Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
Devlerden "tık" yok: 0-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Kırmızı çizgili yıllar(42)

Mustafa Doğrusöz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Eylül 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Eskişehir'de doksan kişiydik...

   Bir ordu gibi...

   Birbirimize bağlıydık...

   Arkadaşlığın ötesinde yakalanan dostluklar daha bir güzeldi...

   Kısa sürede gücümüz anlaşılacaktı...

   Hiçbir bölgeden bu kadar kabarık sayıda bir koloni yoktu...

   Bu nedenle çıkarları uğruna bizi tavlamaya yönelik hareketlere de maruz kalacaktık...

   O günlerde ise, yardımımıza Kamil Başar koşacaktı...

   Yani bizdeki meşhur Yıldırım Bölüğü'nün ilk komutanı...

   Kamil Başar'ın o zamanki adı Yıldırım'dı...

   Merasimlerde kılıçla geçen bir abide gibiydi...

   Zevkleri aristokrat, fikirleri demokrat bir askerdi Kamil Başar...

   Bu nedenle bir süre geriye alınmıştı...  

   Karargahında onunla sık sık görüşürdük...

   Bana, sakın bu etrafta dolananlara aldanma, bunlar size benzemez der dururdu...

   Kullandığım tıraş bıçağı aristokrat markaydı ve onunla paylaşmaktan büyük keyif alırdım...

 

                                                                                                                                                                                                          

                                                                            *** 

 

   Sonraki yıllarda da fark edecektim ki, bizimle 1963-1974 arasında beraber olanların bize daha büyük bir saygısı olacaktı...

   Bunu sadece Kamil Başar'ın kişiliğinde değil, Karaca'nın da kişiliğinde yaşayacaktık...

   Karaca, Alapay'ı kılına bir zarar gelmeyecek diye teslim etmişti...

   Ama, Alapay Mustafa, tarihi Sarayönü Polis binasında kaşlarının ortasına isabet eden bir kurşunla can verecekti...

 

                                                                                 ***

    

   Karaca onurlu bir askerdi...

   Belli ki mal varlığı kuvvetli bir ailenin çocuğuydu...

   Çünkü Tabur Komutanlığından ayrılırken yaptığı konuşma bunun belgesiydi...

   Gideceği gün yaptığı toplantıda, biraz da kendine has şivesiyle şunları söyleyecekti; "Arkadaşlar, ben bugün ayrılıyorum, eğer birinize karşı bir suç işlediysem affımı rica ederim, eğer benden alacaklı olan varsa hakkını helal etsin"...

   Ben bu son sözleri ilgi ile izlemeye başladım...

   Ne demek istiyor diye düşündüm...

   Aniden beş-on kişinin ona doğru yöneldiğini gördüm...

   Ellerinde beyaz zarflar vardı...

   Anlamakta zorluk çektiğim sahnelerden biriydi o gün yaşadığım...

   Sonradan öğrenecektim ki, Karaca sıkıda olanlara borç para veriyordu...

 

                                                                                                ***

 

   Karaca ile alacakaranlık bir Ankara gecesinde karşılaştık...

   Aynı Karaca idi...

   Yüzündeki tebessümü hiç eksilmeyen, ancak kaşları çatıldığı zaman hüznünü yüreğine gömen adam...

   "Şu anda bir paraşüt birliğinde görevliyim, bir akşam buluşup aperatif bir şeyler içelim" dedi...

   Ancak, o buluşma hiç gerçekleşmedi...

   Ben eminim ki, onu tanıyanlar ve onunla çalışanlar, ona hep sempati ile bakacaklardı...

   529 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...
16 Kasım 2008, Pazar   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49
15 Kasım 2008, Cumartesi   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR (48)
12 Kasım 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(47)...
11 Kasım 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(43)
25 Ekim 2008, Cumartesi   Kırmızı çizgili yıllar(45)...
24 Ekim 2008, Cuma   Kırmızı çizgili yıllar(44)
25 Eylül 2008, Perşembe   Kırmızı çizgili yıllar(43)
23 Eylül 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(41)
09 Eylül 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(40)



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital