamak için kullanır. Neden? Çünkü kendi malları sayılan, görüşlerine güvenmiyorlar, projeleri yok...

 

 

BUDAPEŞTE- Teknolojik gelişim, en yalın tanımlamayla insanlığın gelişiminin somutlaşması, elle tutulur, gözle görülür hal almasıdır.

En önemlisi teknolojide, bilimde yaşanan gelişme yeni gelişmelerin, yeni buluşların yolunu açıyor...

***

Dün sabah beş gibi Kuzey Kıbrıs'tan ayrıldım. Sekizi biraz geçe İstanbul'dan Budapeşte için havalandık. Bir saat kırk dakikalık yolculuğun ardından Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye bir zamanlar çok yaygın kullanılan tanımlamayla ayak bastık.

Seyahatimin nedeni teknoloji ile buluşma.

Yaklaşık yetmiş yıl önce hoparlör üreterek teknoloji dünyasına adım atıp geçen zaman içinde ses ve görüntü ürünlerinde dünyanın en prestijli markası haline gelen Pioneer firmasının yeni ürünlerini tanıtım etkinliğine davetliler arasındayım.

Avrupa'nın hemen hemen tüm ülkelerinden gazetecilerle teknoloji brifingi için Budapeşte'de buluştuk.

***

Macaristan denince aklıma ilk gelen bir zamanlar dünya futbolunun yıldız isimlerinden olan Puşkas gelir...

Macaristan'a ve doğal olarak Budapeşte'ye ilk gelişim.

AB üyesi olduktan sonra hızlı bir şekilde yeni Avrupa'ya ayak uydurma çabasında olduğunu biliyordum.

AB üyeliklerini özellikle Almanya desteklemişti. Anımsıyorum, yıllar önce Almanya Dışişlerinin davetlisi olarak Berlin'e gitmiştim. Avrupa'nın değişik ülkelerinden gazeteciler vardı. Programı yapan Almanlar, bir bildiklerinin ürünü olarak programa Macaristan elçisinin ülkesini tanıtım sunuşu ve yemeği de eklemişlerdi.

Uçak alçalırken baktım, en azından uçaktan gördüğümüz her yer gözünüzün gördüğü yere kadar düzlük...

Kent merkezinde sosyalizm günlerinin mimari izleri fark ediliyor.

***

Neyse konumuza yeniden dönelim.

Dün öğleden sonra yaklaşık üç buçuk saat çok keyif aldığım sunuşlar dinledim.

Dünya pazarında ayakta tutunmak için nelerin yapılması gerektiğini gördüm.

Pioneer bir dünya markası. Eğer en ön sıralarda yer bulmak "olmaksa" Pioneer olmuş bir marka. Ama adamlar biliyor ki zirvelere çıkmak değil, zirvede kalmak önemli.

Sürekli pazar araştırması, müşteri konumundaki insanların beklentileri... Bunlar yolun sonunda Japonya'daki merkezde toplanıyor ve istenilen, öteki firmaların önünde yer almalarını sağlayacak yeni ürünler piyasaya sunulacak hale getiriliyor.

***

Televizyonda siyah beyaz günleri anımsarım.

Detayı boş verin, izlerken "Güzel göstermesi" yeterliydi.

Teknoloji sıçraya sıçraya LCD televizyonlar üretildi. LCD teknolojisi ürünü televizyonları görenler teknolojinin en uç noktaya ulaştığını sanıp hayretini ifade etti.

Ancak dünkü sunuşlarda gördüm ki teknoloji yarışında son yok... En mükemmel bulunduğu sanılırken siyahın önemi fark edildi.

Halbuki konuya yabancı olanlar için renkli televizyonda siyahın ne önemi var ki? Halbuki dün öğrendim ki en önemli renk siyah.

Siyahı kusursuz olmayan ya da en iyi olmayan televizyonun öteki renkleri de kusurludur.

Siyah tüm renkleri etkiliyor.

Siyah en kolay görünen ama en önemli renk.

Pioneer, "Her zamankinden daha siyah" diyerek siyaha verdiği önemi sloganlaştırıp, sonunda Plazma teknolojisinde,"Dünyanın en iyisiyim" dedi.

***

Şu an 60 inçlik televizyonu altı buçuk santim kalınlıkla üretebiliyorlar.

Dünkü sunuşta açıkladılar, yeni hedef yaklaşık bir santimetre.

Benzetme yerindeyse karton kalınlığında televizyon yapacaklar.

***

Dünkü tanıtım etkinliğinde sadece televizyonlar tanıtılmadı.

Hiç kuşku yok Pioneer, plazma televizyonda dokuzuncu jenerasyon Pioneer'le piyasaya iddialı girmeye çalışıyor. Japoncada siyah anlamına gelen KURO, farklı markalarla yan yana gösterildi. Farkı çok kolay fark ediliyor.

Ancak öteki ürünlerdeki teknolojik gelişimin de insanı etkilememesi mümkün değil.

... Pioneer'in kelime anlamı ÖNCÜ VE İLERİCİ olmak... İsim olarak seçerken vazgeçilmez bir hedef olarak da seçmişler. Dün buna gözlerimle tanık oldum. Adamlar öteki markaları karalayarak değil, kendi ürünlerinin kalitesiyle piyasada yerlerini koruyorlar...

Öteki markalar sadece mukayese için orada vardı. Bir kelimeyle bile öteki markalara söz söylenmedi. Sonuçta ürünlerine güveniyorlar...

Konuşmaları dinlerken aklıma bizim partiler geldi. Bizimkiler söz haklarının yüzde doksanını ötekileri karalamak için kullanır. Neden? Çünkü kendi malları sayılan, görüşlerine güvenmiyorlar, projeleri yok...

 

 

Günün sözü:

 

Her buluş bir sonraki buluşun babasıdır

   517 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye sormuştu...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Gençlerin duyarlılığı...
21 Kasım 2008, Cuma   Beni ciddi anlamda rahatsız ediyor be gardaş!
20 Kasım 2008, Perşembe   Dünya devleti ve temsilcileri...
19 Kasım 2008, Çarşamba   Elimizden bir şey gelmiyor!... Bekleyip göreceğiz.
18 Kasım 2008, Salı   Kıran kırana kırgınlık ve felaketin ayak sesleri...
17 Kasım 2008, Pazartesi   Demokrasi kültürü ve yerel yönetim...
16 Kasım 2008, Pazar   Tarihle bugünün buluştuğu noktada yerel yönetim konuşulurken...
15 Kasım 2008, Cumartesi   25 yıl önce, 25 yıl sonra...
14 Kasım 2008, Cuma   Güzelyurt'ta gördüklerim ve Cemil Çiçek'in ziyareti...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital