|
Bizde kağıt üzerinde demokrasi var. Gerçek anlamda etkili bir katılımcılıktan seçilmişlerin ödü patlar... Bırakın bireylerin aktif katılımcılığını, sivil toplum örgütlerinin katılımcılığı engelleniyor bu anlayışla.
Devre dışı kalan birey ve sivil toplum örgütlerinin de katkı koyma becerisi yerine kuru kuruya karşı çıkma becerisi gelişiyor.
İSTANBUL- 1. Avrasya Yerel Yönetimler Kongresi'ni, yerel yönetim konusunda sıkıştırılmış ya da hızlandırılmış eğitim programı olarak algıladım.
Kürsüye çıkan konuşmacılar kendi yaşam pratiklerinden örnekler verdiler.
Değişik coğrafyadan konuşmacılar...
Yerel yönetimin ruhunda kesişim olsa da uygulamada pek çok etken belirleyici oluyor.
Sorunlar da farklı çözüm yolunda harcanan zaman da...
Aslında her sorunun başka ülkelerde benzerleri var... O sorunlarını aşan ülkeler de var. Ancak kesin olan şu ki demokrasi kültürü ile yerel yönetimin konumu, sorunları ve çözüm yolları bağlantılıdır.
* * *
Kuzey Avrupa ya da daha da daraltırsak İskandinav ülkelerinde demokrasi kültürünün gelişmişliğine paralel yerel yönetimlerin etkinliği, insan yaşamındaki pay büyüklüğü de artmaktadır.
Bir anlamda yerel yönetimler, merkezi yönetimlerden etkilidir.
Dün sunuş yapanlardan biri de İsveç Yerel Yönetimler ve Bölgeler Birliği 1. Başkan Yardımcısı Carola Gunnarsson'du.
Sunuşunda hem İsveç'teki yerel yönetim anlayışını hem de uygulamaları anlattı.
Konuşmasını bitirince İskele Belediye Başkanı Halil Orun, yerel yönetimlerin gelir kaynaklarını ve vergilerin merkezi yönetimle paylaşımını sordu.
Gunnarsson, bir solukta yanıtladı. Yanıtı çok uzun değildi ama bizler için çok derin bilgiler içeriyordu.
Gunnarsson şunları söyledi:
" İsveç'te yerel yönetimlerin en önemli gelir kaynağı gelir vergisinden elde edilen gelirdir. Gelir vergisinden elde edilen gelir bütçelerimizin % 70'ini oluşturur. Öteki pay merkezi yönetimden gelir. İnsanlar gelirlerinin % 22'sini yerel yönetime vergi olarak öder. Eğer yüksek gelir grubundan ise yerel yönetime ödediği % 22 gelir vergisi dışında merkezi yönetime de % 10 vergi öder."
Ancak hiç kuşkusuz bu denli yüksek gelir payına sahip yerel yönetimler temizlik ya da kent alt yapısıyla sınırlı sorumluluk taşımıyor. Okullardan, sağlığa kadar günlük hayatın en önemli unsurlarında görev ve sorumluluk yerel yönetimlerdedir.
* * *
Carola Gunnarsson'la ben de konuştum. Gunnarsson'a, demokrasi kültürü ile yerel yönetim anlayış ve uygulamasının etkileşimini sordum.
Bu konuda anlattıkları İsveç'te dünyaya örnek olacak demokrasi kültürünü gözler önüne seriyordu.
"İsveç'te demokrasi kültürü tanımlamasından öte çok güçlü bir demokrasi geleneği var" deyip ekledi: "Yüzlerce yıl geriden demokrasi geleneğimiz şekillendi. Yüzlerce yıl önce bağımsız ve güçlü çiftçilerin yaşamın parçası haline getirdikleri uygulamalar bugünkü demokrasi kültürümüzün temelidir. Yerel yönetimlerimizi besleyen demokrasi kültürünün güç kaynağı da o geleneksel demokrasi kültürüdür.
İsveç'te sadece yerel yönetim için değil, yaşamın her alanı için demokrasi bir yaşam biçimidir.
Çocuklarımız yetişirken demokrasi kültürüyle birlikte yetişiyor. Demokrasi kültürünü vermede erteleme olmaz. Çocuklarımız daha çocukluktan kurtulmadan katılımcı demokrasinin içinde kendilerini bulurlar. Örneğin ortaokul öğrencilerinin seçilmiş temsilcileri eğitim politikasının şekillenmesinde söz sahibidir."
* * *
Gunnarsson'u dikkatle dinledim. Söylediklerini anında bizdeki demokrasi kültürü ve uygulamalarıyla kıyasladım.
Bizde kağıt üzerinde demokrasi var. Gerçek anlamda etkili bir katılımcılıktan seçilmişlerin ödü patlar... Bırakın bireylerin aktif katılımcılığını, sivil toplum örgütlerinin katılımcılığı engelleniyor bu anlayışla.
Devre dışı kalan birey ve sivil toplum örgütlerinin de katkı koyma becerisi yerine kuru kuruya karşı çıkma becerisi gelişiyor.
Bizde her şey yasaklar ve kısıtlamalar üzerine kurulu...
Temsili demokrasiyi de yanlış yorumladığımız ortada... Seçilmişlere göre seçim zamanı oyunu kullanan vatandaş ondan sonra evine gidip, oy verdiğinin kendi adına yaptıklarına şahitlik yapacak.
Seçim zamanı söylenenler, seçim meydanlarında kalır genelde... Sonrasında vatandaş hesap sormaya kalktığı zaman adeta, "Oyunu verdin bu iş bitti, hus ol!" deniliyor.
Kuyunun dibinden çıkıp dünya ile buluştuğumuz zaman kendi fotoğrafımızı çok daha net görüyoruz.
Günün sözü:
Demokrasinin en büyük düşmanı, demokrasiden korkan seçilmişlerdir
|