|
Geçenlerde, bir ilki gerçekleştirdik ve KKTC Merkez Bankası Başkanı Ahmet Tugay'ı perşembe akşamı KIBRIS TV'de yaptığımız "Ekonomik Vizyon" programına konuk ettik. Merkez Bankası Başkanı ile ekonomi ve bankacılık sektörü hakkında konuştuk.
Açıkçası, içinde bulunduğumuz konjonktürde Ahmet Bey'in görüşlerini dinlemenin ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum. Çünkü, her ne kadar Merkez Bankası, görevi gereği ağırlıklı bankacılık sektörüne fokuslansa da, kapasitesi ve pozisyonu gereği, bana göre ülke ekonomisini en iyi analiz edecek kurumların başında geliyor.
Ha, çok etmiyor, o ayrı mesele tabii. Gerçi, son dönemlerde hazırladıkları çeyrek sektör raporu ile her geçen gün reel sektörü ve kamu maliyesini de daha yakından takip edeceklerinin sinyallerini veriyorlar.
Neyse, aşağıda, aklımda kaldığı kadarıyla Merkez Bankası Başkanı Ahmet Tugay'ın özetle ekonomi ve bankacılık sektörü ile ilgili yaptığı tespitleri satır başları ile aşağıda aktarmaya çalışacağım.
-Başkan, yerel ve global krizle ilgili bu köşede ve programda ortaya koyduğumuz ekonomik teşhislere, global krizin bize olası bulaşma kanallarına ve etkilerine katıldığını söylüyor. Bu maksatla KTTO'nun ortaya koyduğu açılımı, dış kredi sağlanması halinde, işin kuralları, kullanım yerleri sıkı bir şekilde tayin edilerek, özel sektör borçlarının yapılandırılması ve reel sektöre finansman desteği olarak kullandırılmasının ekonomi için olumlu olacağını söylüyor.
-Başkan, sektörün güçlü verilerini ortaya koyarak, genelde sağlam ve mudi güvenliği yüksek bir bankacılık sektörüne sahip olduğumuzu ve bu anlamda global krizden direkt olarak bankacılık sektörü olarak etkilenmeyeceğimizi söylüyor.
-Merkez bankasının reel sektörü bankacılık sektörü üzerinden takip ettiğini, direkt olarak reel sektörü yeterince analiz edemediklerini ama bu konuda analiz ve takibi artıracaklarını söylüyor. Daha çok DPÖ verilerine, öngörülerine göre reel sektörü takip ediyorlar.
-TC'den başkan olarak atananların sadece bankacılık sektörünün denetimine, düzenlenmesine ve gözetimine fokuslandıklarını; o yüzden piyasadan, reel sektör dinamiklerinden kopuk kaldıkları ve büyüme yönünde elindeki kısıtlı araçları kullanma konusunda risk almada isteksiz oldukları yönündeki eleştiriyi kabul etmediğini ve doğru olmadığını da söylüyor.
-Değiştirilen disponibilite tebliğinin etkisi ve TC şube bankaları ile yaptıkları ikna edici görüşmeler sonrasında TC şube bankalarının kredi kullanım oranlarının oldukça arttığını söylüyor.2004'lerde % 4 olan kredi/ mevduat oranı 2008 Temmuz verilerine göre % 34'lere ulaşmış. Artık, TC şube bankaları, kredi verirken mülkiyet konusunda eksisi gibi tutucu davranmıyormuş ve eşdeğer, tahsis malları da ipotek olarak alıyorlarmış.
- Sektörün kredi/mevduat oranı % 58'lere ulaştığını ve bankacılık sektörünün yeterince likit olduğunu ve eğer ihtiyaç olursa likiditenin artırılabileceğini söylüyor. Bütüne baktığınızda haklı ama piyasayı fonlayanlara baktığınızda bence durum biraz farklı.
- Tahsili geçmiş alacakların inşaat sektöründeki duraklamaya paralel arttığını, rakamın % 9.2'lere ulaştığını(ki kamu kredileri hariç oran % 12'lerdedir) ve Türkiye ve AB ortalamaları olan % 2-3'lere göre yüksek olduğunu söylüyor ve özellikle sorunlu kredilerdeki ipoteklerin nakde döndürülmesinde önemli sorunlar olduğunu söylüyor.
- Bankacılık sektörünün kredi motivasyonunu artırmak için hukuk mevzuatı,yargı süreçleri ile ilgili(ticari mahkeme,ilamsız icra..vs) değişimler yapılması gerektiğini söylüyor.Ayrıca,bankaların firmalara kredi verme iştahını artırmak için şirketlerin bilanço kalitelerinin ve standartlarının artırılması gerektiğini söylüyor.
- Merkez bankası, bankaların kaynak maliyetini düşürerek kredi maliyetlerini ucuzlatmayı bu konjonktürde düşünmüyor, çünkü faiz artışının, risk algılamasından kaynaklandığını, o yüzden bu konjonktürde fiyatlara yansımayabileceğini düşünüyor. Bilahare, bu dönemde bankalara kredi ve limitlerle ilgili ilave bir baskı yapmadıklarını da söylüyor.
- İki yıla kadar bankalar arası para piyasasını, interbank sistemini çalışır hale getireceklerini söylüyor ve bu konuda yazılım ihalesi aşamasında olduklarını söylüyor.
- Reel sektörlere kullandırmaları maksadıyla bankaların reeskont kredi kabiliyetini artırdıklarını ama bankalardan çok az talep geldiğini, kullanılmadığını söylüyor.
- Şirketler Mukayyitliği tarafından takip edilen ve tasfiye edilen 7 banka için ödenen toplam mevduat miktarı 168 milyon dolarmış, bunun karşılığında şimdiye kadar 10 milyon dolar tahsil edilebildiğini ve davaların sürdüğünü söylüyor.
- TMSF tarafından ise 6 bankanın varlık-kredileri tahsil edilmeye çalışılıyor ve bu bankalar için toplam 53 milyon dolar mevduat ödemesi yapılmış; şu ana kadar 3 banka ile sözleşme yapılmış ve bunların hakim ortaklarından toplam 45 milyon USD tahsil edileceğini, bugüne kadar da bu sözleşmeye bağlanan bu 3 bankadan 5 milyon USD taksit topladıklarını söylüyor. TMSF, toplamda 12 milyon USD tahsilat yapmış.
Bunlar dışında, Başkan, aşağıdaki konularda da açık fikirli ve bu konuların tartışılabileceğini söylüyor. Bunlar,
- Yeni bankacılık yasası hazırlığı aşamasında, hem yeni girişler için ülke koşullarına uygun dinamik standartlar getirilebileceğini, hem de özellikle yeni gelen ve kredi verme iştahı yüksek şube bankaları için mevzuattan doğan sıkıntıların aşılması ile ilgili konuların tartışılması gerektiğini söylüyor.
- Kalkınma Bankası tahvil alım standartlarının kredi/mevduat(içerde topladıkları) kriterine göre göreli fiyatlanmasının daha piyasacı ve motive edici olabileceği yaklaşımını benimsediği ama bunun düzenlenmesinin Kalkınma Bankası yasası ile olabileceğini, dolayısıyla yetkinin kendilerinde olmadığını söylüyor.
|