|
UBP'de Derviş Eroğlu mu başkan olsun, yoksa Tahsin Ertuğruloğlu mu?
Kim kazanacak?
UBP'yi kim daha iyi noktalara getirecek?
Ülke için hangisi daha yararlı olur?
Son günlerde herkes bunları konuşuyor.
Fikir üreten çok...
Gerçekten fikir üretenler olduğu gibi, yazdıkları ve söyledikleriyle kendince bir adayı öne çekmeye çalışanlar da var.
Tarafsız gibi görünüp de tinyozca bir adayı işaret ediyorlar.
Herkes hesap peşinde, herkesin gönlünde başka bir aslan yatıyor.
Öte yandan, Dervişçilerle, Tahsinciler ağır ağır saflarını aldı, artık kim kimin yanında açıkça ortaya çıkıyor.
Başta sorduğum; "Eroğlu mu başkan olsun, yoksa Ertuğruloğlu mu?" sorusunun cevabını UBP'liler verecek.
Karar onların...
Ben, kim kazanacak, kim kaybedecek, kim UBP'yi daha iyi noktalara götürecek, ülke için hangisi yararlı olacak tartışmalarına girecek değilim, bu konularda fikir yürüten çok zaten...
Kim kazanırsa kabulümüzdür...
Ben olaya başka yönden bakacağım; "etik" açıdan.
Bence Derviş Eroğlu'nun aday olması etik değildir.
"Partiyi gençlere bırakıyorum" diye çekilen, kendisine "onursal başkan" payesi verilmiş bir kişinin tekrar başkan adayı olması neresinden bakarsanız bakın hoş olmamıştır.
Eroğlu, partiyi önce rahmetli Salih Miraoğlu'na bırakıyordu, Miroğlu vefat edince Hüseyin Özgürgün'ü destekledi, başkan olmasını sağladı, Özgürgün'ün ardından da Ertuğruloğlu'nun tek aday olarak başkan olmasına ses çıkarmadı, şimdi ise "adayım" diye ortaya çıktı.
Sakın yukarıda söz ettiğim yazarlar gibi Tahsin Ertuğruloğlu'nu işaret ettiğimi sanmayın.
Öyle bir niyetim yok...
Aslında Sayın Eroğlu ile aynı bölgenin insanlarıyız, Tahsin Bey'den daha fazla tanıdığım ve konuştuğum birisidir, hekimlik yıllarında aile doktorumuzdu, hatta beni sünnet eden kişi de odur...
Ama dedim ya, kim kazansın, kim kaybetsin tartışmasından çok, bu adaylığın "etik" olmadığı üzerinde duruyorum.
Biliyorum, politikacılar söyler unutur, söz verir unutur, vatandaşın da unutkanlığına bel bağlar ama bu kadarı fazla...
Bu ülkede en uzun süre başbakanlık yapmış, parti içinde eski Cumhurbaşkanı Denktaş'a kafa kaldırabilmiş tek kişiydi Eroğlu, parti başkanlığı ve başbakanlık alanında misyonunu tamamlamış durumda.
Şimdi yeniden parti başkanı olup, başbakanlığa dönmek istiyor.
Halbuki onursal başkan olmuş Eroğlu, göreve gelmiş kendinden sonraki başkanlara yardım eden, partinin sıkıştığı anlarda fikir veren, zorlukların aşılması için çaba sarf eden bir kişi olarak kalmalıydı...
Herkesin danıştığı, saygı duyduğu biri olmalı, kendisini onurlandırılarak verilmiş "onursal başkan" unvanına sahip çıkmalıydı.
UBP'nin tarihi misyonu ve vizyonuyla ilgili ciddi sıkıntılar gördüğünü söyleyen Eroğlu, acaba bu sıkıntıların aşılması için görevdekilere yardımcı oldu mu?
Yoksa Sayın Eroğlu, daha Özgürgün göreve gelirken dönme planı yapıp çizmeleri giymiş miydi?
Diyelim ki sayın Eroğlu, Ertuğruloğlu'nu beğenmiyor, başarısız buluyor, peki koskoca partide aday olacak başka adam yok muydu, Eroğlu'nun yine Tahsin Bey'e karşı destekleyeceği bir aday bulunamaz mıydı?
Kusura bakmasın ama ben Eroğlu'nun bu aşamada kazanmak için söylediklerini gerçekçi bulmuyorum, bana daha fazla bir ihtirasın belirtisi gibi geliyor.
Cumhurbaşkanı Talat da "Kıbrıs sorununun çözümüne katkı yapamazsa cumhurbaşkanlık görevine devam etmeyeceğini" söyledi, günü geldiğinde bu kararına uymazsa ona da hatırlatırız.
Politikacılar halkın kendilerine saygı duymasını, sözüne güvenilir insanlar olarak görmesini istiyor, "politikacıdır, yalancıdır" denmesini istemiyorsa, sözlerinde durmalıdırlar.
Politikacılarımız, "Dün dündür, bugün bugündür" dememelidir.
Bir de bu koltuk sevdası ne sevdaymış böyle, adama tekrar çizme giydirip yollara düşürüyor, ihtirasa sürüklüyor...
Diyeceğim odur ki; onlar koltuk uğruna her şeyi mubah gördükçe, politikacılara güven duymaz vatandaşlar...
|