|
CTP, iktidar olduğu 2003'ten beri birçok kamu alacağı (vergi, elektrik, sosyal güvenlik, vs) ile ilgili mali af kararı aldı ve halen almaya da devam ediyor. Sanırım, artık tartışmamız gereken önemli meselelerden biri de
"mali aflar " konusudur.
Mali afların, ekonomik neticeleri ve ekonomik aktörler üzerindeki etkileri, iki tarafı keskin bıçak misali bir konudur. Elbette, normal şartlarda piyasada prestij ve itibar kaybedeceğini bilen borçlunun da; parasını tahsil edemeyen devletin de, mali af müessesesine başvurmada haklı tarafları vardır.
Ama mali af konusunun tarafları sadece borçu ile alacaklı olan devlet değildir. Ayni piyasada olan diğer aktörler, rakipler, vergi mükellefleri de aslında mali aflara dolaylı olarak taraftır. İnanın, işin bu tarafı da en az borçlu ile alacaklının iskontolu yeni bir anlaşma yapması kadar önemlidir.
Ne yazık, bizde iktidarlar sadece "kendi dönemindeki bütçe performansını ve kasasını düşünerek", af silahını, gelişi-güzel kullanıyor. İktidarlar için, mali afların piyasaya verdiği zarar ikinci derecede önemli oluyor.
Kronik giderlere müdahale edemeyenler veya gelir-gider dengesini ayarlayamayan kamu idareleri, af müessesine başvuruyor. Tabii, afların tek nedeni her zaman para toplamak değil; elbette bireyi veya işletmeyi yeniden kazanmak, sisteme dahil etmek ve normalleştirme gibi sosyo-ekonomik niyetler de vardır.
Gelişmiş demokrasi ve piyasa ekonomilerinde, çok büyük bir ekonomik kriz olmadığı takdirde, devletler mali af müessesine başvurmaz. Başvursalar bile(ki 5-10 yıllık dönemlerde olur), "sıkı kuralları ve standartları" olan mali aflar yapmaya çalışırlar.
Kabul ediyorum, çok arızı dönemlerde, büyük ve telafisi zor krizlerde, hükümetler, toplam fayda-maliyetine bakarak mali aflar yapar. Hatta bazen özel zararları, vergi verenlere yükleyip, kamulaştırabilirler de...
Yok bizim gibi sık sık ve kuralları-standartları zayıf, esnek mali aflar gibi. "Aha bu son, vallahi de billahi de son, bu tarihten sonra bir daha uzatmayacağız " gibi af sopaları ile yanlış yapıyoruz ve en kötüsü devletin otoritesini ve itibarını zedeliyoruz.
Sık sık af müessesine başvurduğumuz için, artık piyasada bu yönde beklentiler güçlendi. Artık, piyasada, devletle mali ilişki içinde olunan her alanda mutlaka mali af beklentisi vardır. Bu beklentinin ekonomide yarattığı anomaliler saymakla bitmez.
Kestirmeden söyleyeyim, serbest piyasa sisteminin en büyük düşmanlarından biri de af müessesisidir. Çünkü serbest piyasa sistemi, birey-işletme bazında " iyi-kötü, ödül-ceza ve kar-zarar dialektik mekanizmasıyla" çalışır.
Serbest piyasa sisteminden fayda sağlayan ülkeler, sadece bu dialektik kavramların şeffaf ve adil bir şeklide ortaya çıkmasına izin verir. Aksi, sistemi topyekun öldürür yoksa. Sık sık aflar sistemi çalışmaz hale getirir. " Kar, bireye-işletmeye; borç ve zarar devlete-diğer vergi mükelleflerine" yaklaşımı ile serbest piyasa sistemi çalışmaz.
Af yaparak, aslında çoğu zaman ayni piyasada, sektörde primini, vergisini, kamu borcunu zamanında tam olarak veya gecikme faizi bedelleriyle ödeyenleri dolaylı olarak cezalandırmaktayız.
Sürekli yapılan, ilkesiz, esnek mali aflar, ekonomide ve toplumda "morald hazarda(ahlaki zaafiyete) " neden olmaktadır. Aflar, gelecekte ekonomide ve vergi bilincinde zaafiyet yaratmaktadır.
Bireyler ve işletmeler, bir süre sonra "nasıl olsa af çıkar beklentisi" ile mükellefiyetlerinden istese de istemese de kaçmaktadır çünkü artık af bilinçaltına girmiştir. Ve bilmeliyiz ki, yarışmacı bir kültüre dayanan serbest piyasa sisteminde af beklentisi, ödemeyene avantaj sağlar ve zamanında ödeyenler için haksız rekabet yaratır.
Bir araştırma yapılsa, göreceksiniz ki, genelde aftan faydalananlar(istisnalar hariç) aslında basiretsiz, hesapsız-kitapsız iş insanlarıdır. Bilhassa, iş dünyasında mali aflara başvuranlar, genelde yatırım fizibilitesi, faaliyet gelir-gider aklı, nakit akım yönetimi gibi kavramları tanımayanlardır.
ÖDEYENLERİ de AF DÖNEMLERİNDE ÖDÜLLENDİRELİM
Son tahlilde, sebebi ve amacı ne olursa olsun, illa da mali af yapmak istiyorsak, en azından mali affın piyasada yaratacağı negatif etkileri hafifletmenin yollarını aramalıyız.
Mesela,nasıl ki,mali aflarla devlete borcunu ödeyenlere iskonto ve vadeler yaparak kolaylık sağlıyoruz,borcunu yeniden yapılandırıyoruz.Bence,primini,vergisini..vs düzenli, zamanında tam olarak ödeyenleri de ödüllendirmemiz lazım.
Hatta, bilhassa " bu ödüllendirmeleri mali aflarla eşzamanlı" yapmak lazım. Yoksa, primini, borcunu düzenli ödeyen (çünkü, gerektiğinde işinden, gelirinden, gerektiğinde servetinden taviz vererek, ya da borçlanarak ödeyenler var) enayi yerine geçer. Paranın alternatif getirisini unutmayalım.
Örneğin, sosyal güvenlik yükümlülüklerini zamanında ve düzenli ödeyen işletmelere, yanında çalışan sayısına göre (5, 10, 20, 30... çalışan sayısına göre) iskontolu prim ödeme imkânı sunabiliriz.
Yahut da, düzenli ödeyenleri, yeni istihdam yaptıkları takdirde işveren yükümlülüklerinde belli bir süre yine ödüllendirilebiliriz. Yani, anlayacağınız, af yaptığımızda ödemeyeni ödüllendirdiğimiz gibi; ödeyeni de ödüllendirmeliyiz. Aksi halde zamanında ödeyeni enayi durumuna düşürürüz.
|