|
Bu küçük ülkede suça meyilli, suçu alışkanlık haline getirenler var. Bunları ıslah ederek topluma kazandırma çabaları sıfırdır. Böyle bir politika, böyle bir sosyal anlayış yoktur. Tam tersi belirli isimlerin suç adresi olarak bir kenarda tutulup, gün gele bazı suçları adres etmek için bekletildiği kaygısını taşıyorum.
Pek çok toplumsal kaygıyla yasa dışılığın sıfırlanmasını inatla talep ediyorum.
Toplumsal yapı içerisinde en büyük tehlikelerden biri potansiyel "suç posta kutusu" yaratılmasıdır.
Küçük bir toplumuz.
Her türlü kirlilik bizler için tehdittir.
Hukuk düzenini tehdit edip, orman kanunlarına davetiye çıkaracak güvenlik açısından zayıf noktaların yaratılmasının endişeden öte derin kaygı nedeni olması çok doğaldır.
Kuzey Kıbrıs'ta mafiyalar var demek istemem. Aslında KKTC'de, devletin varlığını ve kurumsal güvenlik yapısını tehdit edecek mafiya yapısının var olup, varlığını sürdürebileceğine de inanmam, ya da inanmak istemem.
Kuzey Kıbrıs, urup avuçluk bir yer. Adı her ne olursa olsun güvenlikten sorumlu yapıların sahip olduğu insan kaynağı dahil olanaklar uçan kuşu boş verin, uçan sinekten haberdar olunmasına yeter.
Böyle bir toprak parçasında faili meçhul her türlü ciddi eylem, güvenlik güçlerinin varlığına ve itibarına saldırıdır.
Belki de işte bu saptamam nedeniyle mafiya tehlikesinin buralarda olabileceğine hiç inanmak istemedim.
* * *
Gazetecilik anlayışımın vazgeçilmezlerinden biri bilgilenmek istediğim kaynağa doğrudan ulaşmadır.
Bir dönem cezaevini merak ettim, gittim gördüm, özellikle ciddi suçlardan mahkum olanlarla görüştüm konuştum.
Geçtiğimiz günlerde gazetemizin mahkeme muhabirliğini yapan Erol Uysal'dan Yücel Erol'la bana görüşme fırsatı yaratmasını istedim.
Yücel Erol, bizim basına göre "Suç makinesi"... Kamuoyuna yansıyan bilgilerin dışında, hakkında pek çok duyum almıştım.
Erol Uysal, arayıp, "Tamamdır senle görüşmek için gazeteye gelecek" dedi. Ve Yücel Erol, Kıbrıs gazetesine bu kez benim için geldi ve karşıma oturdu.
* * *
Yücel Erol'la sohbet etme isteğimin ardında yatan neden bu gençleri yasa dışı ilişki ve davranışlara neyin ittiğini öğrenmek...
Bıraktım kendi hikayesini anlattı. Neredeyse sözünü hiç kesmedim....
Hakkında birçok suçlama vardı... En çok ağırına giden, yaşı reşit sınırına ulaşmamış bir kızla ilişkisi ve buna paralel "Tecavüzcü" damgasının alnına vurulmak istenmesi. Fark ettim ki, öteki suçlamaları bir biçimde göğüslemeye hazır.
Bizim toplumsal yapımızda tehdit altında, ya da toplumsal kaos için hedef alınabilecek çok insan var ama onların korunması için ciddi bir niyet ve çaba yok. Ancak Yücel Erol, yirmi dört saat polis takibi altında. Gazeteye geldiği zaman da polis dışarıda bekliyordu.
* * *
Anlattıklarını dinledim.
Dinlediklerimle onu masum ilan etmem.
Zemzem suyuyla yıkanmış değil. Ancak özellikle Güzelyurt bölgesinde her türlü şiddet eyleminin hiç sorgusuz sorumlusu gösterildiği inancında.
Benzetme yerindeyse sinekleri ilaçlayarak etkisiz hale getirmek değil, sineklere yataklık eden bataklıkların kurutulması önemlidir. Küçük dünyamızda işsiz kalan, çalışarak ekmeğini kazanıp, geleceğini güvence altına alma imkanına sahip olamayan gençleri kullanmak isteyenler her zaman var olmuştur.
Bu eğilimi olan gençleri asla kullanmaması gerekirken kullananların olduğu da bir başka gerçek. Bu gruba giren kişilerin verdikleri görevler, bir müddet sonra bireysel amaçlı yasa dışılıkları cesaretlendirir.
Cümlem azıcık kapalı oldu ama anlayanların mutlaka anladığından hiç kuşkum yok.
* * *
Bu satırların yazarı olarak insan haklarına aykırı hiç bir eylemi kabul edip onaylamam olası değildir. Gerçeğin su yüzüne çıkarılmasına katkı koysa bile insan haklarına aykırı yaklaşımlara şiddetle karşıyım.
Her insanın belirli direnç duvar yüksekliği var. Acıyı, işkenceyi kaldırmak her babayiğidin harcı değil. Bu nedenledir ki yargı zor, şiddet kullanılarak elde edilen ifadenin doğruluğundan kuşku duyar.
İşkence ile ifade almak hem insan haklarına aykırılık hem de kolaycılıktır. Doğru sonuç verme olasılığı da sınırlıdır.
Suçsuz birine suçu adres etmek gerçek suçlunun elini kolunu sallayarak gezmesi demektir.
Bu güne kadar pek çok işkence iddiası dinledim. Tümünde de tüylerim diken diken oldu.
* * *
Taleplerini elde etmek için şiddet kullanmayı bir yol kabul eden insanların, yollarına yasal yollardan takoz koymak şarttır.
Bir kez kimsenin aklından haraç toplamak geçmemeli. Aklından geçirdiğini var sayalım bunun için harekete geçememeli. Harekete geçtiği zaman haraç istenen kişi buna boyun eğmemeli. Boyun eğmeyen kişi yanında, sağında, solunda arkasında devletin polis gücünü bulmalı.
Gerçek caydırıcılık böyle olur.
Devletin en yetkili insanlarıyla konuştum bu konuları.
Bir vatandaş, yaşadıklarını bir mektupla devletin en yetkililerine aktarıp sonunda sormuş: "Devlet beni koruyacak mı, yoksa ben başımın çaresine bakayım mı?"
Öz olarak bunu soran adamın mektubunu okuyan yetkililerden biri aynen şunu söyledi bana: "Bu mektubu yazan adamın başına bir şey gelirse biz ne hissedeceğiz?"
* * *
Bu küçük ülkede suça meyilli, suçu alışkanlık haline getirenler var. Bunları ıslah ederek topluma kazandırma çabaları sıfırdır. Böyle bir politika, böyle bir sosyal anlayış yoktur. Tam tersi belirli isimlerin suç adresi olarak bir kenarda tutulup, gün gele bazı suçları adres etmek için bekletildiği kaygısını taşıyorum.
Pek çok toplumsal kaygıyla yasa dışılığın sıfırlanmasını inatla talep ediyorum.
Günün sözü:
Suç bataklığı, suçun kaynağıdır
|