Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
" Sivas 93" sahnelendi
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Play-offlarda haftanın programı
Maçlar farklı geçiyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Kırmızı çizgili yıllar(9)...

Mustafa Doğrusöz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Mayıs 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dört yol ortasında devasa bir kahveydi...

Sahibinin değil, sahibesinin işlettiği bir yerdi...

Kırk numara sandalet ayakkabıları, üzerine bol gelen elbisesi ile tipik "Hanım Ağa" görüntüsü vardı...

Adı müşterilerine göre Revekka'ydı, ancak kütükteki kaydına göre Rebekka...

Rebekka, talihsiz bir roman kahramanının ismiydi...

Bu dört yola by-pass derlerdi...

Yaz günleri, hayat burada görsel bir keyifti...

Burası hem kahve, hem de meyhaneydi...

Geniş bir salon içinde, kocaman bir banko vardı...

Bu bankonun önünde ise bar sandalyeleri...

İçkiler burada "bodiri" olarak anılan küçük bardaklarla ikram edilirdi...

Kahve fincanlarının tabaklarına ise mezeler konurdu...

Mezeler genellikle, leblebi, kavrulmuş bakla, kare şeklinde kesilmiş peynir, taze bakla ve zeytindi... Bu bankonun önünde genellikle emekçi takımı otururdu...

***

Çocukluğun verdiği coşkuyla izlerdik hep olayları...

Oralarda yaşayan tek Türk çocuğu bendim...

Rebekka'nın hep margarin kokan oğlu Andrikko ile iyi arkadaştık...

Ta ki, o uğursuz güne kadar...

Küçük bir köpek yavrusunu, çivilerle ağaca çaktıkları gün bütün ipler kopmuştu...

Peygamberleri çarmıha gerilen bir halkın çocuklarının bunu yapması, bende derin bir üzüntü yaratmıştı...

Aradan çok uzun yıllar geçmesine karşın, o sahneyi unutamamıştım...

***

Yaz geceleri burada gölge oyunları da oynanmaya başlamıştı...

Dokuz yaşında olmama rağmen Rumca konuşmaları çok iyi anlıyordum...

Perdede sergilenenler ise, bir Karagöz-Hacivat diyaloğundan öte, Türklere ağır hakaretler içeriyordu...

İşte bu gecelerden sonra, hem beni kucağına alıp seven Rebekka'dan hem de o kahvesinden soğumuştum...

İçimde, bizi kendilerinden ayırmayan bu insanlara karşı büyük bir öfke oluşmuştu...

Tüm tatil boyu bir daha oraya uğramamıştım...

***

Ve sonunda o soğuk kış gecesi oyundaki son perde de kapanmıştı...

Sabahın o ayazında kaldırılmıştım sıcak yatağımdan, dışarıda insanı iliklerine kadar donduran bir soğuk vardı...

Üzerime bol gelen bir erkek ceketi giydirmişlerdi bana...

Elime de siyah bir baston tutuşturmuşlardı...

O dondurucu gecede yarım kilometrelik yol bana sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelmişti...

İşte, Büyük Kaymaklı'dan böyle ayrılmıştık...

Rebekka ve kahvesi, Andrikko ve yaşadığım vahşet anılarımda hep yaşayacaktı...

   515 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
31 Ağustos 2008, Pazar   Kırmızı çizgili yıllar(39)...
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Kırmızı çizgili yıllar(38)...
29 Ağustos 2008, Cuma   Kırmızı çizgili yıllar(37)...
28 Ağustos 2008, Perşembe   Kırmızı Çizgili Yıllar (36)
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(35)...
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar (34)
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Kırmızı Çizgili Yıllar (33)
10 Ağustos 2008, Pazar   Kırmızı çizgili yıllar (32)
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Kırmızı çizgili yıllar (31)
08 Ağustos 2008, Cuma   Kırmızı çizgili yıllar 30



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital