|
Hayat daimi bir inşa ve yenilenmedir. Herkes müsbet anlamda kendisini geliştirmek, ehliyet ve liyakat kazanarak maddi ve manevi anlamda yükselmekle yükümlüdür. Bulunduğu makama torpille değil hak ederek gelmek esastır. İlahi taksimata razı olmak, mütevekkil olmak, yerinde saymak değildir. Basamakları tırmanırken kavga etmemek, başkalarının omuzlarına basarak yükselmeye çalışmamaktır. Hak edilmeyen servet ve iktidar düşmanlık sebebidir. Bu servet ve makamlar bir bakıma gasp ve hırsızlıkla elde edilmiş sayılır. İktidarı zorla ele geçirenlerin, vurgunlar ve hortumlarla servet yığanların feci akıbetleri ortadadır.
İnsan olmak da diğer varlıklara göre bir imtiyaz ve ayrıcalıktır. Ama insan olmanın da bir riski ve bedeli vardır. İnsan emaneti yüklendiği, akıl, irade ve hürriyetle donatıldığı için üstündür. Alemde her şey insanın emrine verilmiştir. Bu bir bakıma insana verilmiş bir kredidir. Bu kredinin verimli kullanılması ve sahibine iade edilmesi gerekir. Aksi halde Ahsen-i takvimlikten esfel-i safiline (cehenneme) düşmek söz konusudur. İnsan olmanın bedelini ödeyemeyenler, krediyi vereni unutanlar, hesap günü gelince "keşke toprak olsaydım" derler. Bu ilâhi krediyi yerinde kullanamayanların iflas anındaki pişmanlıklarını ifade etmektedir. Şayet bu kredi yerinde kullanılsaydı ebedi âlemdeki karşılığı, kat kat olacak, nedamet, pişmanlık yerine ebedi sevinç ve mutluluğa dönüşecekti.
Öyleyse herkes sahip olduğu şeyleri teker teker göz önüne getirip, bunların hesabını verebileceği şekilde kullanmalıdır. Her şey elimizde emanettir. Emanete riayetin sonu emin olmak, hıyanetin sonu ise rezil olmaktır.
Allahın sonsuz nimetlerinin bedeli kulluk ve şükürdür. Şükür nimeti artırır, küfür ise azabı gerektirir. İnsan ibadet ederken "Allah bana ne verecek" yerine "Bana verdiği bunca nimetlere karşı ben Allah'a ne vereceğim" demelidir. İnsanoğlu nimetleri görünce, nimetlerin sahibini unutmakta, Ona karşı nankörlük etmektedir. Bunu Yüce Mevlâ şöyle belirtiyor: "Allah, kendisinden istediğiniz her şeyi size vermiştir. Eğer Allah'ın nimetlerini saymak isterseniz onları sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim ve çok nankördür" diyor Yüce Allah İbrahim süresinin 34'cü ayeti kerimesinde.
Aslında Allah'ın verdiği nimetlerin bedelini tam olarak karşılamaya kimsenin gücü yetmez.
Bize düşen; onu Rab olarak tanımak, aczimizi itiraf etmek, günahlarımızdan pişmanlık duymak, gönlümüzü Onun rıza ve sevgisi istikametinden ayırmamaktır.
(ALTINOLUK)
|