|
Babamı çocuk denecek yaşta kaybettim. Babasız büyümenin ne demek olduğunu ben ve benim gibiler çok iyi bilir. Ama babam şehit olduktan sonra toplumun sahipliğinde bir kimlik kazandı. Bu bilinçle gelişmeleri soğukkanlı bir şekilde izledik bu güne kadar. Ama babamın anısına saygısızlık olan davranış karşısında bazılarının suskunluğu bizi derinden yaraladı
"... Köydeki yerleşim sebebiyle birçok sokakta birden fazla şehit ailesi oturduğundan, birçok şehit ismi kendi ailesinin oturduğu sokağa verilmemiş olmasına rağmen, her şehidin ismi illa ki bir sokağa verilmiştir. Bunda amaç hatıraları canlı tutmak olması gerekirken, şehitler için bir mertebeymiş gibi 'benim şehidimin adı caddeye layıktır, seninkinin değildir' gibi kişisel bir tartışmaya girmenin ne bizlere ne de şehitlerimize bir faydası olduğuna inanmaktayım.
Ne yazık ki, sizlere de haksızlığa uğradığını iddia edip birkaç kez yazılarınıza konu olan aile, olayı bu denli basitleştirip, şehitler üzerinde siyaset yapmaya kadar olayları tırmandırmış, kendilerince haksızlığa uğramalarını siyasi görüşlerine bağlayabilmişlerdir. Kendi şehitlerine haksızlık ve saygısızlık yapıldığını iddia etmektedirler. Halbuki kendi şehitlerinin ismi evlerine en yakın sokağa verilmiştir. Ama tesadüfen ana cadde üzerinde oturmaları ve aynı caddeye babamın isminin verilmesi ne onların şehidini ne de ismi köyün dışında kalmış toprak sokaklara ismi verilen şehitleri ikinci sınıf şehit yapmaz. Nitekim isim verme çalışmalarına katılan muhtar ve azaların babalarının da isimleri köyün dışında köşe bucak, yolu toprak yol olan sokaklara verilmiştir. Şimdi bu şehitler ikinci sınıf şehit mi?
... İnada ve gösteriye dayalı eylemler her 15 Ağustos Şehitleri Anma Törenini bir gösteriye, bayrağa dolanma yarışına ve tabela savaşlarına çevirmişlerdir. Bu tutumları tüm şehit aileleri yanında şehitlerimizi anmaya gelen tüm devlet ve hükümet yetkililerini de rahatsız edecek duruma getirmiştir. Küfre ve rahatsızlığa varan eylemler bu aile tarafından sergilenmektedir. Adeta tek dertleri babamın isminin o tabeladan inmesiymiş gibi davranmaktadırlar. Bu durum hem bizler hem de diğer şehit aileleri tarafından üzüntü ile karşılanmaktadır. Bu gün filanca köydeki küçük bir çocuk parkına bile koskoca Atatürk'ün isminin verilmesi sadece bir hatırayı canlı tutmak ve saygının ifadesiyken, 'Benim şehidimin adı sokağa, seninkinin adı caddeye, filancanın şehidinin adı çıkmaz sokağa, diğerinin asfaltsız sokağa verildiği' gibi tartışmalar şehitlik gibi kutsal bir kavramla örtüşmemektedir."
***
Okuduğunuz satırlar Taşkent (Dohni) katliamında yaşamını yitiren Şehit Hüseyin Kafadar'ın kızının bana ilettiği yazıdan alıntı.
Hafta içinde benle görüşmek istedi. Eşiyle birlikte geldiler ve görüştük.
Bu Pazar günü sizleri bu konuyla buluşturmadan önce çok düşündüm. Ama sonuçta büyük çoğunluğunuz evde otururken bu satırları okuyup düşünmenizi, değerlendirmenizi istedim.
Daha önce bu köşede evlerinin bulunduğu caddeye eşi Şehit Mehmet Kaşif'in isminin verilmesine tepki gösteren Zerrin Mehmet'in görüşlerine yer verdim.
Yazdıklarımın tümünü anımsıyorum.
Yıllardır Zerrin Mehmet sesini eylemlerle birlikte duyurdu.
Onun dışına kimse sesini çıkarmadı.
Aslında en büyük korkum şehit ailelerinin bu oldukça basit konu nedeniyle karşı karşıya gelmesiydi.
Yetkililer çare üretemedi. Köyün ortasında cadde kabul edilen yolun bir bölümünü Mehmet Kaşif ismi verilemez miydi?
Hade bu yapılamadı, zamanında alınan kararın arkasında da kararlı ve net duruş özellikle bazı siyasiler tarafından sergilenmedi.
Bazısı "bakarız" dedi, bazıları da, "bu seçimler geçsin hallederiz."
Sonunda Zerrin Mehmet, çocuklarıyla birlikte Şehit Hüseyin Kafadar ismi yazılı tabelayı indirip, eşi Şehit Mehmet Kaşif'in ismini çaktı.
Yetkililer aciz kalınca olacağı buydu.
***
Bir sokak isminin şehit ailelerini karşı karşıya getirmesinden rahatsızım. O haklı, bu haklı demek de istemem. Ancak şehit kızı Işılay Orel'in yaklaşımlarında polemikten kaçınan bir olgunluk bulduğumu ifade etmek isterim.
Işılay Orel'in şehitlerle ilgili şu yaklaşımında da çok anlamlı bir derinlik var: " Şavaşlar olmasın kimse yaşamını zamansız yitirmesin, Ama şehitlik mertebesine erişen insanlar ailelerinden öte toplumun ortak değeri olur. Babamı çocuk denecek yaşta kaybettim. Babasız büyümenin ne demek olduğunu ben ve benim gibiler çok iyi bilir. Ama babam şehit olduktan sonra toplumun sahipliğinde bir kimlik kazandı. Bu bilinçle gelişmeleri soğukkanlı bir şekilde izledik bu güne kadar. Ama babamın anısına saygısızlık olan davranış karşısında bazılarının suskunluğu bizi derinden yaraladı."
***
Objektif bir yaklaşımla görüşleri sizlere taşıdım. Bir kez daha yineliyorum, SOKAK İSİMLENDİRMESİNDE BİLE SORUN YAŞANMASINI ENGELLEYEMEMEK ÇARESİZLİKTİR.
Günün sözü:
Çare üretemeyen yönetici olamaz
|