|
Cemil Çiçek ve onun gibi düşünenlere, onun gibi davrananlara kızma konusunda ikilem geçiriyorum.
Bu satırların yazarı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuzey Kıbrıs'taki temsicileriyle pek çok platformda buluşurum. Olması gereken kadar saygımı gösteririm, karşılığını da alıp almadığıma bakarım.
Tek yanlı ne saygı olur ne de sevgi.
Sanırım bizim en büyük derdimiz bizim seçilmişlerimizin ya da üst düzey bürokratlarımızın yeterince kişilikli duramamasıdır
Tarih: 14 Kasım 2008
Saat: 17.00
Yer: Mercure Hotel.
Görüşmenin tarafları: Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve KKTC Ekonomik Örgütler Platformu.
Konu: KKTC' nin ekonomik durumu.
Anımsamayanlar için anımsatayım Ekonomik Örgütler Platformu, Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO), Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KIBSO), Kıbrıs Türk İşadamları Derneği (İŞAD), Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği (KTMB), Kıbrıs Türk Genç İşadamları Derneği (GİAD), Kıbrıs Türk Otelciler Birliği (KTOB) ve Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası'nın (KTİS) oluşturduğu bir platform.
* * *
Malumun ilanına gerek var mı?
Bence yok.
KKTC'de ekonomik durum vahimden öte.
Hükümetimizin eli kolu bağlı. Ya da yılların geleneksel duruşuyla hükümet elini kolunu kendisi bağlı tutuyor, tutturuyor...
Geçen hafta böyle günkü görüşmede daha bizimkiler ağzını doğru dürüst açmadan Cemil Çiçek aldı sazı eline.
Bazı şarkılar için "tam damardan" tanımlaması yapılır ya Cemil Çiçek de tam damardan girip, " Benim elini, kolunu, bacağını kaybeden gazim üç yüz YTL dolayında maaş alıyor. Yüzde iki buçuk artışı zar zor veriyoruz. KKTC'de bu maaşlar, bu ücretler ne oluyor? Talep edilen artışlar da oratada."
Orada bulunan bir örgüt başkanı aynen şunları söyledi bana: "Hasan Bey, inan bana hayatımda hiç bu kadar kendimi ezilmiş hissetmedim. Cemil Çiçek bizi resmen fırçaladı. Doğru dürüst ne derdimizi dinledi ne de dertlerimize çare bulmak için fikir alış verişi yaptı.
Bize verilen mesaj 100 milyon YTL kadar bir para verilip, 'alın bu parayı ne isterseniz yapın' denecek.
Bu parayla hiç bir derdimize çare bulamayız."
Aynı başkanın şu sözleri de düşündürücü: " Yahu Hasan Bey, bakanı, müsteşarı bir yana bırakın sıradan bir müşavirin bize tavrını görsen halimize ağlan. Beğensinler ya da beğenmesinler bizler önemli sivil toplum örgütlerinin yöneticileriyiz. Kimsenin bizi aşağılama hakkı olamaz."
* * *
Cemil Çiçek, AKP'nin önemli isimlerinden biridir.
Eğer sorunlarımıza çare bulma arzusu olsa bulur.
Ancak farklı duyumları birleştirdiğim zaman Çiçek'in Kıbrıs Türkü'nün sahip olduğu ve refah düzeyini yüksek yansıtan değerleri rahatsız edici bir üslupla sorguladığı da bir gerçek.
Kuzey Kıbrıs'taki evleri, evlerin havuzlarını, arabaları Türkiye ile kıyasladığını daha önce duymuştum.
* * *
Cemil Çiçek ve onun gibi düşünenlere, onun gibi davrananlara kızma konusunda ikilem geçiriyorum.
Bu satırların yazarı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuzey Kıbrıs'taki temsilcileriyle pek çok platformda buluşurum. Olması gereken kadar saygımı gösteririm, karşılığını da alıp almadığıma bakarım.
Tek yanlı ne saygı olur ne de sevgi.
Sanırım bizim en büyük derdimiz bizim seçilmişlerimizin ya da üst düzey bürokratlarımızın yeterince kişilikli duramamasıdır.
Eğer Kuzey Kıbrıs'ta doğru dürüst üretime dayalı bir ekonomi yoksa bizimkiler kadar Ankara da bundan sorumludur.
Türkiye'nin KKTC'deki elçiliği sıradan bir elçilik mi? Hayır değil.
TC Yardım Heyeti'ndeki müşavirlerin her biri sorumluluk alanlarına göre bizim bakanların bakanı değil mi?
1974 sonrası oluşturulan kamu düzeninde Türkiye'nin uzmanlarının payı hiç mi yok?
* * *
Türkiye'den bakıldığı zaman Kuzey Kıbrıs'taki maaşlar çok dikkat çekiyor.
Dikkat çekici olabilir.
Eğer Türkiye Cumhuriyeti makamları bizi Kars, Ardahan, Hakkari, Siirtle kıyaslayarak bize bir yaşam düzeyi layık göreceklerse bunu açık açık söyleyecekler.
Yıllardır Kıbrıs Türkü kendini Güney Kıbrısla kıyasladı. Ankara'dan birileri de zamanında ölçünün buna göre olmasını kabul etti.
Şimdi ikide bir başımıza alınan maaşların vurulması inciticiden öte yaralayıcıdır.
* * *
Daha önce de söyledim, yazdım. Bir kez daha yazayım.
Türkiye'nin Kıbrıs Türkü'ne yaptığı katkılar para ile ölçülmez. Ölçmeye kalkan yanlış yapar.
Ancak Kıbrıs Türkü'nün de Türkiye'ye yaptıkları var. Bunların da değeri ölçülmezdir.
İşi rakamlara dökersek o noktada doğru rakamları bulup doğru okuyacağız.
Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a akan para, hangi isim altında olursa olsun yıllık yaklaşık 300 milyon dolar olduğunu kabul edelim.
KKTC'nin Türkiye'ye ihracatının karşılığı 40-50 milyon dolar, ithalatı ise bir milyar kusur dolar... Aradaki fark neredeyse bir milyar dolar.
Türkiye bize 1963-1974 arası da para yollardı. Ama karşılıklı ticaret neredeyse sıfır olduğu için gelen para tabir yerindeyse dönüp dolaşıp 'Papazın" cebine giderdi.
1974 sonrası öyle değil. Türkiye'nin yolladığı para ticaret yoluyla fazlasıyla geri gidiyor.
Bunu görmezlikten gelip, gelenin gidenin bize fırça atması beni ciddi anlamda rahatsız ediyor be gardaş!
Rahatsız olduğum zaman söylemeyi, yazmayı da görev sayarım.
Bu konuda yüz yüze konuşma isteği olan varsa çağırsın yazdıklarımı da yazdıklarımın fazlasını da konuşalım.
Günün sözü:
İyi niyetli eleştiri tamir edicidir
|