|
" Limo" deyip, es geçmeyelim...
Taşınma gününde kurtulan Limo, kaderinin yazıldığı yere gidecekti...
Belki de o gün ölseydi, Kuşappi kurtulacaktı...
Ancak, belki de bir ermiş olan halamım bedduasından kurtulacaktı...
O, inanılmaz güzel bir insandı...
Nesli tükendi mi? Bence evet...
Şimdi bile onu ararım...
" Acaba kaç anne, onun şefkatini sağlar" diye düşünürüm...
***
Benim hocamdı...
İlk dersleri hep ondan aldım...
İmza atmayı bilmezdi, bastığı parmak teminatımdı...
Kötü söz söylemezdi...
Hiç tanımadığı genç ölümlerine akşam saatlerinde ağlardı...
Ve her Perşembe gecesi buhur yakardı...
Ben, o yıllarda bunlara anlam veremezdim...
Sonraki yıllarda ne kadar etkileneceğimi anlayacaktım...
***
Çıkrık bükerdi...
Ömrü hep öyle geçti...
Bir kez olsun şikâyetçi olmadı...
Birçok konuyu ezbere bilirdi...
Aşıklar zincirinin takipçisiydi...
Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı hikâyeleri dilinden süzülür giderdi...
Bir de Nazif'in türküsünü ezbere bilirdi...
"Sürerim sürerim gitmez kadanam, Fransız kurşunu deymez adama"...
***
Beni yetiştiren ve aslında büyük halam olan bu kadının inanılmaz bir tarafı vardı...
İyi niyetli, kimseye acı bir söz söylemezdi...
Ancak, Limo'yu bir akşam vakti lastikli at arabasıyla basıp öldüren Kuşappi'yi affetmemişti...
Ona beddua etti...
Kendi bile beddualarından korkardı...
Kuşappi, 1958 yılında Rebekka'nın kahvesinde motosikletli bir tetikçi tarafından vurularak öldürülecekti...
Halamın bedduası ise şuydu; "Müslüman kurşunundan giden inşallah"...
Rebekka'nın kahvesi ve sonrası devam edecek...
|