|
Son dönemde yapılan en vahim hatalardan biri de, Kamu Sağlık Çalışanları Yasa'sında kamuda çalışan doktorlara verilen ayrıcalıktır. Bazıları anlamıyor ama bu düzenleme sadece doktorları ve sağlık sektörünü ilgilendirmiyor. Hepimizi ve hayatımızın her alanını ilgilendiriyor.
Kamuda çalışan doktorlara (diğer kamu sağlık çalışanları hariç) özelde çalışma imkânı veren düzenleme ,"ekonomik, etik, adalet, sosyal ve hukuki " bakımından dinamik anomaliler ve sapmalar yaratacak potansiyele sahiptir.
Bakan Vaiz'in " ideal olanı değil, reel olanı gerçekleştirdik" açıklaması talihsizliktir. Çünkü devlet yasal açıdan ideal olanı yapar; yapamayacaksa yarım-yamalak olan yasal düzenleme yapmaz.
Mesele, doktorluk mesleğinin çok önemli olması ve doktorların daha fazla maaş ve gelir elde etmesi değildir. Kesinlikle kamuda çalışan doktorlar kamusal kapasitemize göre en yüksek maaşı almalı ve döner sermaye yöntemi ile performanslarına görede gelir elde etmelidir. Ama mesele başkadır.
Keşke, döner sermaye hamlesi ve doktorların zorunlu kamu-özel tercihi, mutlaka sağlık sektöründe yapılması düşünülen diğer 5 yasayla eş zamanlı hatta sağlık sektörü reformunun esas omurgası olan Genel Sağlık Sigortası Yasası (GSSY) ile eşzamanlı yapılsaydı.
Ama GSSY finansman sıkıntısı nedeniyle ertelenince geçici bir ara düzenleme niyetiyle kamuda çalışan doktora özelde çalışma imkânı yasal hale getirildi. Bu düzenlemenin, bir süreden beri CTP içindeki akiller tarafından gittikçe kabul gören " özelde iş yapan kamu çalışanlarını kayıtlı ekonomiye dahil edip, vergilendirme ve bütçeye gelir yaratma " niyeti ile eşzamanlı gelişmesi talihsizliktir. Umarım,böylesi vahim bir hatanın devamı gelmez.
Bu düzenleme, " kamuda çalışanlar arasında ve muadili olan özel sektör alanlarında kanser etkisi yaratacaktır". Zaten pusuda bekleyenler " şiracının şahidi bozacı misali " beyanatlar vermeye başladı bile!
Kaldı ki,bundan sonra kamuda çalışan sair meslek sahiplerinin kamusal gücü ve ilişkilerini kullanarak veya kullanmayarak özelde yaptığı açık-gizli özel işlerin hesabını kim sorabilir ki.?...
Yarın, kamuda çalışan mühendis, hukukçu, öğretmen, teknisyene ne diyeceğiz? Bir devleti ve toplumu yıkan, yozlaşma dediğimiz kanser böyle başlar.
Bakın, hangi meslekten olursa olsun, bir kişi devlette kadrolu çalışmayı tercih ederse, o vakit güvenli ve riskden uzak bir hayatı ve devletin kapasitesine göre düzenli ama sabit bir maaşa razı olmayı kabul eder demektir.
Daha fazla kazanmak isteyen, risk alarak özeli tercih eder. Bir kamu çalışanının, hem devletin güvencesinde, hem de devletin gücü ve piyasası ile özelde de para kazanmaya çalışmasının serbest piyasa açısından yaratacağı anomalileri bir tarafa bırakın; Kesinlikle bu durum etik, adaletli ve meşru da değildir.
Bu düzenleme, sadece sağlık sektöründe değil, genel olarak birçok alanda " haksız rekabet yaratacak, yozlaşmaya neden olacak, kamuda istihdam motivasyonunu artıracak, kamusal hizmeti ve kalitesini aksatacaktır."
Bu düzenleme ile yasanın(ki iyi bir yasa idi) ve genelde sağlık reformunun kalitesi ve etkisi zayıflamıştır. Ötesinde, döner sermaye modelinin devreye girmesi halinde, Bakan Vaiz'in ve bazı kamu doktorlarının beklediği ve umduğu gibi " özelde çalışan kamu doktorlarının kliniklerini kapatıp devlet hastanelerine dönmesini ", birey motivasyonlarına ve teşviklerine dayalı çalışan serbest piyasa sistemi açısından mümkün görmüyorum.
Elbette,bir miktar dönecektir(özelde başarılı olamayanlar,piyasaları iyi olmayanlar) ama asla bu çoğunluk olmayacaktır.Döner sermayeden çok iyi prim verilse bile, kolay kolay dönmeyeceklerdir.
Bu umudu ve beklentiyi taşımak, " piyasa beklentilerini, birey davranışlarını, motivasyonlarını ve algılamalarını anlamamak " anlamına gelir. Her icraat, hele ki neticesi ekonomik ve mali olan kararlar, üretici-işletmeci (doktor) ve tüketici (hasta) davranışlarını ve algılamalarını, beklentilerini etkilemek için yapılır. Bu düzenleme, bunları kaale almadığı için, çuvallamaya ve sapma yaratmaya mahkumdur.
Kamu doktorları da birey olduğuna göre. Bireyler (tıp yemini etmiş kamu doktorları dahil), maddi ve manevi çıkarlarını maksimize etmek için çalışır. Ayni zamanda bireylerin " kâr ve özel birikim motivasyonları" vardır.
Bu düzenleme, kamuda çalışan doktorların daha fazla kazanmalarını sağlayıp (motivasyonu artırma),kamuda kalmalarını ve bu şekilde kamusal sağlık hizmetlerinin miktarını ve kalitesini artırmak için yapıldığına göre; kamuda çalışan doktorlar, mesai saatlerinde hastanede, mesai bitiminde veya öncesinde ise kliniğinde olmaya devam edecektir.
Çoğunluk dönmeyecektir. Çünkü bir birey olan kamu doktorunun da haliyle piyasa yaratma beklentisi ve hasta algılaması, davranışıyla ilgili motivasyonlar nedeniyle hastanelere dönüş pek mümkün olmayacaktır.
Bilahare, işin birey(doktor) bazında fayda-maliyetine baktığımızda, "hasta miktarı(ölçek), hasta profili ve vizite-prim -gelir ilişkilerinden ötürü " matematiksel olarak da dönmeleri çok kolay değildir. Yani bu düzenleme ile hastaneye dönecekler argümanı doğru ve tutarlı değildir. Dönmenin yolları başkadır.
Hasta her zaman, devlet imkânlarına kolay erişebilir ve bu hizmetlerde-sunumlarda öncelikli olma beklentisi ile tercihini kamuda çalışıp, özelde hizmet verenlerde kullanmak isteyecektir. Bu piyasa tarafından bilinen bir veridir, bilgidir.
Son tahlilde, hasta algılaması ve beklentisi (talep) bu yönde; doktorun gizli piyasa sunumu (arz) da buna dönük olacağı için, istesek de istemesek de piyasa böyle çalışacak ve kamuda çalışan doktor öğleden sonra özel kliniğine ya da özel hastanesine gitmeye devam edecektir. Çünkü vergi ve sair faaliyet giderlerine rağmen daha fazla kazanabileceğini bilecektir. Aksini söyleyen beri gelsin.
|