Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Devlerden "tık" yok: 0-0
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Kırmızı çizgili yıllar(40)

Mustafa Doğrusöz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Eylül 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

   Katy kısa adıydı...

   Asıl adı ise Kadriye idi...

   Kadir kıymet demektir aslında bu adın manası...

   Katy, ünlü bir ailenin kızıydı...

   Köşklüçiftlik'ten ziyade adaya da damgasını vuran bir ailenin ...

                                                                ***  

 

   Katy veya Kadriye işte o günlerde karşımıza çıkacaktı...

   1963 gibi zor bir dönem yaşayan, medeniyet denen ve Akif'e göre tek dişi kalan canavara yenik düştüğümüzü çok geç fark edecektik...

   Katy'e baktığımızda hayatın renginin hiç de öyle olmadığını görecektik...

   Sadece iki binli yıllarda göreceğimiz bir portre ile karşı karşıyaydık kuşkusuz...

   Yanılmıyorsam o günlerde burada görev yapan bir diplomatla evlenecekti ...

   Şimdilerde ise, yakınları hariç, ben onun hakkında hiçbir şey bilemeyecektim...

   Entegrasyonun ilk temeli belli ki daha  o günlerde atılacaktı...

 

***

   Sıcak günlere doğru gidiyorduk...

   Gençliğimizin bu kadar hovardaca harcanacağının bilinmez gizemleri içinde...

   Belki "Uzun ince, bir yoldaydık", belki de hiç ışık görülmeyen bir tünelin yarısında...

   Öylece girdik 7 Ağustos 1964'e...

   Ateşle imtihanın ilk gününe...

   Tarihimizde Erenköy Mücahitleri olarak damgasını vuracakların ve ister sağcı, isterse solcu olsun köşe başlarını tutacakların yaşadığı döneme...

   Üstelik Grivas gibi çağdışı bir sakatın, bu insanların üzerine ordu süreceği günlere...

   Sonunda tarihin karanlıklarına gömülen rüyasıyla, doğduğu evden hatıra olarak aldığım bir şişe şarabın bile masada bıraktığı gölgeyi silmek mümkün olmayacaktı...

   Grivasın, yani Diğenis'in gölgesini uzun yıllar silemeyecekti...

   Komitacı olmanın gerçekçilikle bağdaşması gerektiğini bilmesi gerekirdi belki, belki de büyük dersler alması gerekirdi, ne yazık ki son dersi göremedi...

 

***

   Bir yangınla girdik ağustosun öğle saatlerine...

   Sıcağın nemli bir tül gibi boğazımıza sarıldığı saatlerde...

   İlk sıcak çatışma ve çok uzun sürecek bir geceye...

 

***

   İzzet Reis ısrarlıydı...

   Barış Gücü'nün o meşhur Ledra Palace otelinin tellerine, kız arkadaşlarını kamufle etmek için taktığı hasır perdeleri yakacaktı...

   Belinde tabancası, elinde bir şişe benzin, arkasında ben, yaklaştı menzile...

   Sonra ateşe verdi hazırları, bir sessizlik ve ardından patlayan silah sesleri...

   Sanki bir anda işler ters yüz olmuştu, Reis belindeki tabancayı çekip havaya iki el ateş etti...

   İşte o andan sonra, ortalık cehenneme döndü...

   "Siper alın" diye haykırdı ...

   İki düşman ateşi kısa sürede ortalığı darmadağın etmişti...

   Ahır mevziiye doğru kaydım, elimde sten tipi otomatik silah, bazen tutukluluk yapan, bazense otomatik atışta tek tek sayan bir silah...

   Biraz şanslıydım galiba, girdiğim dört ciddi çatışmadan da sağ çıktığım için...

   Oysa ki, etrafıma baktığım zaman, bir çok günahsız insan şöyle veya böyle hayatını kaybedecekti...

   1167 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...
16 Kasım 2008, Pazar   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49
15 Kasım 2008, Cumartesi   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR (48)
12 Kasım 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(47)...
11 Kasım 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(43)
25 Ekim 2008, Cumartesi   Kırmızı çizgili yıllar(45)...
24 Ekim 2008, Cuma   Kırmızı çizgili yıllar(44)
25 Eylül 2008, Perşembe   Kırmızı çizgili yıllar(43)
24 Eylül 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(42)
23 Eylül 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(41)



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital