Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Önce dövüldü, sonra tecavüze uğradı
Evrim kazası: Platypus
Okulları grev vurdu
Çin'i deprem vurdu: Binlerce ölü
Ambargoları reddediyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Ne kadar ekmek, o kadar köfte

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bildiğiniz gibi, yıllardan beri kronik bir sorunumuz var. Bankacılık sektöründeki TC şube bankaları, topladıkları yerel kaynakları ülke dışına çıkarıyor. Bu yüzden de yerel piyasamız finansman açısından sıkıntı yaşıyor. Piyasayı sadece yerli bankalar fonluyor ama haliyle finansman ihtiyacına göre, onlar da yetersiz kalıyor.

Elbette, TC şube bankalarının içerde kredi verme motivasyonunu azaltacak çok haklı sebepleri (yargı..vs) vardır, bunu kabul ediyoruz. Ama topladıklarının % 8-10 civarını krediye dönüştürmelerini kabul edemeyiz.

Üstelik, yerliler veya vermek isteyen içerde kredi veriyor. Tabii, bütün TC şube bankalarını ayni kefeye koymuyoruz, aralarında topladığından daha fazla kredi veren bile var!

Neyse, bir süre önce bildiğiniz gibi, Merkez Bankası, topladığı parayı yurt dışına çıkaran bankaları (genelde TC şube bankalarını), içerde krediye döndürme veya en azından içerde krediyi verenle-vermeyini ayıran bir ödül-ceza yöntemi maksadıyla paranın kaynak maliyetini artırıcı nitelikte "disponibilite tebliğinde" değişiklik yapmıştı.

Merkez Bankası'nın son 4. çeyrek (2007) raporuna baktığımızda disponibilite tebliğinin uygulanmasıyla kabaca 3 sonuç ortaya çıktığını görüyoruz.

1-Sektörde ciddi miktarda özkaynak-sermaye artışı oldu.

Çoğunlukla TC şube bankaları (veya parayı yurt dışına taşımak isteyenler), özkaynak-sermaye artışına gitmişler. Ve tebliğin uygulanmaya başladığı esas etkili dönem olan 4. çeyrekte, 3. çeyreğe göre 170 milyon YTL civarı sermaye artışı yapmışlar. Hatta, bu artış, sektörün toplamda sermaye yeterlilik rasyosunu % 16'lardan % 23'lere çıkarmış.

3. çeyrekte 241 milyon YTL olan toplam sektör özkaynakları, son çeyrekte 369 milyon YTL'ye ulaşmış. Elbette, bu artışı büyük ölçüde parayı yurt dışına taşıyan bankalar yapmış. Yani, parayı yurt dışına taşıyan bankalar yasal mevzuat içinde bypass yapmışlar. Sonuçta, 170 milyon sermaye artışının karşılığı olarak, son çeyrekte sermayenin 5 katı olan yaklaşık 850 milyon YTL'yi ilave yurt dışında tutma konforuna ulaşmışlar.

2-Bir miktar kredi artışı oldu.

Elbette, tebliğin dürtücü etkisi ile TC şube bankalarında az miktar, tahminen tüketici ve menkul araçlar karşılığı kullandırılan kredilerde artış oldu.

3-Fiktif işlemlerle tebliği bypass yaptılar.

Daha evvel anlatmıştık (03/01/2008). Bazı TC şube bankalarının, tebliğe karşı, bazı müşterileriyle "mevduat ve kredi üzerinden eşzamanlı fiktif işlemler yaptığı" yönünde duyum ve tahminlerimiz var diye!

Buna göre, bazı TC şube bankaları, bazı şahısların mevduatlarını TC'deki merkeze havale ederken (bilançoyu boşaltırken), paralarını merkeze gönderdikleri şahıslara, KKTC şube bünyesinde "fiktif mevduat ve karşılığında blokeli kredi" hesapları açarak (bilançonun içini tekrar doldurarak), bir taşta iki kuş birden vurmuş oldular.

Hem mevdutlarını korudular, hemde kredilerinde artış yaşadılar!... Neticede, ben de olsam, kredi vermek istemediğim bir piyasada TC şube bankalarının yaptığını yapardım.

Şimdi, mühim olan, tebliğin amaca hizmet edip-etmediğidir? Peki, acaba başka bir enstrüman (tamamlayıcı da olabilir) amaca daha fazla hizmet eder miydi? En azından, tarafları davranışlarında daha şeffaf kılar mıydı?

Çünkü, yeni disponibilite tebliği, içerde kredi verme niyeti-güdüsü olmayan bir bankayı gizlenerek (mevzuat içinde saklanarak) niyetinin devamını sağlayabilir. Ya sermaye artışı ile ya da fiktif işlemlerle kısmen eski pozisyonunu devam ettirebilir. Kimse de buna bir şey diyemez.

Fakat, aynı amaca, yani içerde topladıkları kaynakları krediye dönüştürme amacına yönelik olarak Kalkınma Bankası tahvillerinin alım standartları ile ilgili yapılacak bir değişikliğin çok daha etkili olabileceğine inanıyorum. En azından, disponibilite tebliğindeki bypassların ve fiktif işlemlerin tümünü yapamazlar ve şeffaf olarak herkesin durumu ortaya çıkabilir diye düşünüyorum.

Peşinen söyleyim, siyasetin elinde olan ve bugüne kadar kaynakları kötü kullanan Kalkınma Bankası'na, tahvil alım yolu ile bankaların kaynak aktarmasına kesinlikle olumlu bakmıyorum. Ama madem bu yöntemi kullanıyoruz, bari bir taşta iki kuş vuracak şekilde daha etkili ve verimli kullanalım. Daha önce anlatmıştık, tekrarlayalım...

Hale hazırda, bütün bankalar topladıkları mevduatların % 2 oranında Kalkınma Bankası tahvili almak zorundadır. Bu, bütün bankalar açısından kaynak maliyeti yaratan gönülsüz bir uygulamadır. Yerli-yabancı, içerde çok kredi veren-az veren farketmeksizin herkes ayni prosedüre göre tahvil almak zorundadır. Önerim şu;

Kalkınma Bankası tahvillerinin bankalar tarafından satın alınması standartını değiştirelim. Bundan sonra "herhangi bir banka, iç piyasada topladığı mevdut karşılığında kullandırdığı kredi oranına göre nisbi ve kademeli tahvil alsın."

Böyle olursa, içerde topladığını krediye dönüştürenleri teşvik edeceğiz, fakat içerde toplayıp-kredi verme niyeti olmayan bankanın mevduat toplama iştahını da azaltmış olacağız".

Burada da fiktif işlemler olabilir ama disponibilite tebliği kadar bypass ve fiktif etkisi olmaz diye tahmin ediyorum. Yeter ki, Merkez görevini yapsın. En azından, krediye dönüştüremeyeceğini elinde tutmak istemeyen banka, mevduatı bilançosu dışına almak zorunda, yurt dışına çıkaranlarda şeffaf olarak görülecektir.

Uygulama objektif olacağı için herkes faydalanacak. Ne kadar ekmek, o kadar köfte misali. Bir de elini taşın altına koyanı, iş yapanla yapmayanı ayırmış, korumuş oluruz.

Tabii, bu uygulamadan kendi koyduğu sermayeyi ve dışardan getirdiği parayı hariç tutmak lazım. Mevduat toplayıp içerde kredi vermek istemeyen, o vakit kaynağının bir kısmı ile Kalkınma Bankasına uzun vadeli finansman sağlamış olacak.

Neticede, topladığı mevduata göre az kredi veren çok tahvil alacak, çok veren ise az tahvil alacak. Mutlak değil, nisbi değer üzerinde kademeli bir standart geliştirilerek alım yapılacak. Elbette, batık kredi, şüpheli alacaklar konusu da bu düzenleme içinde dikkate alınarak akılcı bir standardizasyon yapılabilir. Bu enstrümanı bir düşünün diyorum!

   270 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Mayıs 2008, Pazartesi   İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası
05 Mayıs 2008, Pazartesi   REGÜLASYON FANİ, REKABET BAKİ !
30 Nisan 2008, Çarşamba   Çözümün maliyeti, finansman ihtiyaçları ve adresleri
28 Nisan 2008, Pazartesi   Rumların İkinci Kez "OHİ" Deme Şansı Var mı?
21 Nisan 2008, Pazartesi   ÇAKTIRMADAN ÇÖZÜM (!)
16 Nisan 2008, Çarşamba   Bana dokunmayan yılan bin yaşasın (Rekabet Yasası)
14 Nisan 2008, Pazartesi   LİMANLARDA DURUM "VAHİM "
09 Nisan 2008, Çarşamba   ARASTA, ancak "RANT PAKETİ" ile DEĞİŞİR
07 Nisan 2008, Pazartesi   Lokmacı, Arasta'yı yerelleştirecek
02 Nisan 2008, Çarşamba   DOING BUSINESS'de SINIFTA KALDIK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,2550 1,2700
1 STERLİN 2,4500 2,4780
1 EURO 1,9380 1,9580



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Biraz daha az konuşsak

Başaran Düzgün

BİR RUM İLE EVLENİR MİSİNİZ?

Ali Baturay

NEDEN SUÇLU CENNETİ OLDU BU ÜLKE?

Hasan Hastürer

Lokmacı Kapısı evlat, Ledra Palas üvey evl...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar...(6)

Akay Cemal

Anlaşılmaz tuhaf işler...

Ahmet Tolgay

HER ANNE BİR ŞİİRDİR... (*)

Bilbay Eminoğlu

Pahalılık yok!

Necdet Ergün

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası

Dilek ÇETEREİSİ

Tilki rüyasında "fericik" görürmüş...

Uzm. Mine Çağlar

"Mesane kanseri" ve risk faktörler...

Dr. Umut Altunç

Elektrik hatlarındaki “gerilim”...

Aysu Basri

YA EĞİTİM HAKKI?

Sevilay SADIKOĞLU

Sen Kaderimsin...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Bir babanın anlatımıyla...

Dr. İsmail KEMAL

Barroso'ya hatırlatmalar

Emin AKKOR

1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş ...

Oğuz Metiner

ANA BORCU

Ali Özçil

Sevdiğimiz meyve çilek

Bedia BALSES

"Etnik ve Sentetiği" Sorgulayan bi...

Beste SAKALLI

HAYAT ANNELERİ

Psikolog Ayla Kahraman

BOŞANMA

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

G e l e n e k s e l H E L L İ M Ü r e t...

Osman Ertuğ

İki şehrin hikâyesi

Bener HAKERİ

Sanatta devamlılık yok

Ata ATUN

RUMLARIN YENİ TEZGAHI

Mehmet RATİP

Büyük Öteki: Köylü ve Cindy seviştikten so...

Dr. Orhan Aydeniz

Toprağa Gömdüğümüz Servet

Harid Fedai

İç Haberler

Cumhur DELİCEIRMAK

Yok Cemelin Devesi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital