Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Rumların İkinci Kez "OHİ" Deme Şansı Var mı?

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Şimdilerde, referandumun red cephesi, herhalde yeni müzakere sürecini ve olası çözümü baltalamak amacıyla olsa gerek, "referandumda EVET diyerek yanlış yaptık, Rumlarla anlaşmak için çok fazla taviz vermek zorundayız, vereceğiz" argümanı ile topluma korku salmaya çalışıyor.

Referandum konjonktüründe ve koşullarında EVET dememizin rasyonalitesini (TC ve bizim için) bir tarafa bırakacak olursak; aslında, ilk bakışta bugüne kadar hiç bir öngörüleri tutmayan korku tacirlerinin ortaya koymaya çalıştığı senaryo tutarlı gibi algılanabilir.

Peki, acaba "madem biz EVET, onlar HAYIR dedi, o vakit anlaşmak için EVET diyen taraf daha çok taviz verecektir, vermelidir" argümanı gerçekçi mi?

Elbette, anlaşmak için al - ver sürecinde karşılığını alarak, tavizler de vereceğiz. Ama, Rumları tatmin etmek için hayati derecede önemli haklarımızı ve hassasiyetlerimizi Annan Planı'ndan çok daha gerilere mi götüreceğiz veya götürmek zorunda mıyız?

Kıbrıs sorunundaki hassassiyetlerinize göre cevabınız değişebilir ama kazın ayağı öyle sanıldığı gibi de değildir. Bu işin oyun teorisi, o kadar da aleyhimize değildir,hatta farkındalığımızla alakalı olmak kaydı ile dozajında kullanabilirsek, lehimizedir bile.

...Konuyu derinleştirerek, meramımızı izah edelim...Bana göre, yeni müzakere sürecinin "oyun teorisi ve hakemlik konusu", olası anlaşmanın balansları açısından sihirli nüanslardır.

Ama önce, hali hazırda elimizde veri olan "Hristofyas ve Kasulides'in toplamda % 65 civarı oy aldığı ilk tur seçimlerinin nedenlerini bir kez daha ortaya koyalım". Yani, ne oldu da Rumlar karar değiştirdi ve Papadopulos'u postaladılar. Rumların bu yönde karar vermelerinin motivasyonları neydi? En azından bir kez daha hatırlatalım...

Objektif bir analizle, Rumların tavır ve pozisyon değiştirmelerine neden olan motivasyonlar demetini sanırım kabaca aşağıdaki gibi izah edebiliriz;

1- Kıbrıslı Türklerin ve TC'nin referandum sonrası Kıbrıs sorununda güttükleri uluslararası meşru siyaset, Rumları siyaseten izole etmeye başladı,

2- Referandum sonrası Kuzey'in ekonomik olarak gelişmesi ve büyümesi,

3- Rumlara göre Kuzey'de işgalin kalıcılaşma (nüfus, toprak, asker...vb) tehlikesinin artması ve gelecekteki bir çözümde bu konularla ilgili kendilerince kabul edilebilir anlaşma ihtimalinin her geçen gün azalması.

4- Maraş dinamiği(ki henüz kullanılmadı). Bu konu Rumlar açısından patlamaya hazır bomba gibiydi. Tek eksiğimiz siyasi cesaretti.

5- Kıbrıs Cumhuriyetindeki toplumsal haklarla ilgili başlayan çok yönlü hukuk mücadelesi(örneğin 77'ler hareketi)nin yaratacağı olası anomaliler,

6- İzolasyonların kaldırılması çabasının yarattığı korkular,

7- Taşınmaz Mal Komisyonu(mülkiyet konusu)'nun ellerindeki en büyük kozu alması ve parayı bastırdığımız takdirde Kuzey'deki malları Türkleştirebileceğimiz korkusu.

8- Kosova'nın emsal olma korkusu,

9- 2009 başında yasallaşacak ve 2014'de yürürlüğe girecek olan Lizbon Anlaşması'nın, Kıbrıs sorununda Rumlar açısından yaratacağı olası tehlikeler.

