|
"Her mevsim içimden gelir geçersin...
Sen vefasız yolcu, kalbim viran edersin...
Merhaba demeden elveda dersin...
Sen vefasız yolcu, kalbim viran edersin"...
***
Bu şarkıyı nerede duysam, o iki insanı hatırlarım...
Hatıralar diyarının aşığıyım da ondan...
Biri çok yakınımdı, diğeri uzak, ancak o kadar da yakın...
**
Uzak olan, hep Bar-Amerikan'da otururdu...
Açık alınlı, ilginç bir tipti...
Polis'ti...
Mutsuzluğu gözlerinden okunsa da, ser verip sır vermeyenlerdendi...
***
Diğeri ise Erol Kemalettin'di...
İlk sözlüğü bana armağan eden adam...
Sofra dostu güzel insan...
Fazla içince, ikaz ettiğim zamanlarda, "Araba yolu bilir" diyen adam...
Ne var ki, 1970 yılında, bir arkadaşının maaş çekini alması için gittiği İskele'den ölüm haberi geldi...
Bir ağaç dalı boynunu kırdığı için...
***
Bir gönül adamıydı...
Bir iyi insandı...
Beni ölümünden kısa bir süre önce Baf'a götürmüştü...
Ali Dana'nın feribotuna yetiştirmek için...
Uzaktakinin hikayesini de ondan dinlemiştim...
Lefkoşa'nın en güzel kızlarından biriyle evlenmiş...
İddiaya göre ona yakıştırmamışlar...
O zaman piyango olup, şimdi amorti konumuna gelen kanser o güzeli almış...
Bu yüzden, o Bar Amerikan'lara yalnız dayanıp içiyormuş...
Ve bu yüzden; "Her mevsim içimden gelir geçersin" şarkısını seviyormuş...
Paşa Suat'a bu hikayeyi anlattığımda; "Göz hocam, göz" demişti...
Galiba haklıydı...
Bardaki adamın soyadı Yücesoy'du, adını unuttum(!)...
|