|
"Gemi gelir yanaşır...
İçi dolu çamaşır...
İstanbul'un kızları Recep diye ağlaşır..."
Bu türküyü şehla gözlü Beyaz bile okudu...
***
Ancak, ne yazık ki bizim Recep'e ağlayacak kızlar yoktu...
Yıllar kırmızı çizgili ve o kadar da acımasızdı...
Zordu ve ağırdı...
Üzerimizden geçen tank paletleri kadar acımasız...
***
Kökenini en yakın arkadaşına sordum...
"Baflı'ydı" dedi...
Gözlerine inen sis perdesi belli ki onu da yenmişti...
Aslında Recep hoş bir insandı...
İri yarı, ancak doğal bir yapıya sahipti...
Esmer teninin gölgeleyemediği beyaz dişleri ve kendine özgü bir gülüşü vardı...
***
Herkesi gırgıra almaya çalışan ben, ileriki yıllarda benimle dalga geçen veya geçmeye çalışan çok insan görecektim...
Bunlar hayatın cilvesi deyip geçecektim...
***
Recep'le Muharrem Apartmanı'nda silah arkadaşıydık...
Bölük el değiştirmiş, "Demir" komutan olmuştu...
Demir'i Luricina'nın eniştesi olarak tanımıştık...
Sevecen bir insandı...
Sabah içtimasında, ben her zamanki rahatlığım ve vurdumduymazlığım içinde Recep'e seslenecektim...
"Nerdesin bre Recep"...
Askeri bir düzen içinde hoş karşılanmayacak bir davranıştı bu...
Bana göre, ancak yoruma açık...
Recep, gülerek "Buradayım" diyecekti...
Ve Demir bu olaya kahkalarla gülecekti...
***
Bizim Recep buydu...
1974'te o bölgede şehit oldu...
Adı bir sokakta var mı bilemem...
Onu cahilliğime bağışlayın...
Kırmızı çizgili yıllarda yaşadık çünkü...
|