Elbette, nedenleri çoğaltabiliriz ama özetle, Rumların pozisyon değiştirmesine neden olan temel motivasyon "bölünme korkusu ve bu durumun meşrulaşmasıdır".

Şimdi gelelim,yeni müzakere sürecinin oyun teorisine....

Tarafların bilinen ve öngörülen pozisyonlarına, çıkarlarına istinaden, karşılıklı pozisyon almalarına ve hamle yapmalarına dayalı oyun teorisine göre; yukarıdaki veri koşullar ışığında, Rumların varılacak bir anlaşmaya(veya dikte edilecek) referandumda ikinci kez hayır demesi pek mümkün görünmüyor. En azından sorunun oyun teorisi buna izin vermiyor.

Bundan sonra uluslararası toplum açısından, iki taraftan hayır(asla bizim tarafın hayır demesini tavsiye etmem) çıkması, Rumların tek başına Hayır demesinden daha meşrudur.

Yani, sorun artık biz ikinci kez EVET dedikten sonra Rumların OHİ'sini asla kaldırmaz, o vakit büyük ihtimalle Rumların en büyük korkusu olan bölünme ve meşrulaşma başlarına gelir..

Demek ki, referandumda "EVET" diyerek, bundan sonra aslında Rumların "EVET" demesi için anlaşmada çok fazla taviz vereceğiz gibi korku salmanın ve yaygara yapmanın, alsında hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur.

Bilakis, haberiniz olsun, "bizim taviz limitimiz, aslında Rumların ikinci kez hayır deme lüksü olmadığını bilmemizden gelir". Yani, birinci evet, aslında bize ikinci referandumda ve müzakerelerde konfor sağlıyor.

Gelelim, bahse konu oyun teorisine yardımcı olan hakemlik konusuna. Aslında, bizim için süreçte takvim belirlendikten sonra hakemin gözlemci nitelikte(raporcu)olması, boşlukları veya anlaşmazlıkları doldurmaması lehimizedir.

Unutmayın ki, karşı taraf anlaşmayı kendi halkını ikna etmek için iki tarafın anlaşmasına dayalı Kıbrıslı çözüm pazarlaması üzerine kurdu. Uluslararası toplumun ve TC'nin büyük katkıları ile Annan Planı ile geldiğimizi son zeminden sonra, taktik olarak hakemin olmaması lehimizedir.

Çünkü, karşılıkı anlaşma demek, al-ver demektir. Bu arada, ister istemez, tarafların neyi verip-neyi aldığını anlatması, referans göstermesi, Annan Planı'nı kendiliğinden zemin yapacaktır zaten.

Yani, karşılıklı anlaşma demek, iki tarafın gönüllü-gönülsüz rızası demektir. Halbuki, Annan Planı sürecindeki gibi BM direkt müdahil hakem olsaydı, çözümün balans ayarı belki uluslararası toplumun baskıları ile aleyhimize dönebilirdi.Y eni süreçte, tıkanıklıklarda yine BM'nin benzer bir rol oynayacağı kesin ama önceki gibi ortaya bir plan koyarak değil.

Sontahlilde, mevcut veriler ışığında müzakerelerin oyun teorisi ve hakemlik konusu,bizim açımızdan önemli bir konfordur, hatta yönetebilirsek-kullanabilirsek lehimizedir.

   526 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?
25 Haziran 2008, Çarşamba   Küresel etkilerin, ithalatımıza maliyeti
23 Haziran 2008, Pazartesi   ENERJİ ve TELEKOMÜNİKASYON KURULU
18 Haziran 2008, Çarşamba   ACI ama GERÇEK
16 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC PİYANGOSUNU "ÖZELLEŞTİRMELİYİZ"
11 Haziran 2008, Çarşamba   KKTC'ye "PPP" DEVRİMİ LAZIM
09 Haziran 2008, Pazartesi   DEVLETİ, AVANTADAN YAŞAM ARACI OLMAKTAN ÇIKARMAK İÇİN
04 Haziran 2008, Çarşamba   Merkez Bankası grevi, ahlaki değil
02 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC'de AVANTADAN YAŞAMA ALIŞKANLIKLARI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital